Nazire Z Asla Alfabenin Son Harfi Değil
DEĞERLİ ÜSTADIM DEMİR BEYİN ŞİİRİNE
NAZİRE…
Her düş ve unutulmuş her sevinci kala
kaldı kursağımda:
Yitim sonrası doğdum doğum sonrası
yeniden doğurdum mutluluğu.
Körelen bir hayatın dilemması değil
bu: bilakis dilaltı addedilen bir şiirin bir yazının uzantısı.
Kendimi men ettiğim kadar kendimden.
Kendimi savurduğum kadar gömüldüğüm
topraktan mademki topraktan geldim toprağa gideceğim.
Birileri ile konuşma ihtiyacından da
öte kalemin minvalinde kendime d/okunmanın diğer adı iken yazmak elbet
havsalamdan taşan ve çağlayan bir ırmak bir şelale misali içimin neminde
ruhumun damında ve yalnızlığın dibinde görünmekle görmek arasında bir yerdeyim.
Heceler sözcükler oluk oluk akarken
öncesinde şimdilerde yaşımın da yasımın da ilhamın da kuruduğu.
Bir dere yatağı addedilebilirken.
Dizlerim bağına eşlik eden çözülmüş
iken dizelerimin bağı.
Fısıldayan umut kulağıma ve ben
donanımlı bir sancıyım bir hüznüm bedeller ödediğim uğruna sevginin atlattığım
badirelerin top yekun ruhuma çöreklendiği kadar da ümidimi kesmedim işte
hayattan.
Çözemediğim bir bilmece ve çok
bilinmeyenli bir denklem iken yaşamak ve günün neler getirdiğinden de öte
gidenlerin gitmeye mecbur bırakılan kimliklerin sarkacında bir bir çentik
atıyorum ruhumun paragraflarına.
İçimdeki hengâme adeta
sonlanmışçasına.
Dışımdaki baskın irdelerken iç dünyamı.
Ve işte semanın derinliklerinde
gezinen kâh duygularım kâh düşüncelerim ve bir bir demlendiğim ruhumun
rivayetleri…
Bir çöl çiçeğiymişçesine oysaki
Akdeniz ikliminde yeşeren.
Bir dikenden ibaret olmazken bedenim
ve işte çuvaldızı illa ki kendime batırdığım bir batında açan hüzün ve huzur
denen denklemin dayatmasıyla iştigal varsa yoksa kendimi men ettiğim hayata
dair yeniden köprüler kurma sevdasında telaşında kimine göre bir enkaz olarak
addedilsem de henüz inşa ediyorum yeni hayatımı yenidünyamı.
Münferit bir hece arayışındayım ve
ismimle müsemma bir gülümse tahayyül ediyorum cihandan.
Öncemin sürgün edildiği ve andaki
mevcudiyetim ve sonrasız bir mısra yazıp da ansızın imha ettiğim onca sözcüğü
ihbar ettiğim kalemin dürtüsünde yenik başlamışken güne ve işte ilhamın
sonlandığı şu son bir aya bakıyorum da ve aymazlığında yazamadığım sözcüklerin
peçesindeki imleci bu sefer vekil tayin ediyorum kendime.
Ünlenmiş.
Mimlenmiş.
Ümidimi bir var bir yok kıldığım.
Ütülü olmayan duygulardan çıkıp da
yola, kalemin ve zihnimin kat izindeki yolculukla iştigal adımladığım yolun
bazen önünün kesildiği ve çıkmaktan asla haz etmediğim o dik yokuşta
soluklanmakla sonlanmak arasında bir yerdeyim.
Tam teşekküllü mizacım.
Acil kapısında sonlanmayan
bekleyişlerim.
Gözümü dahi kırpmadan hayatımı ve
hayallerimi teslim ettiğim kaderin bir oraya bir buraya çekiştirmesinden ibaret
de olmasa gerek yaşamım.
Ömrümün üstünü örttüğüm atlastan
yüreğim.
Bazen önümü göremediğim kadar arkamı
da kollamadığım kadar var hani.
Renklerin izdihamında.
Ulaşılmaz bir mutluluğun duyumsattığı
hicabında.
Kefil olduğum kadar yüreğime…
Derdest edilmiş heceleri kapıdan
kovup da şiirlerin ve nesirlerin bacadan daldığı bir güzergâhta derli toplu bir
ölüm diliyorum belki de zaman zaman hele ki yetemediğim kadar cihana yatıya
kalan duyguların keşmekeşliğinde kanıksanan ne var ne yok nasıl da uzağındayım
ve ruhumda saklı meleklerin eşliğinde ben de kanatlanıp ansızın ufka yakın
duruyorum.
Tutulan nutkumdan da öte.
Tökezlesem de her gün.
Tükenmeyen bir çağlayan saklı içimde.
Yaşlarımı kurumaya bıraktığım yasımı
görmezden geldiğim ve tam da infilak edecekken kapımı çalan bir misafirin
eşliğinde biliyorum da bu handa bir yolcu olduğumu ve yüzüme kapanan onca
kapıya rağmen ardına kadar açılmış Hakkın kapısında bir koşu içeri giriyorum
aslında içimdeki yolculuğu sonlandırmasın diye yüce Huda, eksik etmiyorum
dualarımı.
Yaşadığım kadar da yaşatacakken
duygularımı yüreğimin alfabesinde henüz a harfiyle atağa geçip arşı alaya çıkan
hüznümü de ortasından kesip bir solukta konuyorum z harfine.
Eşleşen yüreğimdeki teselli.
Ve z den beklediğim tecelli.
Münferit bir boşluk olmadığı kadar
ruhumdaki hoşlukla soluklanıyorum ne zamanki sona gelsem ve de z den ötesi yok
iken adeta yeniden doğuyorum sabahın ve güneşin tanıklığında geceme dahi şükran
duyduğum ve yarına varabilmenin kuvveti ve kudreti ile ruhumdaki yangın nasıl
da sönüyor bir anda.
Bir şiire kefil olabilirim ya da bir
masala.
En çok da içimde saklı sonsuzluğun
ufkundaki umuda da kefil olabilirim elbet tek Sığınağım iken bana eşlik eden ve
ruhumdaki dinginliği bana lütfeden Rabbime duyduğum minnet ve şükürle haizi
olduğum o alfabenin asla da z ile sonlanmadığına kanaat getirdiğim kadar
gaipten gelen bir sevince bir coşkuya da mazhar olduğum kadar…
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.