Yüreğinin çığlıklarını Ayvalık'tan hissediyorum Taşkın'ım. Kalemin şaha kalkmış ve adeta duygular resm-i geçit yapmış. İlhamların daim olsun güzel insan. Selam ve sevgilerimle. Ömer Öner
Sabah okumuştum ve elime mendili aldım en sonunda...
Çok hoşuma giden güzel bir şiirdi bu okuduğum.Melahat Temur imzasını taşıyordu.E demiştim biz şairin şiirini özlemiştik .
Yöreye has kelimeler vardı anlamadığım. Ama kendimi şiirin ritmine verdim.Fonun favorim olan ezgileri is beni benden alıp götürdü.
Anadolu insanının memleketine özlemini geleneklere bağlılığını okudum şiirde.Karadenizin hırçınlığı ile karışınca güzel bir sesleniş çıkmış ortaya.
Sekizli hece ile yazmak her babayiğidin harcı değildir anlamı kaybetmeden.
Uzun bir bekleme sürecinden sonra o gür sesi duydum.
Tebriklerime.
Kutluyorum sizi şairm...
LÖSEMİ ve ÇOCUK - Lösemili Çocuk ...
Çağımızın en iç yakan,
çocuğa ve ailesine zor ve mutsuz anlar yaşatan olumsuz bir süreç ..
Şiirin konusu yaşanan gerçeklerden olması
gözlemlerin oldukça somut olması
çocuk psikolojisinin şiir duygusu ile iç içeliği,
sade dili,akıcılğı ve duygu yoğunluğu tavan yapmış bir güzel şiir.
Şiir ama,
hüzünlü ve acı bir öykünün şiirleşmesi olmuş şiir !
Şiir, okuyucuda birşeyler çağrıştırıyorsa, düşündürüyor ve yeniden, yeniden değerlendirmeye zorluyorsa , o zaman amacına ulaşmış olur şiir.
Yani ;" Kırmızı Kurdela" gibi olanı.
Resim görseli ile şiir duygusunun da birebir uygunluğu, şiir trendini yükseltmeye yetmiş ..
Kutlıyorum değerli şair Safiya Hanım size ...
Güneşten ateş çalan hırsızım,
Tayfın eteklerine sakladığın
Gebe güvercinlerinle
Yediverenimsin…
etkili mısralar Özden hanım kutlarım
Henüz çocukken hayatın sınavından böylesi ağır bir yükü yüklenip minicik omuzlarına yola vurmak kendini.... Benim evrenimde her daim üç özel an vardır ki özenerek hep korunup, saklanmalıdır dediğim; biri işte çocuklar diğeri yaşlılar ve elbette ki hastalık anları. Kalan boşluğu bir şekilde atlatıyor insan bana göre. Ve şiirin hem hasta hem de çocuk olamk üstüne ki okuduğum ilk andan beri yüreğim hep ayakta.
Sevgili Safiye Sultan bu şiirini Lösev'e hediye etmek en güzeli diye düşünüyorum.
Ve hissetmenin gölgesinde yazan yüreğinin umudu hiç solmasın.
Ve Rabbim korusun, sakınıp, saklasın tüm çocukları. Hepsine acil şifalar dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden. Rabbimden tüm hasta kullara acil şifalar diliyorum.
Tebrik ederim.
Şair akıldan başı uçurarak
Mecnun'a yoldaş olmuş,
Haliyle gözyaşlarını nil yapabilen bir Leyla'sı da
var. Mükemmel bir anlatım.
Gönülden kutladım.
Tebrikler CAN........................................................
Sancılı bir gecenin ilk ışık huzmesi
gibi
bahara çalan bir gülücükte
yeşil öldüm sevgilim.
beni bu yeşilin
beni bu yüzünün solduğu,
güneşin battığı yerde bekle.
Bekle çağrısı o kadar güzel ve şairene yapılmış ki, şairin seslendiği her kimse
bu çağrıya kayıtsız kalamaz diye düşünüyorum. Emre Yılmaz, daha önce de okuduğum, kaleminde
apacık bir hünerin olduğu genç bir şair. Ama yaşının aksine ortaya koyduğu ürünler; pişmiş, olmuş, olgun görüntüler çiziyor. Genç kardeşimin şiirlerini tekrar okumak çok güzel bir duygu
Kalemine bereket şair
Okuduğumuz bir şiiri beğendiğimizi nasıl anlarız? Farkındayım garip bir soru. Bu sorunun bir yanıtı olmadığını düşünecektir kimileri. Kimileri ise, kişiden kişiye değişkenlik gösteren büyük bir algı aralığını işaret edecektir. Ama biz boyumuzu aşan "büyük " yargılar üretmekten imtina edelim. Küçük düşünelim bir müddet olur mu? Örneğin bir okur tasavvur edelim evvela. Ki bu okurumuz; lirik söyleyişlerin egemen olduğu aşk şiirlerini okumaktan büyük haz alıyor. Zaten ona göre şiirdeki şahıslar; seven-sevilmeyen, terk eden-özleyen, özlenen-unutan, anlayan-anlamazdan gelen olarak kategorize edilebilir pek ala. Şiirdeki "şeyleri" duygusal karşıtlarıyla var eden bir beğeni ölçütü, şöyle bir cümle kurmaktan hiç çekinmez:
' …şiirin o kadar güzeldi ki …ağladım okurken" Ne var ki bu ağlama eylemi hiçbir zaman "salya sümük" biçimine bürünmez. Şiirdeki duygulara mecaz gözyaşları da liriktir. Ya da öyle olduğu söylenir. –Çok da mühim değil esasında-
Şu bir gerçek ki; dramatik nevrozl...
ah hocam
hani içinden böyle kayıp giderya mısralar işte öyle idi
toprak kokusu çeker gibi
aslımıza döner gibi okudum
ne demişti şair ilk insan yaratılırken
"Ve Allah insanı yarattı ;
Toprağa su verdi nufte , alaka ederek pinhan eyledi
Su gibi aktı toprağa nutka can buldu
Âdem
Rabbinin nefesinden nefesle
Can buldu sınırsız cennetinde..Adem Efiloğlu
yaratışımızın izinde yürür gibi toprak kokan şiirinizi kutlarım kısa öz anlamlı ve derin
Değerli Kardeşim,
İlk önce gecikmeli bir " Hoş geldin!" diyerek sözlerime başlamak istiyorum. Sayfamı 1-2 sefer ziyaret etmiş olmanıza rağmen, ben size uğrayamadım, kusuruma bakmayın. Ama uğrayamamakla birlikte hem şiirlerinizi hem de yorumlarınızı sessiz sessiz takip ediyordum.
Değerli Kardeşim,
Sessiz kalmamın sebebi " Söz gümüşse, sükut altındır. " meselesinden değil, seni daha yakından tanıyabilmek içindi. Peki şimdi tanıyabildim mi? Tam olarak tanıdığımı söyleyemem ama yazdıklarından hareketle bazı düşüncelerimi de buraya dökebilirim.
Madem ki ben, seni az da olsa tanıdığımı iddia ediyorum,sen de beni tanımak istersin herhalde.
Değerli Kardeşim,
Ben, yıllarca öğretmenlik mesleğiyle haşır neşir olduktan sonra 2006 yılında emekliye ayrıldım. Yalnızlık ve mahzunluk duygusunu üzerimden atabilmek için şiir yazmayı giderek yoğunlaştırdım. Allah'a binlerce şükürler olsun ki, şiirde belli bir noktaya geldim. Ama bu gelmeyi sakın ola ki yanlış anlama. Hâlâ ben em...
Sözde har, gönülde kordur,
Işıl ışıl gözlerde kar var,
Gönle yol yol hidayette
Hakk'a uzanan bir kol var
Sözde har, gönülde kordur. Sıcak yakıcı sözler, düşündükçe gönlümüzde kora dönüşür. Ve ışıl ışıl bakan gözler de kar dediğinizde aklıma annem geldi doğrusu. Sizin kar dediğiniz insanın gözünde ki aklar yani kör noktalar olabilir mi? Yani gözün gören noktası renkli göz bebeğidir neticede ve kar dediğiniz nokta kör nokta. Hidayette yani hak dini bulan, ki o doğrudur bu yol doğruya yani Rabbe götürür bizleri. Tüm bunların ışığında bakınca kocaman bir külliyat çıkıyor önüme. Gözle bakıp, akıl yoluyla göremediğimiz her ne var ise onları gönlümüzle biliriz. Ki külli akıl ve cüzzi akıl değimiz olay budur. Güncel manada söyleyelim ki akıl değil hep gönüldür muteber olan ve tüm bu dizenin en son noktasında, aşk olsun demek icabetti değil mi?
Akıl- nakil ara ara,
Nefis- gönül kadem sırra,
Efkâr basar ara sıra,
Buhran ayarlı anafor var
Akıl yo...
Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar
Yükseldikçe paye basamaklarını
Özden uzaklaştık
Gülden uzaklaştık
Bülbülden uzaklaştık
Çok sever olduk Maddiyatı
Maneviyatımız öksüz evlatlar gibi
Bir kenarda unutulup kaldı
Biz çocukken gazete satardık. Gazete satmak için sabahın 3 ünde yola düşmek gerekir. Tabi o saatlerde dolmuş veya başka bir vasıta bulmak zor. Bisiklet diyarı diye anılan Konya da yaşıyoruz ama bir bisikletimiz bile yoktu. Gazeteyi alıp satışa çıktığımızda hep aynı manzarayı görürdük. Esnaf sabah namazını çarşı camilerinde kılar, sonra ticarethanesini açar, Önce içeriyi sonra yolu süpürür sular ve arkasından sabah kahvesini söylerdi. İşte biz tam o zaman gazete satışına başlardık. Ama şimdi. Sabah 9,30 oluyor daha dükkan açılmıyor,
"Elbet bir gün" diyelim Hocam
Elbet bir gün dinecek alemin gözyaşları...
Çok güzel ve çok manidar dı Şiiriniz
Beğeniyle okudum
Selam ve dua ile
Başından beri takip ediyorum sizi...Hece konusunda ki bilginizi duymuştum bir sohbet esnasında...
ben bu deryaya yeni daldım...Ama zaman zaman boğuluyorum sanıyorum...Kulaçlarım yetmiyor...Sekiz ay falan oldu heceyle haşır neşir olalı...Kimilerine bulmaca çözmek gibi geliyor nedense zorlanıyorum bazen...Teknik yönden değil sanki yazdığım şiir aslolan hislerimi, ve içimde biriktirdiğim ana fikre ulaşmadığı hissine kapılıyorum...
Hani kelimeler sınırlı olunca duygularda labirentte kayboluyor gibi geliyor...
Fakat bu yeni yetme bir şairin titizlikleri...Öyle güzel hecelere rastlıyorum ki dudağım uçukluyor...Ki son dönem şairlerinden örnek veremesem de geçmişteki devlerin şiirleri aşikar...Son dönemde elimizde Cemal Safi kaldı sanırım...
Vardır yine iç-beş tane ama aklıma gelmiyor şimdi sabahın bu kör vakti...
Aslında niyetim sizinle şiir konuşmak...Yani yazdıklarımı yorum olarak nitelendirmezseniz sevinirim...
Buraya kadar yazdım size aklımdakileri...Sigara ya...
Ağlattınız beni :( okurken birebir hissettim o duyguları.. çünkü benim de annem yoğunbakımlarda kaldı, yaşam mücadelesi verdi, doktorlar "herşeye hazırlıklı olun, yaşamaz" derkerken, babam bile buna inanmışken, ben asla inanmadım! annem şuan karşımda, evet yatağa mahkum belki, ama beni tanıyor, öpüyor, seviyor, kızım, yavrum diyebiliyor.. ben daha ne isterim.. canım annem benim.. o kadaf cefa çekti ki... yazamıyorum daha fazla... ama ağlatınız beni, bilesiniz :( Anneniz için Allah'dan rahmet diler, ruhuna Fatiha hediye ederim.. (amin)
''ses,nefes'' kâfiyeleri kökten yapılmış oysa ''buse''kelimesinde öyle bir durum yok..Kâfiye ''e''sesleriyle sağlanmış.Belli bir ayakla yazılan şiirlerde bu tür hatalar kusur sayılır.Onun dışında yarım,tam ve zengin kâfiye kullanılmıştır."
denmiş.
ASLINDA ŞİİR KRİTİKLERE YORUM YAZMIYORUM. ZİRA UYAK(KAFİYE) TANIMLAMASINDA FARKLI GÖRÜŞLER VAR. HERKESİN GÖRÜŞÜ KENDİSİNE KALSIN.
BEN KENDİ GÖRÜŞÜMÜ AÇIKLAMA İHTİYACI DUYDUM.O SEBEPLE İKİ ÜÇ SATIR YAZMAK İSTİYORUM.
KAFİYE(UYAK): Kelimelerin kök veya gövdelerinde aranır.
Kafiyeli sözler:Aynı dörtlük içerisinde bir bütün olarak değerlendirilir. Bazı kelimeler kök ve eklerden bazıları da gövde ve eklerden olabilir.
bazı kelimeler ekli, bazı kelimeler eksiz olabilir.
Bazı kelimeler fiil soylu, bazı kelimeler isim soylu olabilir.
Ancak şu hususu da belirtmekte fayda var. Uyak konusunda yanılmamak için yapım ve çekim eklerini de bilmek gerekir.
Çekim eklerinde ,eklerin görevlerini de bilmek gerekir. <...
çok mu uzun yazdım yeniden girişe yönlendirilmek için bilmem ama,
peki...
Kul Himmet derim ya da Nazım çok daha iyi anlaşılmak için
ama beni anladığınız için dostlukla dan başka bir şeyde demem
bildiğiniz üzere,
çünkü dilimiz ya da anladığımız şovenlikten çok ama çok uzak elbet,
Türkçe...
bakın bir adam şöyle diyor On mektubun birincisinde, bence nasıl da Türkçe
" kapıcı kadınlar avluda kar küremeğe başladı gıcırtılarla.
odaya girdin.
yüzüme bakıyorsun şaşkın,kederli;
belki keder değil de uyku mahmurluğu bu.
" beni geçirmeğe gelme," dedim,
oysaki beni geçirmeni istiyordum bilemediğin kadar.
kilitledin bavulumu kendi elinle.
ben açtım kapıyı merdiven sahanlığına çıktım.
sen içerde kapıyla çerçeveli bir bahar manzarasıydın,
bir bahar manzarası öğle aydınlığında, yapraklarla sular som parıltılı, gölgesiz.
kapadım kapıyı üstüne"
anladığım ve yorumlayabileceğim şiirleri seviyorum
sanki
sizin de ne ...
Sızlasa da sol yanım gecenin loşluğunda
Avuturum gönlümü ilk günün hoşluğunda
Dua eder her sabah seherin kuşluğunda
Kederi Rab den değil bil ki kuldan saklarım
Gurbete uğurlanan sevgilinin ardından ne güzel dizeler dökülmüş. Yalnız kalacağım senin yokluğunda, gecenin loşluğunda sızlayacak ama yüreğim. Dilimde dualarla başlayacağım her yeni güne. Kimselere bildirmeyeceğim ben yokluğunu sevgili. Rabbim koruyup kollasın sevgimizi diyen çok güzel dizeler okudum doğrusu.
Tebrik ederim Safiye Sultan.
teknik olarak insanı tökezleten fakat
duygusal olarak da ğururlatan bir şiirdi dost sayfasında okuduğum
sanırım şiiriniz biraz aceleye gelmiş Seyit bey
kelime tekrarları dizeleri boğmuş
yer yer harf eksikleri var şiirde.
ama duygusal anlamdan bakarsak vefa örneği bir şiirdi.
selam olsun bu iki şiiri yazan ve yazdıran yüreklere
dostluğunuzun baki kalması dileklerimle hürmetler kalem dostu.
Sızlasa da sol yanım gecenin loşluğunda
Avuturum gönlümü ilk günün hoşluğunda
Dua eder her sabah seherin kuşluğunda
Kederi Rab den değil bil ki kuldan saklarım
Allahın bildiğini kuldan saklanmaz derler ama...
Ne sırlar gömülmüştür toprağa
Ne sevdalar sır olmuştur kapalı kapılar ardında
Çok güzeldi Safiye Hanım
Yüreğinize sağlık
Selam ve sevgilerimle...
şiirin adı adeta haykırıyor
gel beni oku diye
sayfaya gelişim ile resme gözlerimin takılması bir oldu ne hikmetse
bana birini hatırlattı bu resim ama kimi bir türlü çözemedim.
şiir sade akıcı ve son derece etlikiydi bence de
kutlarım Şairem başarılarınız daim olsun sevgiler.