Sırma Saçlı Ela Gözlüm
Bana benden yâr olur mu Mihriban
Aşkın deryasına dalıp da yüzene
Kıyısı karanlık zar olur mu Mihriban
Bir gül koklasam koklasam dilberi
Süzülüp sevdamın yetişir yeri
Yüzünde belli güneş ile kameri
Ben yandım yaktın da kor olur mu Mihriban
Karacaoğlan der ki güzel deryadır
Bir tatlı sevdadır gönülden gelmedir
Yârinden ayrılan virâne hâldir
Bana benden yâr olur mu Mihriban
Edebi İnceleme
Karacaoğlan’a atfedilen "Mihriban" temalı koşmalardan biridir. Mihriban (Farsça: "sevgi dolu, şefkatli") halk şiirinin sembolik kadın adlarındandır.
İlk dörtlükteki "Bana benden yâr olur mu" sorusu, sevgilinin de tıpkı kendisi gibi sevdaya tutulup tutulmayacağını, kendisiyle eşit derecede sevip sevmeyeceğini sorgular. Halk şiirinin karşılıklılık (mütekabiliyet) arayan bir aşk anlayışı vardır; tek yanlı sevda ile yetinmek istemez.
"Aşkın deryasına dalıp da yüzene" mısrası tasavvufî mazmunla halk diliyle birleşir: aşk denizi (bahr-ı muhabbet), kıyısı bilinmez bir derinliktir.
İkinci dörtlükteki "Yüzünde belli güneş ile kameri" mısrası, sevgilinin yüzünde hem güneşin (mihr) hem ayın (kamer) izlerinin bulunduğunu söyler. Bu, hem mazmun hem de "Mihriban" adının "mihr" (güneş, sevgi) köküne işaret eden bir kelime oyunudur.
Son dörtlüğün "Yârinden ayrılan virâne hâldir" mısrası, Karacaoğlan’ın temel temalarından biri olan "ayrılık halini virâneye benzetme" alışkanlığını yineler. "Virâne" hem yıkık ev hem yıkık gönüldür; halk şiirinin somut imge zenginliğine bir örnek daha.