Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Saklı Tut Yüreğinin Frekansını

Seğirten cümleler semirmekte üstelik boykot ederken imleri ve tekerrür eden hüzün de kundaklanmışken lakin…

 

Az evvel buyur ettim geceyi: Kokarca misali kaçtığım tüm pis kokuları rencide ediyorum hem de tüm acımasızlığıma bastırıyorum iç sesimi:’’Yetmedi mi?’’

 

Sükûtu delen bir nizam.

 

Sonrasızlığımı bıçak altına yatıran bir milat hani oldum olası haz etmediğim özel günlerden önüme damlayan yeni bir suret bu hem de pervasızlığımın kıblesinde bir dosta atıfta bulunduğum kısaca ölen bir benliğin reenkarnasyonu.

 

Damıtılan bir niyaz benimki.

 

Acılarla yoğrulan ama her nasılsa acımaya doyamazken üstelik ne için?

 

Devinen gölgelere mi rahmet okuyacağım?

 

Sorular ve entrika yüklü seçenekler:

 

Şıkları çoğaltıyorum bu sefer.

 

a-sıradan bir standart sapma: Adı üstünde bariz ve hayli de kelli felli bir seçenek. İşin yoksa dolduruşa gel ve aç bayraklarını…

 

b-muzip bir tarla: Ektiklerime bakıyorum bir de semiren başaklara. Yine yanlışım yine yansızım yine yalnız… Başka sefere mi, desem?

 

c-hükmetmesem de hükmedilen benliğimin sırasız ve gönülsüz beyanatında artık esir aldığım kim ise: Yan odadan gelen sese odaklanıyorum:’’Yine mi başladın?’’

 

Neye, dememe gerek kalmadan fark ediyorum rüştü ispatlanmamış sevincimin boş olduğunu meğerki yazıcının kartuşu bitmiş ve boş sayfaların çıktısını alıyorum.

 

d-seçenek sunmuyorum bu sefer ve ne yazık ki soruyu da unuttum. Yoksa soru soran da mı güme gitti bu kadar karmaşa içerisinde?

 

e-belli ki uykum geldi ve sayıklamışım. Ee, ne olacak şimdi, dememle küt diye devrilen dolaba odaklanıyorum. Oysaki içi boştu bu mu sebep oldu yoksa devrilmesine?

 

İçimin boşluğuna astığım tüm askıları pervasızca fırlatıyorum yere ve dağılıyor oda boydan boya. Toparlaması en fazla yarım saatimi alır ya toparlamaya çalıştığım onca duygu…

 

Tefrikasını kaybettiğim bir suretini de yok saydığım belli ki soluklanmam gereken bir dürtü idi içimde kaybolduğuma dair bir inanç geliştirmişken. Ve istifledikçe yenilgilerimi, biriktirdikçe kaybettiğim insanları bu dolu yüreği kime hibe edeceğimi düşünüyorum hem de destursuz bir kelamda sıkışıp kalmışlığımı göz ardı edip…

 

Sonrasızlığımın mükâfatı belki de ansızın kopan o gürültü hele ki öncesizliğimin mimarı iken gölge yetilerim bir solukta tünüyorum yüreğimdeki kırpık yıldıza ve aynı anda aynı soruyu deşifre ediyoruz:

 

‘’Sen de mi kayboldun?’’

 

Kaybetmektense kaybolmak fena bir seçenek olmasa gerek, dememe kalmadan bir fısıltıya odaklanıyorum: Rahvan bir kayıtsızlık, sünepe bir kelam ama bir o kadar yüreğe ferahlık veren…

 

‘’Yeter ki saklı tut yüreğinin frekansını her ne kadar sık sık kanal değiştirse de.’’

 

Sanrılara eşlik eden beyhude umut zerrecikleri hem de baş tacı yaptığım yine de eşlik eden nüktedan bir yakarış, aşkın müridi biz faniler; her ne kadar yoldan çıkmışlığı görmezden gelmese de Yaradan. Yeter ki kaybetme içindeki çocuğun doğurgan hayal tarlasını ve serptikçe nidalarını, sonsuzluğun yorgunluğunda bir nebze de olsa iştirak eden dış sesler tüm kayganlığını ve kaypaklığını senden esirgemezken…

 

Gönülsüz bir sıradanlıktansa gönüllü bir arayış her şeye bedel ki israf edilen olsa da sevginin kundaklandığı bir kuytuda tüm gölgeler olsa da imtiyaz sahibi, varlığımın tek sahibine şükürler olsun.

 

 

 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Saklı Tut Yüreğinin Frekansını

GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK... GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK...