Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Bir Kadının Vazgeçiş Manifestosu

Bir Kadının Vazgeçiş Manifestosu

Her kelimesinin ve her kelimenin öncesinin ve cümlesinin hissedilerek okunması dileği ile…

Sevgimle…

Ah Sevgili ah!

Biz bize neler yaptık böyle!

Kendimize itiraf edemediklerimizi birbirimize itiraf ettik yeri geldi.

Ve yeri geldi tek limanı olduk birbirimizin,

Ve birbirimizin tek dostu olduk çoğu zaman…

Biz nereye nasıl geldik te düşman olduk, artık birbirimizin yüzüne bakamaz olduk?

Biz mi yaptık bize bunu yoksa izin mi verdik başkalarına?

Dilimiz mi içimizi kirletti yoksa biz hep pis miydik?

Bu yüzden mi eğreti durdu üzerimizde samimiyet?

Yoklukta mutlu olduk ta varlıkta yok olduk aslında…

Ama insanız sonunda, alışırız elbet yeni hayatlarımıza!

Ne kadar derinden hissetsem de yokluğunu, yeni çekilen dişin kanayan boşluğu kadar,

Elbet kapanır bu yara da…

Cismin solmaya başladığında zamanla hatıramda, 

Gün gelir, dilim dürtmekten vazgeçer bu yarayı ismini unuttuğumda.

Her şeyin günü gelir, yeri gelir ve alışılır.

Gidenin yokluğuna da alışılır, yeni gelene alışıldığı gibi…

Benim duştaki saçlarıma, senin lavabodaki sakallarına rağmen,

Benim erken uyanışıma, senin geç yatışına rağmen,

Benim hep özür dileyip, senin hep git demene rağmen,

Alışılır…

Benim hep biz deyip, senin hep “elalem” demene rağmen

Benim hep biz deyip, senin hep “ben” demene rağmen!

Senin seni, bize tercih etmene rağmen sevdim seni ve korudum seni.

Ve bir erkek gibi dövüştüm kendimle ve bir kadın gibi saç saça baş başa kavga ettim yine kendimle seninle kalabileyim diye.

Onurun ciğerini, gururun kalbini söktüm ben senin için!

Çünkü güvendim sana!

Güven ne demektir bir kadın için, hiç düşündün mü?

Bir kadının bir erkeğe güvenmesi ne büyük bir devrimdir!

Boşa çıkan güvenin yok olan inanç demek olduğunu gördün mü?

Yoksa sadece dram kraliçesi deyip güldün mü?

Güvendim sana duyduğum koşulsuz ve sonsuz sevgime ve bana duyduğunu sandığım sevgiye...

Hayatımızın kibirli zemininde, paramızın yetmediği ayların arifesinde, Hasankeyf’in geçmişinde… 

Diyarbakır’ın surlarında, Burdur’un lavantasında, Nemrut’ta tanrılar huzurunda, Göbeklitepe’de geçmişin sağlamasında… Lefkoşa’da her sokakta! Keşfettiğim her şarkıda, Cevdet Bağca’nın Kırgın’ında, İstanbul’un sokaklarında, tanıştığım her insanda!

Bu evi, beni, bizi terk etmeden önce son kahveni içtiğin, sakladığım son fincanda!

Her yerde ve her zaman sevdim seni, hem de çok sevdim..

Hani derler ya, 3 tür sevgi var diye; Çünkü Sevgi, Eğer Sevgi ve Rağmen Sevgi. Birbirimizi “çünkü”ler ile severken, senin “eğer”ler dolanmaya başladı diline.

Ben ise seni sana “rağmen” sevdim!

Ve belki de sen sadece benim seni sevmemi sevdin, kendine “rağmen”...

Sevgime, sana ve bize sahip çıkmayı, haklı çıkmaya tercih ettim ben!

Tüm günahları senin uğruna ruhuma katarcasına, tüm sevapları sana adarcasına, varlığımı varlığına sunarcasına sevdim.

En çok da sabahları yanında uyandığımda…

Sen hep derin uykuda olsan da!

En sevdiğim ve en nefret ettiğim zamanlarda bile sevdim seni hem de çok…

Ancak bir anne çocuğunu sevebilir benim seni sevdiğim kadar.

Kaldı ki anan bile sevmemiştir seni benim kadar!

Sana o kadar çok şey yazdım ki yıllar içerisinde, hepsini bilmek hakkın mıdır yoksa cezan mıdır karar veremedim…

Sence?

Ben bilemedim…

O zaman şöyle yapalım; Hani çok seversin ya sen Frida’yı…

Diego’ya ayrılık mektubundan birkaç seçme satırla elveda demek isterim sana ikinci kez ve son kez…

 “Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını hissettiğimde vazgeçtim. Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim. Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim. Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim. Bencil olduğun için vazgeçtim. Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi. AMA HEPSİNİ DÜŞÜNDÜĞÜMDE SENİN BENDEN ÇOKTAN VAZGEÇTİĞİNİ ANLADIM. BU YÜZDEN BEN DE SENDEN VAZGEÇTİM.”

Sana bu yazdıklarımı ne zaman gönderirim, ya da gönderir miyim bilemiyorum…

Belki de diğer yazdıklarım gibi, bir hatıra ya da hata olarak kalırlar bana.

Umarım hayat karşına benim gibileri değil, hep senin gibileri çıkarır.

Ve bunun için aklıma geldikçe üşenmeden dua edeceğimden emin olabilirsin. …

Ve belki gün gelir,

Belki o gün gelir ve ne kaybettiğini anlarsın...

Pişman ol diye değil, artık değer bil diye! Artık sevgiye inan diye, artık egondan arın diye.

Ne verilen tavizlerin ne de yapılan fedakârlıkların, özgüven eksikliği veya kendini sevme yoksunluğu ile ilgisi olmadığını öğren diye.

Özür dilemenin bile, bazen sevgi dolu bir affediş olduğunu, çünkü gerçek sevginin bunu gerektirdiğini anla diye.

Olduğunu zannettiğin kişi ile olduğun kişi arasındaki farkı gör diye. Artık kendini dürüstçe sev ve kendini severken başkalarını hırpalama diye…

Kendine olan sevgin dürüstleştikçe, başkalarını da adabıyla sevmeyi öğretecektir hayat sana.

Ve o zaman hakkın ve cüretin olabilir söylemeye, kim kendini nasıl sevmeli!

Karmalarımız bize adil olanı sunar elbet günü gelince...

İkinci kez ve son kez, Hoşçakal…

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 3
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Bir Kadının Vazgeçiş Manifestosu

Bir Kadının Vazgeçiş Manifestosu

ummuhan-gokpinar ummuhan-gokpinar