Tekrar Acilen Yürürlüğe Konması Gereken Kanun 2 Bölüm
TEKRAR ACİLEN YÜRÜRLÜĞE KONMASI GEREKEN KANUN 2. BÖLÜM
1 Haziran 1920’de Trabzon Mebusu Hüsrev Bey’in TBMM’ye sunduğu önergeden sonra Karesi Mebusu Hasan Basri Bey ve arkadaşları da bir kanun teklifi hazırlamış ve nihayet 20 Kasım 1920’de Düğün İsrafatının Men’i Hakkında Kanun teklifi TBMM’de görülmeye başlanmıştır.
Bu kanun teklifine mebusların çoğunluğu taraftar olmuşlarsa da karşı çıkanlar da olmuştur.
Taraftar olanlar konuya özellikle israfın haramlığından girmişler, ülke savaştayken bu gibi israfların memleketin zararına bir durum olduğunu belirtmişlerdir. Konuşmacılar hapislerdeki her 100 mahkumdan 90’ının kız kaçırma suçuyla içeride olduğunu, parasızlık yüzünden evlenemeyen gençlerin bu yola başvurduklarını, bunun da aileler arasında bitmez tükenmez kan davalarına sebep olduğunu ifade etmişlerdir.
Kanun teklifini olumlu bulan mebusların üzerinde durdukları bir başka husus ise kız çocuklarının en az 500 sarı lira karşılığı adeta mal gibi satıldığı konusu olmuştur ve sonradan başlık parasına dönüşen mehir parasının düşürülmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Teklife karşı olan mesela Siirt Mebusu Mustafa Sabri Efendi ise ‘’ Mehir konusu tamamen ayrı tutulmalıdır zira Mehir düşürülürse erkekler bugün aldıkları kadını yarın boşarlar. Boşanmalar kolay olur. ‘’ görüşündedir.
Derken efendim görüşmeler sonunda 25 Kasım 1920’de Düğünlerde Men-i İsrafat Kanunu meclisçe kabul edildi ve 28 Mart 1921 Tarihinde 55 Numara ile yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Bu kanunun maddeleri şu şekildeydi:
Birinci madde: Düğünlerde çeyiz teşhiri, çeyizin açıktan nakli, erkek tarafından kız tarafına iki kattan fazla elbise hediye edilmesi, düğün günlerine mahsus olmak üzere bir günden fazla çalgı çaldırılması ve ziyafet verilmesi, nişan, çevre merasimi ile ağırlık ve hediye itası ve köçek oynatılması gibi israfa neden olan durumlar yasaklanmıştır.
İkinci madde: Her livanın umumi meclisi, kanun hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla mahallî ve idarî talimatnameler tanzim edebilecekler ve kanunun uygulanması için gerekli tedbirlerin Hükümet marifetiyle uygulanmasını takip edeceklerdir.
Üçüncü madde: Kanun ve talimatnamelere aykırı hareket edenlere mahallî belediyelere gelir kaydedilmek üzere elliden yüz liraya kadar nakdî ceza uygulanacaktır. Keza bir aydan altı aya kadar hapis cezası da alabileceklerdir.
Dördüncü madde: Bu kanundan kaynaklanan meseleler sulh mahkemelerinde görülecektir. Verilen hükümler kesin olup uygulanmak zorundadır.
Beşinci madde: Masrafından dolayı sünnet sebebiyle düğün yapmak yasaklanmıştır.
Altıncı madde: Kanun gereğince yasaklanan eşya müsadere edilerek mahallî belediyeler adına açık artırma ile satılarak gelir kaydedilecektir.
Yedinci madde: Kanun neşri tarihinden itibaren yürürlükte olacaktır.
Sekizinci madde: Kanunun uygulanmasında Büyük Millet Meclisi Dahiliye ve Adliye vekilleri memurdur.
Görüldüğü gibi kanun, sünnet düğünlerini bile yasaklamıştır.
Evet, kanunun ikinci maddesi vilayetlerdeki yönetici kadroya da nizamnameler hazırlama yetkisi verdiği için mesela 1926 Yılında İstanbul’da bir Vilayet talimatnamesi hazırlanmıştır düğün yasakları ile ilgili olarak.
Bu talimatnameye göre:
1. Geline ait çeyiz merasimi yapılmayacak ve çeyiz verilmeyecektir.
2. Gelin arabasını beş arabadan başka araba takip etmeyecektir.
3. Gelin odasında askı asılması, nişan ve çevre merasimi yapılması yasaktır.
4. Düğün için her nevi hediye götürülmesi yasaktır.
5. Düğün bir günden fazla devam etmeyecektir.
6. Düğün için umumi salonlarda balo, çay gibi ziyafetler verilmeyecektir.
7. Yalnız akraba ve çocuklara bir gün için ziyafet verilebilir. Bunlar dışında yemeğe kimse davet edilmeyecektir.
8. Loğusa vesilesi ile de ziyafet vermek, hediye götürmek yasaklanmıştır.
9. Sünnet düğünü yapılamaz, yalnız aile arasında özel olarak eğlence düzenlenebilir.
10. Sünnet çocukları mücevheratla sokaklarda gezdirilemezler. Talimatnamede bu hususlara riayet etmeyenler hakkında zabıt tutulacağı, elde edilen eşyaya el konularak sulh ceza mahkemesine verileceği bildirilmiştir.
Peki bu kanun hakkıyla uygulandı mı?
Kanun uygulandı. Uymayanlar cezalandırıldı ama ‘’Caydırıcı oldu mu?’’ Diye soracak olursanız maalesef olmadı.
Otel sahipleri, hediyelik eşya satan dükkanlar, kuyumcular, kısaca düğünler sayesinde yolunu bulanlar isyanlardaydı.
Peki ne zamana kadar yürürlükte kaldı bu kanun?
Bu kanun 8 Mayıs 1967’de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.
****
Efendim kanun iptal edilmeden önce de var mıydı bilmiyorum ama 1996-2004 Yılları arasında görev yaptığım Afyon / Sandıklı’da bir düğünün aşağı yukarı bir saati takı törenine ayrılırdı ve bu törende kim geline ya da damada ne takmışsa bir deftere yazılırdı. ( Sebep: Takı takanın da böyle bir düğünü olursa taktığının aynısını takmak için )
Evet, 1926’da Afyon’un Bolvadin ilçesinden Kadrioğlu Köse Mehmet, Karabacakoğlu Himmet, Oruçoğlu Mustafa ve Muhtar Yörükoğlu Osman’ın kanuna aykırı düğün yapması sebebiyle bir ay hapis cezası aldıkları göz önünde bulundurulursa demek ki takı töreninde takılanların bir deftere kaydedilme geleneği büyük ihtimalle ta o yıllardan kalma bir gelenekti.
Sandıklılı vatandaşlar maalesef özellikle Sandıklı Pazarı kurulduğunda arasıra pazara gelen ve omuzuna her dokunana ‘’ Önümüzdeki ay ödeyeceğim ‘’ Diyen bir vatandaşın bir türlü ödeyemediği düğün masrafı borçları yüzünden nasıl delirdiğini biliyorlardı ama yine de kızlarını evlendirmek için bir kamyon dolusu çeyiz satın almaktan, erkek evlatlarını evlendirmek için de kilo kilo altın satın almaktan geri durmuyorlardı.
Ve aşiret düğünleri.
Koskoca ağanın kızı evleniyor, gram ya da çeyrek altın takmak olur mu hiç? Yükle altını Allah ne verdiyse…
FOTOĞRAF: Van’da beş saat süren bir takı töreni sonucunda geline takılan altınlar ve toplanan para.
-------------------------BİTTİ--------------------
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.