Senin Aşkından Bilmem Nideyim
Cânânım sen aşk eyledin bizleri
Yine fikrim hayalin gözlerimde
Gönülden gitmedi senin sözlerin
Bir hayli zamandır görmedim seni
Söyleyin yârime de hep o beni
Mecnûn-vâr eyledim ben bu cihânı
Aşkın ile dolar gözüm yaşları
Eğer ölür isem giz benden yana
Bahar gelir bahçelerin açılır kana
Bir sazı gelin de söylesin bana
Doldur bardakları sevgi sözleri
Emrah’ım bilmem ne haldedir hâlim
Geçti gitti güzel günlerim solgun
Düştüm gurbet ele zâr-ı meflûlüm
Naz eyleyip yatan yâr ne murâdım
Edebi İnceleme
Erzurumlu Emrah’ın "uzun ayrılık" temasını işleyen koşmalarındandır. Şiirin omurgasını sevgilinin yokluğunda zihinde durmadan canlanması ve bu canlanmanın acı vermesi oluşturur.
İkinci dörtlükteki "Mecnûn-vâr eyledim ben bu cihânı" mısrası, Mecnun-Leyla kıssasına gönderme yaparak âşığın aşkla aklını yitirmiş hâline işaret eder. Halk şiirinde Mecnun, mutlak âşıklığın ölçüsü olarak sürekli zikredilir.
Üçüncü dörtlükteki "Eğer ölür isem... Bir sazı gelin de söylesin bana" mısraları, âşık geleneğinin "saz başucunda söylenen ağıt" tasavvurunu yansıtır. Saz şairi öldüğünde de aynı sazın bir başkasınca eline alınması, geleneğin sürmesi anlamına gelir.