Haziran Sancılarından Temmuza Akan O Rehavet
Zamanın öldürme gücüne vakıf olmamak
mümkün mü belki de fizik kurallarından kat ve kat üstün hele ki yüreğin
kaldırma gücünden de nasiplenip…
Doğaüstü güçlerden nasibimi
almışlığım ve yine aklın sardunyasında boy veren salkım saçak ürkünç bir
cehalet yine aklımın tarhında biten alakalı alakasız sanrılar bir de uzamında
reşit bir gölgeye rast gelirim ümidi ile sakındığım tüm gel-gitler lakin eninde
sonunda yakalanmışlığımdan da bin bir özre sığınıp ifa etmekten zaman zaman
imtina ettiğim.
Dünlü dünsüz; sayılı ve sırasız sonra
da rağbet edilesi lakin işin içinden çıkılmaz bir hal alıp da kendime sayıp
sövdüğüm.
Ey yürek, nedir derdin?
Bir maruzatı var belli ki.
Ey vicdan, sen de mi?
Yoksa kovuşturduklarımdan mı alıyorum
intikamımı?
Ey, bilinç ötesi göçmüşlüğü yorgun
ruhumun: Sırası mıydı eklenen bunca acıya üstelik bilfiil tanıklığım ve maruzat
bellediklerim asla ve asla bir önem arz etmezken.
Kayıt fişlerini tek tek ayırmaksa,
Eyvallah.
Sonra da sıraya koyduklarım bu da
yetmezmiş gibi, üretmekle iştigal bir sunumu yine evrenin…
Önce acıları yoğurduğum sonra
ikbalimin hoş bir reveransla hayattan çekip çıkarttığı sonra da hafif meşrep
bir şarkı kıvamındayken duyduklarım ama duymazdan gelip, tüm asaletimle yine
köşeme çekildiğim; sanırım anne sözü dinlemenin faydası en azından yeni
sıkıntılara maruz kalmamak adına.
Sıcağın da mı çivisi çıktı yoksa ya
da bir yaygara mıdır ortalıkta gezinen Haziran sancılarından Temmuza akan o
rehavet?
Zaman mağduru belki de ahkâm özürlü
bendeniz sonra da zil takıp oynayan eşrafım… Ne var ki bunda, demek bile
cehaletin baş tacı bir sunum ve susup susup, derinlerdeki çığlıklar baloncuklar
çıkarırken yine kalemin dostluğu ile bir nebze de olsa feraha çıktığım. Allah’ım,
affet beni: Hâşâ; biraz demek sadece şükrümün nizamında benim tutuklu kala
kalmışlığımdır hele ki fıtratımda başka bir sunum da yok iken yine duaların
gücünün haricinde bir de kuduran lehçelerini yoldan çıkmış insanların görmezden
gelip ben insanlık makamında hala zamanlı zamansız acılarla yoğrulurken…
Kınımda sadece iyi niyet ve sevgi
bileşkesi.
Haram addedilen ne ise uzak dursun
benden.
Ve telaffuz etmekten imtina ettiğim
ama dokunsalar ağlayacak cinsten.
Önyargılarını mevzuatı iken gıybetin
gücü ve sanrılardan kasıt sadece hulasa halüsinasyonlar iken…
Sonra da ayıkla pirincin taşını.
Kebirli hesaplar, kibirli ne çok
safsata ve ne çok isyan yine gölgelerden savrulan yüksek toleranslı nidalar.
Şimdi desem ki diyeceğime dair bir
kelime bile telaffuz etmek istemezken lakin konuşmadan da duramadığım hangi
saati yok sayabilirim ki tarzında bir ferman daha hazırlayıp anonime
devrettiğim ve yine frekansı kayıp çalıntı şarkılardan da alıp nasibimi…
Gökte sıra sıra dizili yıldızlar ve
hangi özlemimiz bize uzaklardan göz kırpıyorsa ve sevdiğimiz nice insan hatta
haberi olmadan biz kaydı kuydu unutup sarıp sarmalamışken yürek bağımızla ama
geri dönüşümü İlahi Aşka dümeni kırmışken…
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.