Zamansız Veda
Ayrılık ateşini hafifleteceği yerde daha da alevlendiren sözlerin sevdikleri üzerinde bıraktığı tesir metanetlerini kırıyor,bağlamanın yanık tellerinden akseden arabesk nağmeler gibi gönül tellerini titretiyor her gün topuklanan kaldırım taşları gibi aşındırıyordu yüreklerini.Uçuruma dikilmişti bakışlar;öğütülmüş gencecik hayatın zamansız aralarından vedasına inanamıyor bozkır sıcağında boncuk gibi iri,soğuk terler döküyorlardı.Sisin ortasında yol alan katar gibi naaşın etrafında dizilmişler ayva rengine bürünmüş yüzlerine çöken hüzünle lal olmuş dilleriyle hayata yenilmişliğin tablosunu resmediyorlardı.
Munis öpücüklerle,tatlı bir şımarıklıkla uğurlamıştı eşini henüz…Hani kısa soluklu olacaktı bu yorucu iş gezisi…Nefis bir gün batışında karşılayacaktı yolcusunu havalimanında bal köpüğü saçlarını yele verip…Becerikli elleriyle hazırlamıştı sevdiceğinin en sevdiği mezeleri,zeytinyağlıları kulaklarına neşeli kuşlar cıvıldarken…Alçak gönüllü papatyalar derlemiş koymuştu vazolara mahcupça gülümseyen,hayal gözlüsüne yaranmak için.Nereden bilecekti dönüş biletinin meçhule kesildiğini…Büyü bozulmuş ılık,ılık olan yüreği onulmaz bir acıyla kavrulmuştu.Cıva gibi hareketli,hazırcevap genç kadının nutku mühürlenmiş kendine hoyrat davranan talihine küserek sessiz fakat Dünya'yı kuşatan çığlıklarla aşk bahçesinde açan ilk ve tek gülünün yasını tutuyordu…
Beyaz yelkenli büyücek bir gemi,nemli bir bezle tozu alınmış ayna saydamlığındaki deniz üzerinde ahenkli bir salınımla rıhtıma doğru kuğu zarafetiyle süzülüyor;beyaz giysili genç,yaşlı yolcularını ebediyete taşımaya hazırlanıyordu…Koca gemiden çıt çıkmıyor yolcular bu derin sessizlikte keyifsizce uğurlayanlarını süzüyorlardı…Veda yüreklerin kapısını çalmaya hazırlanırken çeneler pancar motoru gibi hah ağlamaklı kah dua ile sessizce titreşiyordu…Hazırlıksız yakalanılan o bilinmeyen yolculuğa çıkarken geride kalanların yaşamı;durgun sularda demirlemiş gemi içine hapsolmuş hayatlara benzeyecek,takvimler umarsızca ömürlerinden bir şeyler koparacaktı yalnızlıklarında…
Boğazdan geçen demir yığınının şafağı yırtan tiz sesi yankılandı sabah rüzgarının şiddetiyle kulağında genç adamın…Kükreyen dalgalar tonajı büyük gemiyi salladıkça aralık pencereden süzülüp gelen ses uyku sersemliğiyle dar alanda yankılandıkça yankılanıyordu…Hercai tebessümlerle şükretti sadece rüya gördüğüne…Zamansız yaptığı bu inanılmaz yaşanmışlığı unutturacak lepiska saçlı eşine sarıldı sevgi ile hiç bırakmamacasına…
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.