Müstesna bir ömrün dilemması ne
mazlumun ahı ne de zalimin tayfası.
Sözcükler kesik kesik
İmgeler bazen bir kesit bazen bir
lahza tedirginliğinde
Yüreğin müptelası ne değil ki artık?
Neyden ibaret ise şehrin dalgalı
saçları
Bir metafor
Bir şahika
Bir de süregelen şaibe
Gönülsüz yolculuğun rotası
İkramlar saklı
İçimde
Ağırladığım ne çok ağır misafir
Azımsansa ne ki yerküre?
Benim ayaklarım kesilmiş bir kere
yerden
Yerleşik rüyalar çetelesini tutan
Kâh matem
Kâh mahrem
Kırık bir yürek
Çatlak bir ahit
İmzalanası ucu yırtık
Akit
Ön sözü yok
Ömür ise delik deşik
Serkeş mırıltısı kedinin
Hep mi dört ayaküstüne düşer zalimin
göçebe tanrısı
Tapındığı
Yerle yeksan etmiş olsa ne ki
yalnızlığın varlığı?
Ve gök kubbenin seyrinde
Ölümüne sevenlerin yırtık cübbesi
Azığa alınmış yürek neferi
Ve ufacık cüssesi
Yırtık göğün
Ölüme yüz dönmüş çoktan da göçmüş
insanlığın
Kaldıysa sahiden de bir önemi:
Beklerim sizi gönül tinime
Yakılası bir mektup da değil
Yazılası
Yakarışı dünde kaldı maymunun
Geç ama gözü açıldı
Varsa artık bir ehemmiyeti
Rahmetin izi
Renklerin gizi
Son nefesin bir öncesi:
Son durak olsa ne ki?
Varsa yoksa adaletin merhametin
tıknaz sesi
Yâdında dünün
Yandığı ömrün
Kayıp bir insanın değil
Tümden kaybolmuş insanlığın
İnsana hasreti
Demem o ki:
Sevmek dahi yetmedi
Ve işte en üst mertebe
Sancılı geçişlerin uluyan nüktesi
Doğum ve ölüm:
Hayallerin ve umudun hız kesmeyen
cazibesi…
KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN.