Ritm...
Zamanın ritminde, tebessüm vesilesi
nice farkındalık aslında gök kubbede asılı ve süt liman gözüken evrenin de
tetikleyicisi.
Sihirli bir donanım insan kalbi ve
atmakla yaşamak arasında gidip gelen o sayaç.
Ritm… Duyuyorsunuz aslında bilip
bilmeden eşlik de ediyoruz.
Gökte kıvılcımların aktarımı yine
buluttan buluta ulaşan ve frekansı kayıp şarkılar ansızın ortak bir dilde
buluşmuşken.
Zamansız ve mekânsız gülüşler
ısmarlama istemime reddeden vakur sancıları yine gıyabımda öne sürülen ama
bilfiil sırtlanıp benliğin kuluçkaya yattığı.
Kirli elleri merdanenin hatta
üstünkörü bir tavize meyledip durağanlığına ömrün restini çeken irili ufaklı
ütopyalar.
Balyalarca hüzün aslında mesken
edinmenin ötesinde merhem olmak belki de dünü öfkeyle kovuşturup güne rahmet
okumaktan çok uzak, içimizin aryalarına methiyeler dizen şatafatlı hezeyan
damlacıkları.
Damlalardan ırmağa dönüşen.
Irmağın kuruma ihtimaline bizzat
kılıf geçirip okyanusun suyuna zehir katan arsenik tedarikçisi kader. Yozlaşan
öngörülerde, körelen sevgi melekelerinde kabzasına çentik attığım hükümlerin
badireli yolculuğu.
Ölgünden ölümlüye geçiş merhalesi.
Zamanın zamk kuramına engel koyan
içimizin bataryası ve yüklendikçe özürlü sıfatlara, benlik mağduru bir
disipline hürmeten yine birbirimizin şerrine lanet, ufacık hüsranların dağlara
dönüşen cüssesi.
Cinnet mağduru bir insanlık belli ki
milenyumun sunumu.
Sevginin kölesi olmayı reddedip
şehvetine yüklenmek ve özün söze tahammülsüzlüğü ile sözün özündense kıyıma
uğrattıklarımız üstelik kıyama durma ihtimalini tamamıyla seçeneklerden
kaldırdığımız.
Sarı bir şafak.
Gri bir gökyüzü.
Mermer yüzlü satılmışlığın
coğrafyasına feveran eden kanatsız meleklerden ibaret olmayı dilediğimiz dünya
nüfusunun insanlık irdeleyen dolduruşlarına mahal vermek şöyle dursun
kayıtsızlığı göklere çıkaran prototip bir nesil.
Kaynakçamız zaruret belki de.
İsraf ettiğimizin tesellisi ile inkâr
ettiklerimizin de ayyuka çıktığı.
Nasıl ve niçinden uzanıp da kaynayan
cehennemin müridi sakil günah tohumları yine ve yeniden umudun tehir edildiği;
zaman ve mekân kaygısına yenik düşüp de boyutsuzluğun izleğinde irin yüklü
terennümlerini yine boğmakla barındırmak arasında nefretin izdüşümüne bile
itibar etmenin verdiği o haksız gurur.
Konunun muhatap bellediği.
Muhatabın ise duyarsızlığı karşısında
cinnet yüklü tutanaklarda yine sayfa sayfa ölüm ilanı: belki eşinden belki
akrabalarından belki de yabancı mihrakların telef ettiği oysaki kadına dair
hikâyeler yazmak yerine katliam öğelerini telaffuz etmekten imtina etmek şöyle
dursun sayfaların uzamında resmi şeritli bir görsellikte yine hayatının nicesi
tarafından sonlandırıldığı adı olmayan kadınlar belki de aksanı korku belleyip
sessizliği de yine rahle edinesi.
Zaman en nankör yabancı aslında yakın
addedilen ama her nasılsa uzaklaşmayı meşk bilmiş belki de ifa edilmesinden öte
izah etmenin de mümkün olmadığı.
Kerelerin donatısında, kazanım ehli
iken benlik kayıp bir sarkaca rağbet eden cahil zihniyetler ve körebe
dokunuşların kaptı kaçtı sağanağına da not düşmüş o kayıp insanlık: belki biz
gibi belki de biz olmayı reddeden sevgisiz bir dünyanın kırık kulpu olmaya aday
sayısız meziyetin de dokunaklı tınısında insanlık mütemadiyen evrildiği.
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.