Bir Leğen Bir Tas Ve Mandalina Kokusu
Şimdi çocuklara “Hadi banyo yap” desen, banyoya girip sıcak suyu açıyorlar.
Duşakabin var, şampuan var, duş jeli var...
Bizim çocukluğumuzda ise banyo dediğin biraz daha mütevazıydı.
Bir leğen, bir tas ve sabrı sınırlı bir anne.
Pazar günü gelince annem leğeni ortaya koyardı. Biz de onu görünce bir süre ortalıkta görünmemeye çalışırdık.
“Ben bugün yıkanmasam?”
Cevap genellikle kısa olurdu:
“Gel.”
Ve konu kapanırdı.
Su hazırlanır, leğene doldurulur, tas da baş köşeye geçerdi.
Annem bir eliyle bizi tutar, diğer eliyle tası doldururdu.
O tas var ya...
Sadece su taşımıyordu.
Gerektiğinde kafaya hafifçe konan bir uyarı sistemi olarak da görev yapıyordu. 😂
Sonra annem başımızdan tas tas su döker, biz de leğenin içinde mümkün olduğunca az hareket ederek banyonun bitmesini beklerdik.
Banyo bitince temiz pijamalar giyilir, saçlar sobanın başında kurutulurdu.
Ev mis gibi sabun kokardı.
Bir de sobanın üzerine atılmış mandalina kabukları...
O koku bütün odaya yayılırdı.
Şimdi düşününce, o küçücük leğenin içinde koskoca bir çocukluk varmış.
Bir leğen, bir tas, sobanın sıcaklığı, temiz pijamalar, mandalina kokusu ve annemin hazırladığı o havlu...
Şimdiki banyolar daha konforlu.
Ama hiçbir duş, pazar günü annemizin hazırladığı o leğenin yerini tutmuyor.
Çünkü biz sadece yıkanmıyorduk.
O leğenin içinde çocukluğumuzdan geçiyorduk.
Ve ne garip...
O zamanlar bir an önce büyümek isterdik.
Şimdi ise insan bazen sadece o sobanın yanına dönüp biraz çocuk kalmak istiyor.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.