Zaferlerhezimetleröncesi Ve Sonrasıyla Kutel Amare Savaşları 5 Bölüm
ZAFERLER,HEZİMETLER,ÖNCESİ
VE SONRASIYLA KUT’EL AMARE SAVAŞLARI---5. BÖLÜM---
---TÜRK DOSTU ? GENERAL
TOWNSHEND---
Kute’l Amare’de esir edilen
General Townshend’e ne
oldu sorusunun cevabı
ile devam edelim.
Townshend, Halil Paşa’ya teslim
olunca kendisine çok
iyi davranıldı ve
silahları bile geri verildi.
Onun ise ilk
etapta tek bir isteği
vardı: Her zaman yanında olan
köpeğinin İngiltere’ye gönderilmesi... Bu
isteği kabul edildi.
Önce Adana’da daha
sonra kısa bir süre
Bursa’da misafir edilen Townshend sonunda İstanbul’a
getirildi. Askerlerinden Hintli
olanlar Bursa’ya diğerleri
de ülkemizdeki başka
esir kamplarına yerleştirildi.
Townshend İstanbul’da önce Heybeliada’da
bir malikaneye, burada
üşüdüğünden dolayı daha
sonra Büyükada’ya nakledildi.
Kızları ve eşinin
yanına getirilmesini rica
etti. Eyvallah deyip
kabul ettik ama Townshend’i görmeye
geldilerse de savaş devam
ettiği için sürekli olarak
kalmadılar Townshend’in
yanında. Yani ‘’
Kadının yeri - her
ne şartta olursa
olsun kocasının yanıdır-
İlkesi karısı için
geçerli olmadığı gibi
kızları için de babalarının
yanında olmak geçerli değildi.
Neyse efendim, Townshend baktı
eşinden fayda yok, rahat
rahat gezip dolaşabildiği
Beyoğlu’nda Olga adında
bir fahişeyi kendisine
metres tuttu. Ancak Olga
netameli bir kadındı
zira Ruslara casusluk ettiği
iddiasıyla tutuklanıp dört
sene hapse mahkum
edilmiş olan Peter Joseph
adlı birinin yeğeniydi. Durum taa
Dahiliye Nezaretine( İçişleri
Bakanlığı ) kadar iletildi.
Dahiliye Nezareti ‘’ Bak işte
bu olmadı. O
karıyla zinhar ilişkiyi
kesmelidir. ‘’ Dedi.
Townshend yaklaşık 2.5 sene
kaldığı bu elini
kolunu sallaya sallaya İstanbul’u dolaşma
esaretinden (!) sıkıldı. Bir kaç kez
kaçma teşebbüsünde bulunduysa da enselendi ve
kendisine teessüflerimiz arz edildi.
Çünkü İngiltere’nin gözden çıkardığı
adamı maaşa bile
bağlamıştık. Hatta ‘’ Bu maaşla
geçinemiyorum.’’ Dediğinde
maaşına zam bile
yapmıştık.
Derken efendim Osmanlı
Devleti 1918’de artık tüm
cephelerde iyice çökmüş
olduğundan ateşkes isteyince
Townshend’e gün doğdu. ‘’
Beni serbest bırakın
tamamen sizin lehinize
bir antlaşmayı İngiltere’ye
kabul ettirmezsem adam
değilim.’’ mealinde laflar
sarf edince salıverdik
‘’ Haydi görelim
seni general.’’ Diyerek.
Daha sonra Osmanlı
Devleti adına Rauf
Bey (Orbay ) Limni Adasının Mondros
Limanında İngiliz Amirali
Galthorp’un karşısına oturdu ateşkes antlaşması
için. Townshend de oradaydı.
Rauf Bey General Townshend’e ‘’
Bu çok ucu
açık bir antlaşma. Korkarım bu
antlaşma ile Yunanistan
bir delilik yapıp Anadolu'ya saldırır’’ Dedi. Townshend
ise “İngiliz Hükümeti antlaşmayı imzaladıktan sonra bu gibi anlamsız
hareketlere razı olamaz. Bunu(Ateşkes
Antlaşmasını) kabul etmeniz lazımdır.” Diye cevap
verdi. ( Amiral Galthorp da ‘’
Maddelere takılmayın. Kesinlikle
bir işgal olmayacak. Size
asker sözü veriyorum’’
Demişti Rauf Bey’e )
Rauf Bey 1 Kasım
1918’de Yani Mondros
Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasından bir gün
sonra gazetelere ‘’ Bir tek
düşman askeri bile İstanbul’u işgal
etmeyecektir.’’ Diye demeç
verdi. Bu demecinin
üzerinden sadece 12 gün
geçmişti ki 13
Kasım 1918’de İtilaf Devletleri kuvvetleri ( Yani düşmanlar. )
hem deniz kuvvetleri ile
hem kara kuvvetleriyle
İstanbul’a girdiler.
1920’de Askerlikten ayrılan Townshend –
1920- 1922 Tarihleri arasında İngiliz
parlamentosunda Millet vekilliği
yapmıştır. Bu süre içerisinde
24 Temmuz 1922’de İngiliz Milletvekili
sıfatıyla Mustafa Kemal Atatürk
ile Konya’da görüşmüşlüğü de vardır.
Atatürk 25 Temmuz 1922’de İcra vekilleri Heyeti Başkanı ( Yani başbakan ) Rauf Orbay’a gönderdiği telgrafta bu görüşmenin amacını tafsilatlı bir şekilde açıklamıştır. Özetle Townshend bizim Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Savaşımız öncesinde Mustafa Kemal’e adeta ‘’ Şunlar şunlar olursa( Yani Rıza gösterirseniz ) güzel bir barış antlaşması yapılabilir ‘’ Demiştir.
Peki neydi o şunlar ?
A) Yunanlıların Anadolu’yu boşaltma kararının bir süre önce Paris’te zaten kararlaştırıldığını dolayısıyla bunun sorun olmadığı
B) Ancak Türk tarafının Trakya konusunda aşırı taleplerde bulunmamaları gerektiği
C) Edirne konusunun söz konusu edilen Trakya sorunundan ayrı ele alınabileceği
D) Çanakkale Boğazının Uluslar Arası bir komisyona bırakılması
E) Kapitülasyonlar konusunda İtilaf Devletlerinin Türkiye’yi sık boğaz etmeyecekleri
Bu maddeler bana biraz tanıdık geldi ya neyse...
Mustafa Kemal, Generel Townshend ile bir yemek de yedi ve yemekten sonra ona şöyle dedi: ‘’ Biz Türklerde bir adet vardır. Misafirlerimize hediye veririz. Ben asil bir milletin mütevazi bir komutanıyım. Size ancak bu tespihi hediye edebiliyorum’’
Elindeki mercan tespihi General Townsend’e hediye etti.
Tam sofradan kalkarken Mustafa Kemal bu sefer kolundaki saati çıkarıp Townshend’e uzattı ve
‘’Bu saati bana Anafartalar'da bir Türk zabiti bir İngiliz zabitinin kolundan çıkardığını söyleyerek verdi. Saatin arkasında subayın künyesi yazılıdır. Bu subayın ailesini araştırdımsa da bulamadım. İngiltere’ye döndüğünüzde ailesini bulur ve verirseniz çok memnun olurum.’’ Diyerek saati Townshend’e verdi.
Townshend daha sonra kendisine refakat eden Türk subayına ‘’ Ben bu güne kadar on beş mühürdar ve Cumhurreisi ile hususî ve resmi görüşmeler yaptım. Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa Kemal’de büyük bir ruh kuvvetinin esrarı var. ‘’ Dedi.
Bizim kaynaklarımızın neredeyse hepsinde Türk Dostu olarak anılan Charles Vere Ferrers Townshend, 18 Mayıs 1924’de Paris’te 63 yaşındayken öldü. Cenazesi İngiltere’ye getirilip St. Mary’s Churc’de gömüldü. Mal varlığı olarak ise mirasçılarına sadece 119 Pound para bırakmıştı.
*******
Evet..Bu bölümde biraz konunun dışına çıktım ama gelecek bölümde tekrar ana konuya dönecek ve hep birlikte ‘’ Ah Bağdat ! ‘’ Diyeceğiz.
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.