23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na sayılı günler kaldı. Ülkemin her yerinde sınıflar süslendi, okullar şenlendi. Çocuklar kadar biz öğretmenler de heyecanlıyız.
Üç ay önce başlayan
çalışmalarımız her gün aralıksız devam etti. Amacımız çocukların bu bayramda da
güzel bir gösteri sunmalarına yardımcı olmak. Bu öyle zor ki. Bu heyecanı her
yıl yaşamak daha da zor…
Özellikle okul öncesi
öğrencilerinin küçücük yaşlarında böyle bir sorumluluk alabilmeleri 14 yıllık
öğretmenliğime rağmen bana hâlâ akıl almaz geliyor. Sosyalleşme, toplum önünde
dikkati dağılmadan öğrendiklerini sergileyebilmeleri gerçekten büyük başarı
değil mi? Onlara ne kadar başarılı olduklarını fark ettirmek gerekiyor. Ben
bunu sık sık dile getirmekten gocunmuyorum çünkü çocuklar övgü ve teşfikle
başarılarını artırıyorlar.
Velilerimiz de en az
bizler kadar heyecanla o günü bekliyorlar. Hepsi o gün için çocuklarını
hazırlıyor; psikolojik ve giyim açısından. Belki siz de bir velisiniz, benim gibi.
Eminim siz de çocuğunuzla aynı heyecanı yaşıyorsunuz.
23 Nisan da izlediğiniz
bir gösteri bir kaç aşamadan geçiyor; siz de biliyorsunuz. Öğretmen önce daha
önce oynatılmamış- ya da az oynatılmış- ya da çok klasikleşmiş bir gösteriyi
seçiyor ve bu gösteride yer alacak çocukları belirliyor; Muhtemelen hepsini.
Ardından müzik seçimi,
kostüm seçimi ayrıntılarına giriyorsunuz.
Ben kendi açımdan söyleyeyim
terziden geçen yıl randevu aldım çünkü o kadar yoğun oluyorlar ki istediğiniz
modeli dikmeyi kabul ettirene aşk olsun.
Öncelikle seçtiğiniz
oyunu/etkinliği, velilere beğendirmek zorundasınız. Ben altı yaş grubu
öğrencilerim için sadece bale gösterisi sunmak istemiştim fakat velilerim “İkinci
bir gösteri daha olsun” diyerek bana güvendiklerini gösterdiler.
İkinci etkinlik için de kıyafet
gerekiyor. Bu veliye de ikinci bir yük. O yüzden ikinci etkinliği zorunlu tutmayı
doğru bulmadım. Bütün sınıfın ikinci etkinliğe katılacağını tahmin edemezdim
tabi. Baleye katılacak kız öğrenci sayımız 16’yı geçemedi. Malum bale kıyafeti
biraz masraflı oluyor.
Çocuklar ölçülerini
verirken bile heyecanlandılar. Çalışmalar her gün 20 dakika sürdü. En başlarda sadece bir lastik öğrencimiz bacaklarını sıfır açıp yere otururken ikinci ayın sonunda
bu sayı on, üçüncü ayın sonunda on iki oldu. Çalışınca her şeyin başarılacağını
da disiplinli çalışmayı da öğrendiler.
Geçen hafta elbiseleri hazır
bir vaziyette sınıfa geldiğinde kıyafetlerini denediler ve onları o halde
görmek beni çok mutlu etti. Kimileri “Bu minikler bu kıyafetlerle sahnede
dursalar bile yeter!” dediyse de ben emeklerim boşa gitsin istemem elbette.
Veliler de paralarının. Çünkü çocuğunu mahrum etmemek için hassas davranan
velilerimiz beni çok duygulandırdı. Bunun yanında “Beş dakikalık gösteri için
bu parayı” veremem diyerek kızını günlerce ağlatanları da belirtmek isterim. O
beş dakika onun ömrü boyunca unutamayacağı bir an olacak biliyorum. Durumu
olmayan öğrenciler toplu alışveriş nedeniyle mağazaların desteği ile
giydiriliyor. Bu da o çocuk için ikinci bir sevinç kaynağı oluyor. Hayal bile
edemeyeceği bir elbiseyi giyebilmek bir çocuk için ne demektir bilir misiniz?
Şimdilerde bazıları “kızımın
hayatı bale oldu” dese de ben sahnedeki performansını merak ediyorum. Yılda bir
kere olan çocuk bayramımız güzel geçsin istiyorum. Allah kimsenin emeğini boşa
çıkarmasın.
Bir gösteri o kadar çok emek
istiyor ki bunu eğitim- öğretim içerisinde hazırlamak daha da yorucu oluyor. “Bu
da bir eğitim” diye düşünerek hareket ediyoruz. Sonuçta sıraya girmeyi, aynı
anda aynı hareketi yapabilme becerisini kazandırmaya çalıştık. Üstelik bale
gerçekten zor bir iş…
Salonumuz hazır;
çocuklarımızın bayramda ıslanmasını, üşümesini göz önüne alamadık. Provalar bugün... Seyrederken tadını çıkarın ki mutluluğu birlikte yaşayalım. Okulumuzun
tüm sınıfları pazartesi sabahı aynı salonda ayların birikmiş heyecanı ile
toplanacağız. Allah yüzümüzü kara çıkarmasın.
Bütün çocukların 23
Nisan Ulusal Egemenlik Bayramınızı kutluyor, gül yanaklarından öpüyorum. Yaşasın
23 Nisan.