Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

İşte gül hocamdan duydu dolu manalı anlamlı ne ararsan var severek okudum hocam nice güzel tasavvuf şiirlere kalemin kavi ilhamın bol olsun hocam Allah'a emanet olun.. ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, Aşkın niyazında közlenen İlahi bir sancı Rahmete dokunmaksa tek ilacı Aşkın ihya ettiği bir sarnıç Kuyulardan firar edip de göçtüğüm bir gök Hangi kuşun kanadına kondumsa Dokunmaksa mucizelere Rengimle yeşeren bir çiçek idi madem yarının mizacı.
Tam bir sevda şiiri severek okudum çok beğendim kalemin kavi ilhamın bol olsun Allah'a emanet olun. Artık bu kadar yalvarmaya da barışmak lazım şaire ne varsa söylemiş..
Yazılmayan şiirler hep can acıtır ama yazılamayan şiirler daha da bir can yakıcıdır. Candan tebrikler. Selam ve saygılar.
Kıyamet yaklaştığında annede evladına karşı merhamet kalmayacakmış. Şimdiden örneklerini görüyoruz. Rabbim cümlemizi muhafaza eylesin. Selam ve dua ile.
Bu insanlardan kaçan Allaha yakın gider değerli üstazem. İnsanlık bozulmuş, haya, edep, merhamet duyguları yok olmuş. Güçlü zayıfı eziyor. Zayıf merhamet dileniyor ama ne zalim insafa geliyor ne de diğer hemcinsleri yardımına koşuyor. Ömrüm boyunca hep bu mazlum kadınlara acımıştırım. Allah belasını versin o mazlum zavallılara zulmeden o merhametsiz kocalara. "Gerçi şimdi böyle kadınlar kaldı mı bilmiyorum." Diyeceğim ama yine de çok var böyle kadınlardan.Bana kızma ama şimdinin kadınları da çok şirret. Çıkan bütün kanunlar da kadının yanında. Erkek de eziliyor. Erkek olsun kadın olsun cinsiyeti farketmez zalimin karşısında mazlumun yanındayım. Rabbım mazlumların yardımcısı olsun. Zalimlere de zulüm yapmaya fırsat vermesin. Kaleminiz daim olsun. Selamlarımla.
Şiir, hem kişisel bir hesaplaşmayı hem de evrensel bir insanlık durumunu yansıtıyor gibi. Derin bir melankoli ve içsel yolculukla bezeli, imgeler açısından zengin bir şiir. Dizelerinizde yalnızlık, özlem, kayıp ve manevi bir arayış temaları yoğun bir şekilde hissediliyor. Turuncu rüyalar, çöl çiçeği, menevişli hâkimiyet gibi imgeler, hem görsel hem de duygusal bir etki yaratıyor; sanki bir iç çöldeki manevi bir yolculuğu resmediyor. Bazı noktalar özellikle dikkat çekici: “Bir tebessüm ektim yeis dolu uçuruma”: Umut ile umutsuzluğun çarpıştığı güçlü bir imge. Sanki tebessüm, karanlık bir uçurumda bile filizlenmeye çalışan bir tohum. “Turuncu rüyalara biçem diktim”: Turuncu, sıcaklık ve umutla ilişkilendirilen bir renk; ama burada rüyalarla sınırlı kalması, belki de erişilemeyen bir özlemi ifade ediyor. “Menevişli bir hâkimiyet”: Meneviş, hem görsel bir zarafet hem de derin bir anlam katıyor; belki de kaos içinde bir ...
Bu çağ çok yorucu gerçekten de. Ruhen bitkiniz. Biz yine şanslı sayılırız. Çocukluğumuz maneviyat ağırlıklıydı. Hatıralarımıza ve o yıllardan kalma güzel duygulara sahibiz. Şiirinizi içten yürekten kutlarım Gülüm hanımcığım. Selam ve muhabbetle.
Yine ilginç bir yazı. Hangi yazınız ilginç değil ki zaten Hocam. Emeğinize, yüreğinize sağlık. Yazınıza değersiz bir katkı olacak belki ama ben de bu konuda lüzumlu / lüzumsuz bir şeyler yazmak istedim. Maksat paylaşmak olsun değil mi? *** II. Mahmud, bilindiği gibi yozlaşan Yeniçeri Ocağı'nı kapatmıştı. Yeni kurduğu Asaker-i Mansure-i Muhammediye ordusunda, eskisini anımsatmayacak şekilde kıyafet değişikliği yaptı. Fes de bunlardan biridir. Halkı, din adamlarını ve kadınları fes giymeye mecbur etmedi ama fes öyle sevildi ki halk arasında itibar gördü ve takmak yaygınlaştı.. Kaptan-ı Derya Hüsrev Paşa, fesi memleketimize getirilmesine sebep olan seraskerdir. Bir taburunun subay ve erlerine fes giydirerek İstanbul’a getirip II. Mahmud huzurunda talimler yaptırmıştı. İşte fesin benimsenerek giyilmesi bu vasıta ile orduya intikal etti. İlk olarak Tunus’a elli bin fes sipariş edildi ve nizamiye taburuna giydirilerek kırmızı fes ordunun serpuşu olarak kabu...
Aşk meftun, heceler hicran dolu. Şair daha nasıl anlatsın ki aşkı ve hicranı? Selam ve saygılar.
Canım dostum çağıldayan yüreğinden kana kana su içtim say say ki şiirde şiir oldum, şiirin kanına karıştı kamım öylesine güzelsin çok kutluyorum
Üstadım ben bu Sultan Abdülhamit’i hala anlayabilmiş değilim. Bazı kaynaklardan okuyorum abdestsiz imza atmayan , yere ayak basmayan, kalp gözü açık,keşif keramet sahibi bir veli sultan,bazı kaynaklardan okuyorum öyle çok çok takva sahibi bir zat değil sıradan bir müslüman. Üçüncü kaynağı zikretmiyorum onlara göre zaten insan sınıfına dahi girmeyen cani, katil,salatasına çocuk beyni doğrattıracak kadar insanlıktan uzak birisi. Üçüncü şıkkı asla ciddiye almıyorum. Düşmanları tarafından atılan çok ağır iftiralar olduğu belli. İlk iki şıkkın hangisi doğru? Selamlarımla.
Saygıdeğer üstadım, Öylesine güzel ve biraz da gizemli yazmışsınız ki Violetta Valery'nin canlandırılan bir karakter değil de gerçek bir kişi olduğunu sandım ama tiyatronun sonu sürprizle bitmiş oldu. Bu arada II. Mahmut'la başlayan batı hayranlığı ve II. Abdülhamit'in gece yarısında bile izleyecek kadar opera hayranı olması gerçekten çok ilginç geldi duymuş olsam da . Yine çok farklı bir konuya açıklık getiren paylaşımınız için emeğinize sağlık. Sonsuz selam, saygı ve hürmetlerimle.
Bir de Hareme girseymişsiniz bir bu kadar daha yazarmışsınız eminim. Evet, Topkapı Sarayı başlı başına bir destandır ama Harem bölümü tamamen ayrı bir hikayedir. Rehbersiz gezmek mümkün değildir , kaybolursunuz zira. Selam ve saygılar.
O kadar güzel başlamış ve devam etmişsin ki '' Nasıl başlasam '' diye sormana gerek kalmamış. Selam ve sevgiler.
Bir önceki yüzyıla ışınlanmış olsaydınız ne olurdu acaba? Sanırım yine çiçek olmaktan yorgun düşerdiniz. Zira insan kaderini yaşar, yüz yıl ne olursa olsun. Evet, oldukça beğenerek okuduğum bir şiirdi. Tebrikler. Selam ve saygılar.
Allah hak davadan ayırmasın tüm ümmet-i Muhammedi Selam ve saygılar.
İsrail'in olduğu ya da adının anıldığı her ortamda her olayda mutlaka fitne vardır... Yahudiler fitne konusunda birinciliği kimselere kimselere kaptırmazlar dünya üzerinde bu konuda açık ara öndedirler... Ama bir de tabi şu var Allah da o kurduğu tuzakları zamanı ve günü gelince onların başlarına geçirecektir... Türkiyesiz o coğrafyada her hangi bir işin başarı şansı yok... Kutlarım güzel yazınızı
Bütün sorunlarımız aslında birlik ve beraberlik ile aşılacak gibi görünse de önemli olan o birlik ve beraberliği tesis edebilmek... Dış düşmanlar kadar içtekilere de dikkat etmek lazım. Bir şekilde münafık ve çıkarcı kişileri pasifize etmek devre dışı bırakmak en sağlam iş odur... Kutlarım içtenlikle...
Bu metin, ağıtla manifesto arasında salınan, derin bir edebi iç çekişin ve vicdani isyanın sesidir. Şiirsel bir makale olmasının ötesinde; kadının, insanlığın, masumiyetin ve aşkın uğradığı ihanetin ağır bir tutanağıdır. Sözcükler, yalnızca anlam değil, ruh taşır burada; her mısrada toplumun çürümüş vicdanı yankılanır. Kadın olmak bir "suç" gibi lanetlenirken, bu lanetin ardında suskun kalmış insanlık da mahkûm olur. Metin; göğe, toprağa ve kalbe seslenir, saklanacak hiçbir yerin kalmadığını haykırır. İçli, yakıcı ve sarsıcı… Sessizliğin hüküm sürdüğü bir çağda, sözüyle direnenlerin anıtıdır. kutluyorum
Çok güzeldi.Tebrik ederim.