Partikhane Ve Heybeliada Ruhban Okulu Sorunu
PARTİKHANE VE HEYBELİADA RUHBAN OKULU SORUNU
Oldukça uzun bir yazı olacak ama okunmasında ziyadesiyle fayda görüyorum.
************
Efendim son günlerde İstanbul- Heybeliada’daki Ruhban Okulunun yeniden açılacak olması üzerine bir tartışma başlamış durumda.
Neyi tartışıyoruz peki?
Heybeliada Ruhban Okulunun açılması ve İstanbul Fener Rum Patrikhanesinin ekümenikliğinin kabulü Türkiye Cumhuriyetinin tapusu olan Lozan’a ihanet midir değil midir?
İşte bu soruya doğru cevap verebilmek için önce teşhisi doğru yapmamız lazım.
Heybeliada Ruhban Okulu dediğimiz zaman ne anlıyoruz?
Heybaliada Ruhban Okul esasen taa 9. Yüzyılda İstanbul- Heybeliada’da Aya Triada Kilisesinde faaliyette olan bir Ortodoks- Rum ruhban yetiştiren kurumdur. Ancak resmi statüsü okul filan değildir. Bu kurum 1844’de Padişah Abdülmecit’in izni ile Fener Rum Patriği V. Germanios tarafından resmi bir şekilde Heybeliada Ruhban Okulu olarak faaliyete geçmiştir. Yani resmiyette okulun açılış tarihi 1844’dür.
Peki bu okul Atatürk tarafından ya da Lozan Antlaşması ile mi kapatıldı?
Şimdi bu soruya Türkiye’de her yüz kişiden doksan dokuzu ‘’Evet Atatürk tarafından kapatıldı ‘’ Der ama öyle değildir. Bu okulu ne Atatürk doğrudan doğruya kapattı ne de 1923 Tarihli Lozan Antlaşmasıyla kapatıldı. (Lozan’da Heybeliada Ruhban Okulu da Patrikhane de tek kelimeyle bile yoktur maddeler arasında. )
Bu okula 1918’de Bahriye Nazırlığı el koydu ve okulun yatılı öğrencileri Büyükada Aya Yorgi Kilisesine taşındı. 1922’de imzaladığımız Mudanya Ateşkes Antlaşmasından sonra ise okul tekrar Heybeliada’ya taşındı ve eğitim öğretimine orada devam etti.
Yani bir yerde Osmanlı Hükumetinin 1918’de el koyup kapattığı okul, 1922’de TBMM’nin imzaladığı bir antlaşma ile yeniden açılmıştır. Daha da özetleyecek olursak Osmanlı okulu kapatmış, Atatürk tekrar açmıştır.
Peki Atatürk bu okulu kapatmayı düşündü mü?
Atatürk bu okulu kapatmayı düşünmedi. Ondan sonra gelen İsmet Paşa da düşünmedi. Celal Bayar hiç düşünmedi. Cemal Gürsel’in aklına bile gelmedi. İlk dört cumhurbaşkanının gündeminde olmadı Heybeliada Ruhban Okulu.
Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu beşinci Cumhurbaşkanımız Cevdet Sunay döneminde Başbakan Nihat Erim Hükumeti zamanında 19 Temmuz 1971’de kapandı. Evet dikkatinizi çekerim: ‘’ Kapatıldı ‘’ değil, ‘’Kapandı. ‘’
Yani 1971 Yılına kadar faaliyete miydi?
Evet, Heybeliada Ruhban Okulu 1971 yılına kadar
1919 - 1923 döneminde yalnız 5 yıllık teoloji ( İlahiyat ),
1923 - 1951 döneminde 4 yıl ortaokul ve 3 yıl teoloji,
1951 - 1971 dönemi 4 yıl lise ve 3 yıl teoloji. eğitimi veren bir okul olarak faaliyetteydi.
Peki neden ve nasıl kapatıldı ?
1971 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan "Özel Yüksek Okul Öğrencilerinin Öğrenimlerine Devam Edebilmeleri İçin Açılacak Resmî Yüksek Okullar Hakkında Kanun ‘’ Çerçevesinde Heybeliada Ruhban Okulunun da Türkiye’deki bir Yüksek Okula bağlanması gerekiyordu. Ancak Partikhane okulun herhangi bir Yüksek Öğretim Kurumuna bağlı olmasını değil o güne kadar olduğu gibi o günden sonra da tamamen özel ve özerk bir kurum olarak varlığını sürdürmesi görüşünde olduğu için, Devlet ise ‘’ Ya bizim şartlarımızı kabul edersin ya da okulunu kapatırız.’’ Diye ısrar ettiğinden 19 Temmuz 1971’de dönemin patriği . I. Athenagoras tarafından kapatılmıştır.
[ Athenagoras, Türk vatandaşı olmayan tek patrik olup ( ABD Vatandaşıdır ) ABD’nin dayatmalarıyla 1 Kasım 1948’de Patrik seçilmiş ve 7 Temmuz 1972’ye kadar bu görevde kalmıştır. ]
Yani Heybeliada Ruhban okulunu bir Türk Cumhurbaşkanı ya da hükumeti değil, doğrudan doğruya Fener Rum Patrikhanesi kapattı.
İlle de ‘’Bir Türk Cumhurbaşkanı kapattı’’ Diyeceksek Cevdet Sunay kapattı diyebiliriz ama dersek yanlış demiş oluruz.
Bir diğer husus: Bugün eğer Heybeliada Ruhban Okulu tekrar açılacak olursa- Bazı anlamadan dinlemeden, bilmeden boş boş konuşan vatandaşlarımızın iddia ettiği gibi- Fener Rum Patriği otomatik olarak ekümenik Patrik olmaz. Patriğin ekümenik olması çok çok farklı bir konudur.
Peki Ekümenik Patrik ya da Partiğin ekümenikliği ne demektir?
Efendim bunu şöyle izah edebiliriz.
Bugün Vatikan’daki Papa, tüm Hıristiyan aleminin kabul ettiği Katolik Hıristiyanların ruhani lideri midir? Evet.
O halde Vatikan’ın Papası Ekümeniktir. Yani Katolik Hıristiyan alemince kabul edilmiştir.
Peki Fener Rum Patriği Ekümenik midir?
Türkiye’ye göre Hayır.
Türkiye’ye göre Fener Rum Patrikhanesi İstanbul- Fatih İlçesine bağlı dini bir kuruluştur. Tüm Ortodoks Hıristiyanları temsil etmez. Mesela bizzat Atatürk tarafından kurdurulan Türk Ortodoks Kilisesi, Fener Rum Patrikhanesine bağlı değildir ve patrik Bartholomeos’u patrik olarak kabul etmez.
Ayrıca Ortodoks olan Rusya, Sırbistan ve Bulgaristan da Fener Rum Partikhanesinin ekümenik olduğunu kabul etmez.
O zaman bu ekümenik patriklik yaygarası nereden çıkıyor?
Efendim, Türkiye olarak biz ve bizim dışımızda üç Ortodoks ülke Fener Rum Partiğini ve Patrikhanesini ekümenik olarak kabul etmediğine göre kim ekümenik olarak kabul ediyor da bu patırtılar çıkıyor ona bakmak lazım.
Olayla hiç alakası olmayan devletler Fener Rum Patrikhanesini ve Patriğini Ekümenik Patrik olarak kabul ediyor. Mesela ABD ve AB ülkeleri İstanbul Fener Rum Patrikhanesini ve Patriğini ekümenik patrik olarak kabul ediyorlar. Ve bir de tabii ki Yunanistan… Yunanistan dışında Ortodoks olan yok ama sanki kendilerine dertmiş gibi hem patrikhanenin Türkiye’de kalmasını istiyorlar hem de ekümenik olarak tanıyorlar bizdeki patriği.
Eee o zaman bu patrikhaneyi atalım yurt dışına, ekümenik mi oluyor ne halt oluyorsa olsun da bizim başımızı ağırtmasın.
Atatürk de işte tam olarak böyle düşünüyordu. Hatta çok daha fazlasını düşünüyordu İstanbul- Fener Rum Patrikhanesi hakkında.
Evet Türkiye’nin tapusu olarak nitelen Lozan Antlaşmasının görüşmeleri devam ederken Atatürk, bizzat kendisi tarafından kurulmuş olan Hakimiyet-i Milliye Gazetesine verdiği bir beyanatta aynen şöyle diyordu 20 Ocak 1923’de:
‘’Bir fesad ve hıyanet ocağı olan ve memleketimize nifak tohumları eken, uyuşmazlıklar yaratan, Hıristiyan hemşerilerimizin huzur ve refahı için de uğursuzluğa ve felakete sebep olan İstanbul Rum Patrikhanesi’nin artık topraklarımız üzerinde bırakamayız. Bu tehlikeli teşkilatı memleketimizde muhafazaya bizi mecbur etmek için ne gibi vesile ve sebebler gösterilebilir? Türkiye’nin Rum Patrikhanesi için arazi üzerinde bir sığınılacak yer göstermeye ne mecburiyeti var? Bu fesad ocağının hakiki yeri, Yunanistan değil midir? Büyük Millet Meclisi tarafından idare edilmekte olan yeni Türkiye, Babıali’nin taht-ı idaresindeki eski Osmanlı İmparatorluğu değildir. Yeni Türkiye şeref ve haysiyet, kudret ve kuvvetini müdrik ve hukukunu muhafaza için mevcudiyetini tehlikeye atmaya hazır ve amadedir."
Evet, Mustafa Kemal Paşa’ya göre Yeni Türkiye, eski Osmanlı Devleti gibi değildi. Şeref ve haysiyetinin, kuvvet ve kudretinin farkındaydı ve haklarını muhafaza etmek için mevcudiyetini tehlikeye atmaya hazırdı. ( Yani hakları için savaşmaya hazırdı.
Kısaca Patrikhane, ait olduğu yere, Yunanistan’a def edilecekti. [ Yukarıdaki demeç Atatürk’ün Nutkunda da vardır. Ayrıca daha önce 25 Aralık 1922’de Le Journal muhabiri Paul Ario’ya verdiği demeçte de Partikhane ile ilgili şunları söylemiştir: “Lakin bir fesat ve hıyanet ocağı bulunan, memlekette nifak ve şikak tohumu saçan, Hristiyan hemşerilerimizin huzur ve refahı için de uğursuzluk ve felaket sebebi olan Rum Patrikhanesini artık topraklarımız üzerinde bırakamayız. Bu tehlikeli teşkilatı memleketimizde muhafazaya bizi mecbur etmek için ne gibi vesile ve sebepler gösterilebilir? Türkiye’nin Rum Patrikhanesi için arazisi üzerinde bir sığınak göstermeye ne mecburiyeti var? Bu fesat ocağının hakiki yeri Yunanistan değil midir? Merkezî Hükûmetimiz bütün bu noktalar hakkında delege heyetimize Misak-ı millî hükümleriyle uygun düşer surette kati talimat vermiştir.'' ]
Peki sonuç?
24 Temmuz 1923’de Lozan Antlaşmasıyla Türkiye, yeni vatanının tapusunu eline aldı ama öte yandan gördük ki Atatürk’ün ‘’ Yeri Yunanistan değil midir ?’’ dediği Patrikhane Türkiye’de kaldı. Üstelik de antlaşmanın hiç bir maddesinde ‘’ Patrihane Türkiye’de kalacaktır.’’ Diye bir hüküm olmadığı halde.
Şimdi…
Heybeliada Ruhban Okulu bu ülkede 1971 yılına kadar varlığını sürdürmüşse ( Yani Atatürk ve İnönü zamanında var olan bir okul idiyse ) ve Atatürk’ün mutlaka Yunanistan’a gönderilmesi gereken bir fesat yuvası olarak nitelediği Patrikhane onun zamanında dahi yurt dışına atılamamışsa, Heybeliada Ruhban okulu yeniden açılsa ne yazar açılmasa ne… Patrikhane yurt dışına sürülememişse, Partik Dimitri Bartholomeos ekümenik olsa ne yazar olmasa ne?
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.