Az Sonra...
Ön sözüme öfkeliyim aslında hiç
zikretmemeliydim ve dünüme meftunum ne de olsa cahil ve kalabalıktım.
Şimdimi ise es geçiyorum zira an
itibariyle an’ım da mazi oldu.
Gelecek kaygılarımı ise lav ettim dün
gece ve dünü an’a taşıyıp yarını da an bilmişken kime öfkelensem ki?
İçimde sayısız maruzat ve kazurat
tümce benzeri köpükler az sonra söneceğini bildim ilham denen fırtınanın
fıtratıma sunumu.
Dört gözle beklediğim o vakit…
hezeyan öncemde saklı ve mutluluk yazmaya başladığım ilk dakikadan itibaren.
Gömüt benzeri bir lahit.
Mezar kaçkını imgelerim.
Cümle benzeri bir yoğunluk belli ki
az sonra şakırdayacak gökyüzü.
İsyanımı bastırdım da dün. Önce
annemi kaybettim sonra yeniden döndü hayata ve sustum sadece ne de olsa bir
ömürlük isyanımdı üstüme çöken lanet.
Mum gibiyim.
İzleklerinde sessizlik yine içimin
kımıltılarına eşlik eden.
Sağır Sultan bile duydu
haykırışlarımı demek ki görüyormuş gözleri.
İkilem yüklüyüm iklimsiz havanın
ağırlığı düşerken omuzlarıma.
Saçlarımda örgüler mevcut aslında
aklımın dağınıklığını hibe ettiğim buklelerim ve dokunulmazlığım ve nice
safsata ve bir terane misali içimin düşkünlüğünde düşe kalka yol aldığım sonra
da mimlendiğim bir teamül.
Hazin bir mevsim.
İkrarı mı ne ömrün?
Son bellediğim sırlarım ve sır
bellediğim serlerim ve teyakkuzda yine umutlar sonra da gölgemi savurduğum o
bayat nidasında ömrün bir katre de olsa duyumsadığımı resmettiğim o boş beyaz
sayfa.
Akıl fukarası kim ise yine
nemalandığım.
İçimin bozuklarını o yaşlı kadına
dağıttığım ya da yas yüklü yüreğinden dolayı benden genç olmasına rağmen bana
kızım deme lütfünde bulunan sonra da kıyamadığım cemalinde sakındığı yaşlarını
saklarken ben yasımı bonkörce sunduğum şu kör cehaletim yine demlendiğim belki
de derlemekle mükellef üç beş hikaye.
Emir-komuta zincirinde geçen bir ömür
oysaki sivilim.
Gel-geç akıllarında şiirin atıfta
bulunduğum ne ise aslında kendime iftira attığım…
Ölmeyi dilediğim zaman zaman…
Ölmeyi kurtuluş bulduğum bilmem
kaçıncı yılında ömrümün bilmem kaçıncı hüznüme sahip çıkarken sadece Yaratan ile
istişarede bulunduğum sonra da konuya dahil ettiğim dost benzeri bir canlı
çekerken elini benim üzerimden…
Kendime yüklendiğim.
Yüklenildiğim ek olarak geçen zaman
zarfında.
Aslında kendime yazmam gereken bir
mektup yine bilmem kaçıncı itirafım aklımı kaçırdığıma kani bir yükümlülük ile
acımı pazarladığım ve karşılığında huzur bahşeden Tanrı.
Çömez şiirlerimde yana yakıla
yazdığım cümleler ve benzersiz tamlama arayışı ile tamlanan ihtiyacımı
giderdiğim.
Kayıp giderken eksenden.
Muhalif bir rota belki de muhalif bir
gök taşı aslında kendine muhalif bir gezegen.
Güller derlediğim, günleri hizaya
soktuğum aslında dokunulmazlığımı lanetlerken kader ben hala kederle içli dışlı
ve yine emir-komuta zincirine müdahil olduğum.
Gönül gözümde günü birlik yaslar yine
tok gözümle sahip olduklarımı paylaşmak adına insan arayışım üstelik nefes
nefese üstelik ölümüne peşinde düştüğüm insanlar hani olur da bir gülücük
kondurur yüreğime üstelik kadın-erkek ayırım yapmadan ve yine yaşsız yüreğimle
yasımı da ihlal ederken ben bile muhalif iken iç sesime.
Parmağıma konan tek ayaklı serçe.
Yüreğinde yavrusunu kollama telaşı ile peşinde yine yavrusunun: kâh insan kâh
kedi kâh kuş aslında Allah’ın bahşettiğini evrene yayan bir teamül sonra da
sırt üstü düşüp aklına sahip çıkmakla hayatına sahip çıkmak arasında gidip
gelen.
Yorgunluğun telaffuzu aslında tüm
olup biten belli ki dünün mağlubiyeti yine yarına taşan aslında andan uzak dünü
tehir edemezken yarınını kollarken sahip olduğu ne ise boşluğa savuran…
Kollarında ölümün hayatın tadına
vakıf.
Hayatın kollarında ölümle dans eden
katatonik bir benlik belli ki dışına sızan irin misali tüm yüreğini sermişken
evrenin rahlesine hani olur da dokunaklı bir şarkıdan nemalanır yürekler ve
sahip çıkarlar yüreğin sefil sahibine belki de bir çöküşün hikâyesini yazıp
kendi kendini yüreklendirmekten gayrisi gelmez iken elinden.
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.