Akdeniz'in kumsallarında
bir kadın, bir tanrıça
ve gergin bakışları, gözleri bir şaheser
bedeni mükemmellik abidesi...
Ve
fırtınaya kapılmış bir kaptan
adam sessiz ve alıngan
kadın, tatlı ve cazibeli Afrodit...
Kaptanın
son yolculuğu Akdeniz üzerinde
fakat şimdi o kadına tutkun...
Kadın aydınlık değil… o karanlığın kraliçesi
ve günahların yolcusu
açık denizde, denizcilerin kabusu
buğday sarısı saçlar ve manolya kokulu beden
eşit pişmanlıklara…
Bürünmüş alacakaranlığa, sarmış akılları tanrıça
sarmalanmış ruhlara, yılan gibi denizin zifiri gecesinde...
Benimsin, tanrıça, benimsin ufuksuz mavi gibi
kaçış yok, yayılmış mehtap, duvar olmuş bedeniyle
gözyaşlarından gözlerim kör ve titreyen ellerim
... sabırsız
Rüya değil olanlara
yaz yağmuru altında yakamozların loş ışığında
deniz güllerinin kıskançlığı arasında, şahit martılar
hüzünlü şarkılarla dolu bir meşeden
güvertesi yosun tutmuş gemi...
Kaptanın tek zaafı ela gözlü kadın
bu ıssız adam
tüm kasırgaları hiçe saymış
tanrıçasını fethetmek tek hedefi
onu o narin şeytanı… o melek yüzlü güzelliği...