30 Ağustos Zafer Ve Tayyare Bayramı
30 AĞUSTOS
ZAFER VE TAYYARE BAYRAMI
Başlık eminim pek
çok okuyanı şaşırtacaktır. Öyle
ya 30 Ağustos’un
Zafer bayramı olduğunu
biliyorduk da Tayyare
Bayramı da nereden çıktı? Ama
resimlere baktığınızda göreceksiniz
ki 30 Ağustos
ülkemizde bir dönem – resmi olmasa
da- Tayyare Bayramı olarak
da kutlanmış.
Evet bugün 30
Ağustos’tan bahsedeceğim ama
günün anlam ve önemini
herkesin bildiğini düşünerek daha bilinmeyen
bir konudan bahsedeceğim.
Sakarya Meydan Savaşında Yunan birliklerinin
elinde 18 uçak varken Türk ordusunun sadece
2 uçağı vardı ve
bu iki uçaklık
filoya Kuvay-i Havaiye deniliyordu.
Sakarya Savaşından sonra İtalya’dan 21
Fransa’dan 10 uçak alındı ( Bunlar silahsız
uçaklardı. Silah olarak Alman
makineli tüfekleri monte
edildi ama bu makineli
tüfekler uçağın
pervanelerini parçalıyordu çoğu
kez.)
İşte bu
uçakların da üstün gayretleriyle
Büyük Taarruz sonunda zafere
erişmişti. Bundan sonraki hedef
yerli ve milli
Türk uçağı üretmekti.
Bu amaçla 16 Şubat 1925 de Türk
Tayyare Cemiyeti kuruldu bizzat Atatürk tarafından. Ancak Türk Tayyare Cemiyetinin
gelirleri bir uçak
fabrikası kuracak düzeyde
değildi. Uçak Fabrikası kurmak
yerine dışarıdan modern ( o
çağa göre modern
tabii ki) savaş
uçakları satın almak daha
mantıklı görüldü ve önce
Atatürk 10.000 Tl bağışladı
Tayyare cemiyetine. Hemen
ardından Naci Demirağ 120.000 Tl
ve Vehbi Koç 5.000 Tl
bağışladı.
Böylece başlayan kampanya ile
kısa sürede 300
uçak satın alındı ki bu
konuyu bir başka
yazımda ele almıştım ve sadece
Sandıklı ilçemizin iki uçak
satın aldığını belirtmiştim
bu kampanya çerçevesinde.
Büyük Taarruz ve Zafer Bayramı ilk kez 1924 de Afyon- İstanbul- Ankara ve İzmir’de kutlanmıştı.
Bu arada Tayyare Cemiyeti 31 Ağustos 1925 Tarihini Tayyare bayramı olarak kutlamayı kararlaştırdı ve kutladı da. Ama ertesi yıl bu kutlama tarihini 30 Ağustos’a çekip Zafer Bayramı ile birlikte ‘’Zafer ve Tayyare Bayramı’’ Olarak kutlamaya karar verdi. Bu arada Bakanlar Kurulu da 25 Ağustos 1926 Tarihli kararnamesiyle 30 Ağustos’un ‘’Zafer ve Tayyare Bayramı’’ olarak kutlanmasına karar verdi ise de 27 Mayıs 1935 Tarihli Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda ‘’ Tayyare ‘’ kelimesine yer verilmediği görülmektedir.
Her ne kadar Ulusal Bayram ve Genel tatiller Hakkında kanunda ‘’Tayyare’’ Kelimesine yer verilmese de bu bayram yaklaşık olarak 1945 yılına kadar ‘’Zafer ve Tayyare Bayramı’’ olarak kutlanmıştır.
1945 den itibaren 30 Ağustoslar sadece Zafer bayramı olarak kutlandı. Neden peki?
1945 den sonrası oldukça uzun bir hikaye. Özetle söyleyecek olursak ABD. ‘’ Kendi uçağını kendin yapıp bir sürü masrafa girme. Ben sana Marshall Planı çerçevesinde çok daha ucuza veririm hatta hibe ederim.’’ Deyince önce devlete ait uçak fabrikasının ( TOMTAŞ) Uçak tamir ve ikmal fabrikasının ( Eskişehir) faaliyetleri durduruldu.
Bu arada Nuri Demirağ’a ait ‘’ Nuri Demirağ Tayyare Fabrikasının’’ ve Vecihi Hürkuş’un Vecihi Faham Tayyare Fabrikasının’’ ürettiği uçaklar devlet tarafından satın alınmadığı için her ikisi de iflas etti.
Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Zeki Doğan aynen şunları demişti Nuri Demirağ’a 1949 yılında: ‘’ Amerikan yardımından bedava uçak almak dururken fabrikanıza sipariş verirsem yarın bu millet beni asar.’’
Velhasılıkelam uçak üreten Türkiye bir anda kendi uçağını üretmeyen ( üretemeyen değil- üretmeyen ) bir Türkiye haline geldi. Hatta rivayetlere göre üretilen uçaklar toprağa gömüldü ( Bu konuda Kayseri Valisi yakın zamanda ‘’ Bu bir devlet sırrıdır. Konuyla ilgili bilgi veremem.’’ Dedi. )
1950 de İktidar değişti ama yeni iktidar işlevsiz hale gelmiş olan fabrikaları işler hale getirmedi tam tersine tamamen kapattı. O gün bu gündür CHP taraftarları ile DP taraftarları ‘’ Sizin yüzünüzden uçak üretemedik.’’ Diye birbirlerini suçlayıp dururlar.
Evet işte bu hengame içinde yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti artık Tayyare üretemez olduğu 1945 yılından itibaren Zafer ve Tayyare Bayramı sadece Zafer Bayramı olarak kutlanır oldu.
Bu arada 1932 yılında bir olay Zafer ve Cumhuriyet Bayramını bile solladı ve denilebilir ki o sene Türkiye çifte bayram kutladı.
Belçika’da düzenlenen Dünya Güzellik yarışmasında 31 Temmuz 1932 de Dünya Güzeli seçilen Keriman Halis ( Ece ) Avrupa’da çeşitli ülkeleri ziyaret ettikten sonra 30 Ağustos 1932 de Türkiye’ye gelmişti.
Afrodit’in M.Ö. 2000 yılında dünyanın en güzel kadını seçilmesinden bu yana ilk kez bir Türk Kızı Dünya Güzeli seçilmişti. [İşin ilginci ilk güzellik yarışması Türkiye'de Kaz Dağlarında yapılmış ve Truvalı Paris Afrodit'i dünyanın en güzel kadını seçmişti.] Onun İstanbul’a gelişi de en az Zafer ve Tayyare Bayramı kadar büyük bir coşkuyla kutlanmıştı. Hatta Zafer ve tayyare bayramını sollamıştı bile denilebilir.
Dönemin ünlü yazarlarından ve Keriman Halis’in Türkiye Güzeli seçildiği yarışmada Abdülhak Hamid, Cenap Şahabettin, Vasfi Rıza ve Yunus Nadi ile birlikte jüride bulunan Peyami Safa onun için ‘’ "Keriman Halis'in tüm dünyaya ispat ettiği şey, yalnız ferdi bir güzellikten ibaret değildir. O, düne kadar kafes arkasında yalnız 'insan yumurtlamaya' yarar, acayip bir kümes hayvanı zannedilen Türk kadını ile bugünün beynelmilel hareketlerine karışan, zeki ve cevval bakışlı Türk kızının farkını meydana çıkardı. Bu olay Türkiye'nin geçirdiği inkılap hakkında yazılmış ve yazılacak kitaplardan ziyade fikir vermek kudretine haizdir. " Derken Avrupa basınında pek çok gazete ‘’Osmanlı Kızının son hali ‘’ Başlığı ile çıkmıştı.
Evet.. Bugün 30 Ağustos Zafer ve Tayyare Bayramından 30 Ağustos Zafer Bayramına kısa bir tarih turu attık.
*Hasta adam denilen Türk Milletinin söz konusu ana vatanı olduğunda en hasta haliyle bile nasıl muhteşem kahramanlıklara imza atabileceğinin destanı olan...
*1071 Malazgirt Zaferi ile kapılarını açtığımız...
*1176 Miryokefalon Zaferi ile artık bir Türk Yurdu yaptığımız...
Anadolu’nun ebediyen Türk Yurdu olarak kalacağının tescili olan 30 Ağustos 1922 Zaferi Tüm Milletimize kutlu olsun.
Anadolu’nun Kapılarını bizlere açan Sultan Alparslan’ın... Anadolu’yu Türk yurdu yapan Sultan II. Kılıçarslan’ın...Anadolu’nun ebediyen Türk yurdu olarak kalacağını dosta düşmana herkese ispat eden Büyük Taarruz ve başkomutanlık savaşının baş komutanı Mustafa Kemal Atatürk’ün ve bu kutsal dava uğruna Alparslan’dan bu yana kanını ve terini vatan için feda etmiş herkesin huzurunda saygı ve minnetle eğilirken satırlarıma Mehmet Akif’in bir dileği ile son veriyorum:
Allah bu ülkeye bir daha İstiklal Savaşı Yaşatmasın !
- Yorumlar 8
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.