Ankara'da Çengelhan sokaklarında gezerken Nisan Ayının verdiği müjdeyle uğraşıyor küçüğüm. Habersiz o bazı şeylerden. Paranın dünya lideri olduğundan, derdin süs diye kalbimize takıldığından, kayıp çocuk gibi sürekli mutluluğu aradığımızdan. Ve yine habersizdi... Elazığ'dan gelen bir kızın, Ankara'da fotoğraf makinesiyle onu çektiğinden...


Seneee 2011… Yalnızlığın verdiği bir burukluk var içimde. Küçük Elazığ’da kocaman yüreğimle tek başımaydım. Etrafımda insanlar vardı elbet lakin bana kendimi böyle hissettiren bir şeyler vardı. Sınavlarım üst üste gelirken sığındığım limandı hep sessizlik. Bahar yaklaşıyordu… Tam da bu vakitlere tekabül ediyordu yaşadıklarım. Geçen senenin bu zamanlarına… Bir huzur doğdu sonrasında içime. Gidecektim küçücük Elazığ’dan kocaman yüreğimle, geri dönmek kaydıyla... Ancak hiç önemli değildi geri dönmek. Gidecektim ya, pek alaydı bu benim için. E nihayetinde otobüse dahi bindik. Yoklama alınıyor, hazırlık yapılıyordu, gitmek adına. Her şeyi yerli yerinde bırakıp gittiğimizde koyulduk yola


Hani şarkı da diyor ya;

"Bindik bir alamete

Gidiyoruz kıyamete..."


Derken kah Fırat Köprüsü, kah azar azar kalan karların hakim olduğu dağlar, kah başka şehirler diye diye taa Ankara'ya vardık. Kavuşmuştum sonunda başka bir mekana. Aziz Elaziz kıskanmış olmalıydı Ankara'da yaşadığım huzurlu günleri. Bilirdi çünkü pek huzurlu günü bana göstermediğini... Her ne ise...


Ankara'da yüz seksene yakın öğrenci varken ben dört kişiydim. Ben, keyfim, kahyası ve fotoğraf makinesi. Geziyoruz birlikte, bir an deseniz ayrılmıyoruz birbirimizden. Öyle böyle keyif çıkarıyorum her adımımda. Tam o sırada Çengelhan'a gidileceğini söyledi hocalar. Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik. Sonrasında Çengelhan'a  gittik. Pek modern olmasa da az çok aşina olduğumuz bir havayla karşılaştık. Tabiri caizse çingene mahallesi. Ama temiz, ama güzel, ama etkileyici...


Sokağın başından başladık, adı Çengelhandı. Birinci ara sokak değil, ikinci ara sokak değil, üçüncü ara sokak... Tam orada küçüğüm kendi kendine vakit geçiriyordu. Elinde bir şeyle uğraşıyordu. Baktım ki ağaç dalını oyuyor, soyuyor bir hallere sokuyordu. Pek ilgimi çekti o kare. Tam bir fotoğrafçı gözüyle düşündüm bastım deklanşöre. Bu fotoğraf çıktı sobra kareye...


Ağacı oyuyor, souyor, bir hallere sokuyordu küçüğüm. Empati yaptım, bir daha, bir daha ve bir daha... Düşündüm edebiyat aklıyla. Ben o ağaç dalını neye benzetebilirdim diye. Anlık bir irkilmeyle geldi aklıma... Neden bir insan olmasın ki o... Evet aynen öyleydi. Bir insan hayatının cansız örneğiydi. Açıklıyorum şimdi size. İnsanın cansız olan o örneğini. Buyrun okuyun şöyle keyfinizi sürerek, çayınızı yudumlayarak...


İnsan değil midir ki harcının kavrulduğu. Yaşadığınız acılarla yoğrulduğunuz, yorulduğunuz acılarla ağladığınız, ağladığınız günlerle umutsuzlandığınız...


İnsan değil midir ki gözlerinin içinin güldüğü. Yaşadığınız mutlulukla tebessüm ettiğiniz, tebesümlerinizle mutluluğunuzu dile getirdiğiniz, dile gelen mutlulukla umutlandığınız...

İşte yazdıklarım misalinde fotoğrafta ki küçüğüm de harcını kavuruyordu ağaç dalının. Kendisine göre şekillendiriyordu. Böyleydi benzetmem. Bakış açım böyleydi. Böyleydi düşüncem.


Sonrasında da ben hayal dünyamın harcını kavurdum, fotoğrafı gözledim, etrafı yokladım... Yoklama yaptığımda herkes geri dönmüştü. Ve biz otobüsten iniyorduk. Aziz Elaziz'e geri dönülmüştü. Sesler Elaziz'den geliyordu.


Ankara serüveni 4 gün yaşanılan vakte sığacaktı, bir düz yazıyla da sonlanacaktı. Yoklama yaptığımda herkes geri dönmüştü.  Aziz Elaziz'e geri dönülmüştü. Oysa benim kalbim Ankara'da kalmıştı.




 

 

 

( Ankarada Çengelhan Anıları başlıklı yazı G ö k ç é ! tarafından 23.04.2012 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu