Evrenin bize
armağanıdır sayılar, hem kendimizi hem de onu anlayabilelim diye. Ama biz ne
yaptık? Yok etmeye çalıştık birbirimizi. Kategorize ederek yok etmeye çalıştık.
Yaşımıza, paramıza, boyumuza, kilomuza ve hatta sosyal medyada
paylaşımlarımızın kaç beğeni aldığına göre sınıflandırdık birbirimizi ve öyle
sevdik. Yaşımıza göre eğlendik, maaşımıza göre giyindik ama kalbimize göre
sevemedik… Belki denedik, ama çoğu zaman olmadı. İçinde yaşadığımız evin
büyüklüğü ile statü sahibi olmaya çalıştık, metrekare hesabı yaptık. O evlerin
içine yığdığımız eşyalarda konforu aradık. Ama huzuru hiç hesaba katmadık.
Paylaşmanın en büyük çarpan, bencilliğin en büyük bölen olduğunu bilemeden
kurduk hep denklemlerimizi. Irkımız, dinimiz, doğduğumuz topraklar çizmeye
çalıştı hep kaderimizi. Yahudi paragözdür, Müslüman yobazdır, Kıbrıslı
tembeldir… Ne kolay değil mi etiketlemek birbirimizi market raflarındaki
baharat çeşitleri gibi! Ne kolay değil mi öğrenmenin zorluğundan korkup,
genellemenin kolaylığına sığınmak! Dünyanın tek güzel açlığı ve zorluğuydu
öğrenmek oysa… Değerini bilemedik ve “0” verdik. Biz hiç kendi konfor
alanımızdan çıkamadık. Ve bu yüzden hayatlarımızdan biz gibi olmayanları
çıkardık. Ve eksildik… Hani insan sosyal bir varlıktır diyoruz ya, insan en
acımasız varlıktır da aslında. Ve de en aptal! Önce dâhil olmak istediğin
toplulukta kabul görmek için, gerekli sayılara sahip olmak için çalış, dâhil
olduktan sonra en iyi skora sahip olmak için çalış, diğerlerini geçmek için
çalış. Sonra da o kriterlere uymayanları dışlamak için çalış! Bu mudur yaşamak,
bu mudur var olmak? Sayılar; sanat ve bilim içindir, insan içindir. Hem
yaratmak hem de yaratılanı anlamak içindir. Hayatla kavga etmek için değil, zamanla
dans etmek içindir. Sayılar, üzerimizdeki etiketi okutmak için değil,
yüreğimizdeki kıymeti tanımlamak içindir ve herkes doğduğunda 1’dir! Yaşamında
nelerin seni çoğalttığına ve nelerin seni eksilttiğine iyi bak. Sevgiyi
bencilliğin ile bölersen; Sonuç yalnızlıktır, kalan ise pişmanlık…
Yazarın
Sonraki Yazısı