Atarlı bir geceydi: yüzü suyuna
hürmeten Tanrının…
Aymazlığında yankılandı gecenin
Hicabına yenik düşen
Karanlığın hicri idi yoksunluğun
Tereddütsüz isyanı bir batında açan
gecenin engebeli yolu
Yutağı gecenin yumrulara tekabül eden
ruhu
Güftesinden ayrı düşmüş bir meal
Depreşen kahrın ihmal ettiği bir
sahanlık
Sevecen ritmine eşlik eden
Göğün konçertosu
Yağmurun diliydi ne de olsa çakan
şimşeklerin
Düşmeye gör, ey insanoğlu!
Delişmen hüznün coğrafyası
Kat izi yağan rahmetin
Göğün endamlı gürültüsü bir nebze de
olsa
İçini boşaltan mazlumun öfkesine
binaen
Sözcükler çeperinde saklı bulutların
İmgelerse birer yaratı izini sürdüğü
kadar yalnızlığın
Yanan tabanlarına eşlik eden bir
armoni
Kimine göre eğreti bir farkındalık
Kekeme yerin göğün de başına kaktığı
Dipçiği evrenin
Acıya mahal veren
Her hüzün çeşmesi ayrı bir dünya
Tutulan nutku şairin
Tünediği her damla ruhundaki suyoluna
rast gelirken
Zifiri gecenin
Temennisi
İflah olmadı gitti insanoğlu
İsyanı bir yana
İnkârı yosun tutan genzinde sevginin
Bir de meyletti mi ölüme
Şairinse tek serveti yüreğinde
konuşlu
Bilumum duygu
Varsın olsun duymasın bir Allah’ın
kulu
Nutuk atan sözcükler yaralı kalbin
Yâdında saklı iken mazinin
Kâh kükrediği kâh kürediği
Sancılı şafak
Sarkaca takılı iken şakak
Bir nebze de olsa mutluluk
Dilemişti oysa şair…
Sisli beyni
İstismar edilen nice çocuğun bedeni
Ruhlarında yara derinden de öte
Tebessüm ehli bir suret olsaydı keşke
yerküre:
Zanların zıtlaştığı
Sevginin yozlaştığı
İhanetin bedeli
Olsa olsa kıyamet alameti
Densiz bir nizam
Dertli insan
Devasa bir kehanet aslında yaşam
Neresinden tutsan
Kalırken elinde
Katıksız ihbar ettiği mazlumun yüce
Rabbine
Kenetlenmiş ruhlar
Kanatlarına eşlik eden rüzgârın
deminden
Firar eden
O hissikablelvuku ki
Ansızın yürekleri ihya eden
Ne bir ilk ne de son
Hasadını toplamaksa ömrün
Katıksız esen rüzgâr ve hüzün
Bir başkaldırışın da simgesi iken
şiir
Nemalandığı kadar yerden gökten
Elbet yere düşecektir
Üç elma çürüyen düşlerin ilhamı
İkiletse de dünya yaşanan izdihamı