Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Hicret Konuşmaları

HİCRET KONUŞMALARI (I)

Kim anlatabilir bize / İnci gibi dize dize

Hicret içinde hicret/ Mucize içinde mucize.

Gölgesi düşmüştü Elçinin / Bulut bildi bunu

Taşlar bildi/ Bildi ağaçlar /Hayvanlar bildi

O'nun Elçi olduğunu

Kulağı yerde Varaka / Dinlemekte ayak eslerini

Gölgesizin gölgesini

Yemin ederek Allah'a

"No'lurdu genç olsaydım / Vatandaşların seni

Çıkardıkta Mekke'den / Yardım etseydim sana

Hiç şaşma / Hiçbir Elçi yok ki

Kovulmasın yurdundan" / Her peygamber hicret eri

Durgun suya ta saldı / Dalgalar çevreyi sardı

Ayırdı evladı atadan /Akîde koyan adam

Tutuculuk sert esiyor /Baba Halid'i kesiyor

Yüce Elçi'den izin /"Ötesinde denizin

Hurması bol /Hürriyeti geniş /Habeşistan'a gidin"

Ve daralan gidiyor / Hicret ediyor

Rukiye'nin kocası /Hicret etti

Yüce Elçi haber sordu /Kureyş'li kadın, diyordu:

"Bindirmiş karısını /Arık bir eşeğe

Çekip gitmekteydi yularından"

Kardeş Lût gibi / Yanında ailesi

İlk hicret eden adam /Abidesi hayânın

Cömertliğin heykeli / İki nûr sahibi

Affan oğlu Osman

Ve Cafer… /Ardında yetmişyedi nefer

Bir düzine inanan kadın /Adım adım

O, sürekli öndeydi /Bayrakdar olmadan bile

Olmadan Cennet'e yâr/ Olmadan Cafer-i Tayyâr

"Eeeeyyyy Müslümanlar"

 Din uğrunda işkenceye/ Eziyete katlananlar

Yumurta pişiren kumlara /Çıplak yatırılanlar

Sevimli olduğu halde / Evlatlıktan atılanlar /

Hasıra sarılarak/Tütünde tutulanlar

Göğsüne taş yığılarak/ Çölün Cehennem'inde

Susuz bırakılanlar

Elleri bağlanarak / Dayak atılanlar

Dövülen sövülenler / Yurdundan kovulanlar

"Hicret edeceğiniz yer / Gösterildi bana

İki kara taşlık arasında / Ve hurma"

Muştu Müslümanlara / Müjde Ensar'a

İki ileri bir geri / Hurma müminin benzeri

Hicret…/ Söylemesi dile kolay

Uygulamak büyük olay / Yurdunu terk edeceksin

Gurbeti seçeceksin /Hazır ekmek-aşını

Cananı, arkadaşını/ Öz yurdudan geçeceksin

Muhacir yurdunu terk etti /Sevdiğini, malını, mülkünü

Gurbeti seçti

Hicrette ayrılık / Ayrılıkta gurbet

Gurbette çile /Hem de bile bile

Karşılığı o denli

Mekke acımasız idi /Bırak köleyi

 Bırak kimsesizi / Ebu Bekir gibi adam

Bıktı bu sıkıntıdan / Fakat onu kim tanımaz

İster Hicaz ister Yemen / Ve de Habeş ilinden

Geri dönderdiler hemen /  "Dokunsun" dedi Kâre'li

"Varsa kendine güvenen!"

El mi yaman bey mi yaman / Kâre'li de dize geldi

"Artık seni koruyamam"

Öyle bir Ebubekir ki/ "Senin himayen sana

Allah bana yeter" dedi.

Kolay söylenir ya adı /Hicret kolay olmadı

Müşrikler durmadılar/ Tuzak mı kurmadılar

Yandı muhacir canları / Zincire mi vurmadılar

Yakalayıp çıkanları/ Güne gün eklettiler

Aylarca beklettiler /Dövdüler duranları

Çıkanları dövdüler/ Kurtulanlara sövdüler

Kimini tavladılar / Merhameti avladılar

Yalan tohumu ektiler / Diyerek karaya ak

Dönderdiler kandırarak/ Sonra döneklik ettiler

Kâfirler dönektirler.

Hele Suheyb'in durumu / Bırakıp gelmişti Rum'u

Ticaretle uğraştı / Nice zenginleri aştı

Hicret etmek isteyince / Mallarını vermediler

"Geldiğin gibi…" dediler

Hicret içinde hicret /Herkes anlayamaz, ince…

Nefsin satıp rıza aldı / Ondan da bir iz kaldı

Müjdeledi Ebubekir / Kur'an onu muştuladı

Kaldı yarınlara adı.

"Ameller,  niyete göre / Hicret edenin hicreti

Allah'a ve Rasûlü'ne / Ümmükays adlı gülüne

Geçecek odur eline / Neye ettiyse hicreti"

Ve Ömer / Mekke'liler döner

"Size diyorum / İşte ben gidiyorum

Size sesleniyorum Mekke'liler / Analarını ağlatmak

Ak üstüne kara bağlatmak / Varsa içinizde

Karılarını dul bırakmak isteyen / Düşsün arkama

Gidiyorum işte ben!" /Ama Ömer bu

Elçi'nin Allah'dan dileği / "İki Ömer'den biri" dediği

Rabbinin lutfu / Şeytanın görünce korkusundan

Girecek delik aradığı / Ömer Hattaboğlu

Ensar ki / Tayların özenle yetiştirildiği gibi

Kucak açtılar İslam'a / Kimsenin bakmadığı

Davete kulak kabartmadığı  / Köşe-bucak kaçtığı

Ahmed-i Muhammed'den / Sallallahu Aleyhi ve Sellem

Mecenne'd, Ukkaz'da, Mina'da

Andolsun semaya / Ve karanlık geceye

Yemişbeş Yesrib'li / Ve Yüce Nebi / Ay gökte altın tepsi

İlerde bir sahabî diyecekti:/ "Ayın ondördü bir gecede

Sözleşenler sözleşti/  Sözleşenler söz kesti:

"Seni koruyacağız canımız gibi"

Duymadı kimse / Kimse sormadı, nedir?

Geceler, gebedir.

Ya Akabe geçit / Ya geçit Akabedir

Medine Devleti'ne.

Muhacirler gelince / Yanlarında iki denk mal

Yükte hafif, ağır pahâda / Evs ve Hazrec bakmaktalar

Yiyecek gibi / Cimri, paylaşacak kadar

Ruhlara devrim gelince /Mallarını verdiler

Canlarını verdiler / Muhacir kardeşlerine

"İki karımız var / Birini boşayalım" dediler

Karşı taraf ince mi ince.

Zübeyir bin Avvam / "Çarşı'nın yolunu" dedi

"Gösterin sadece"

Muhacir ki /Neyi varsa yitirdi /İğneden ipliğe

Ensar ise iğne gibi / Kendisi çıplak idi /kardeşini giydirdi

İyilikte yarış / Geçmek yanındakini

Olsa da bir karış / Ensar, yarış ettiler

Muhaciri ağırlamak için / Kur'a çektiler.

Akabe ondan sonra Akabe oldu / "Biat" sözü öylesine

Geçti tarihe /Altı kişi / Yani yarım düzine

Derken oniki / Sonra bire on bire yirmi

Bire kırk, bire yediyüz / Rabb'in yardımı düpedüz

Medine'ye bir yıldız kaydı / Mus'ab bin Umeyir adı

Sonra yıldızlar, yıldızlar…

Yıldızlar nasıl kayarsa Ağustos geceleri

Hicret yurdunun hocası/ Anlatıyordu

Güzel, iyi, doğru / Altın, bakır, demir, taş

Bir bir düşüyordu putlar / İnananlar bir ordu

Bir düzine Yesrib'li / And içti, söz verdi

"Sevinçte ve kederde / Genişlik, darlık, sıkıntı

Her zaman ve her yerde /Allah'a hiçbir ortak yok

Kınayanın kınaması / Ayıplanmaktan korkma yok

Hırsızlık, zina yapmak /Ve de iftira atmak yok

Yalnızca ana uymak / Yalnız seni dinlemek

Karşılığı Cennet"

Ubeydullah bin Rafi gelince / Elinde şarap testisiyle

Samid ğlu Ubade / Aldı ve yere çaldı / Tekrarladı biat'ı:

"Gençlikte, ihtiyarlıkta / Bollukta ve darlıkta

İyiliği emretmek / Kötülükten el çekmek

Karşılığı, Cennet"

Rüyası vahiydir Elçi'lerin / Gösterildi hicret yrdu

"Güzel arkadaş" va'diyle / Ebu Bekir durdu

Kulağı yerde beklerken / Güneşin Cehennem kaynadığı

Bir öğle vakti /Hiç de âdet değilken

Kapı vuruldu /Saatler kuruldu

Kondu kurdelalı azığı…

İki hecin devesi / Günlerdir kasları gerili

Kutlu yolculuk için "Başla" komutu bekliyor

"Bağımız çözülse…" diyor /O'nu taşımak için

Şeytanca tuzak kuruldu / Seçildi Kureyş'in gençleri

Her koldan Rasûlün evi sarıldı

Eleri kılıçlarında / Kılçlarında elleri

Kureyş gençleri.

Gözlerine toprak saçtı kâfirlerin /Allah'ın koruduğu

Yasin okudu:/ " Sen gönderilmiş Elçisin

Allah mühürlemiştir kalplerin / Perdelenmiştir gözleri"

Geçti aralarından

Yerin kulağı duydu / Kulağı duymadı kâfirlerin.
Mardin/1979

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Hicret Konuşmaları

Mustafa IŞIK Mustafa IŞIK