Suskun Şehir Serenadları
Ağlama,
Son yalnız bugün öldü…
Sarı yapraklardan bir sala bindirdiler
Toprağa karıştı tüm yeminleri.
Cebinde ağır yaralar taşıyordu,
Yangının resmini çizmişti kül tablasına.
Avuçlarında kaç hayat saklıydı
Ah bir bilsen
Hiçbir çınar göçmezdi bu kadar mahzun
Mezarını eylül yağmurları kazdı
Hasret türküleriyle uğurladılar onu
Kollarını kör baltalarla budayıp!
En büyük eksikliği olmalıydı belki de,
Sevdasını fazlasıyla icra etmesi!
Gözyaşı meşru suçlardan sabıkalıydı
Yüreğinde düneyen güvercinleri
Uçuramadı ömrü billah.
İntiharlarına bir özne arayarak tüketti nefesini
Demir kapının gıcırtısı ilhamı olmuştu
Yakışıklı bir yalnızlıktı omuzladığı
Gören imrenirdi kifayetsiz bakışlarına
Sen ağlama
Sığ kayalıklar okyanuslarda boğulmadı henüz daha!
Gök kubbe tek heceyle azarladı onu
Düşleri esmer tenlerde can bulan
İri göbekli yaşamlardan peydahlanmamıştı.
Kalın paltosunun içinde saklardı ayazları
Dudağını bükerdi güneş kollarına uzandığında.
Ağlama sen!
Olmasa da olur demişti…
Demini alsın diye beklettiği cümleleri
Katıksız tüketti hayat!
Doyumsuz bir toprak kokusuyla uyanıyor şimdi
Acının iliklerimize aşılandığı saatler gibi
Lezzetli ve doyumsuz bir toprak kokusu!
Son yalnız bugün öldü…
Sarı yapraklardan bir sala bindirdiler
Toprağa karıştı tüm yeminleri.
Cebinde ağır yaralar taşıyordu,
Yangının resmini çizmişti kül tablasına.
Avuçlarında kaç hayat saklıydı
Ah bir bilsen
Hiçbir çınar göçmezdi bu kadar mahzun
Mezarını eylül yağmurları kazdı
Hasret türküleriyle uğurladılar onu
Kollarını kör baltalarla budayıp!
En büyük eksikliği olmalıydı belki de,
Sevdasını fazlasıyla icra etmesi!
Gözyaşı meşru suçlardan sabıkalıydı
Yüreğinde düneyen güvercinleri
Uçuramadı ömrü billah.
İntiharlarına bir özne arayarak tüketti nefesini
Demir kapının gıcırtısı ilhamı olmuştu
Yakışıklı bir yalnızlıktı omuzladığı
Gören imrenirdi kifayetsiz bakışlarına
Sen ağlama
Sığ kayalıklar okyanuslarda boğulmadı henüz daha!
Gök kubbe tek heceyle azarladı onu
Düşleri esmer tenlerde can bulan
İri göbekli yaşamlardan peydahlanmamıştı.
Kalın paltosunun içinde saklardı ayazları
Dudağını bükerdi güneş kollarına uzandığında.
Ağlama sen!
Olmasa da olur demişti…
Demini alsın diye beklettiği cümleleri
Katıksız tüketti hayat!
Doyumsuz bir toprak kokusuyla uyanıyor şimdi
Acının iliklerimize aşılandığı saatler gibi
Lezzetli ve doyumsuz bir toprak kokusu!
Toprak
5.10.2011
Suskun Şehir Serenadları başlıklı yazı Toprak tarafından
19.12.2011 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.