İnfazı Geciken Sözcüklerim
Yitik bir mealde saklıyım yosun tutan
sırların akıbetine ise sadece Huda iken vakıf.
Sözcükler yapışkan.
Azat edilesi bir ruh saklı seyyah
bedenimde.
Renkler düşkün renkler koyu ve
renkler…
Bağdaş kurmuş oturuyorum yalnızlığın
kucağında sersemlemiş bir halde bir çıkış arıyorum.
Gözüm en tepede.
Gözüm yükseklerde lakin bildiğiniz
gibi değil:
En tepeye ulaşmak ve orada
sabitleşmek istiyorum çünkü sevginin de evrenin da hakkaniyetin de tek Hâkimi
var ulaşmak istediğim o en tepede.
Meylettiğimsin özümden dökülen söze
Rağbet ederken insan baktığı kalp
gözüne
Sökün eder bir bir dalgalar
Haresinde evrenin pul pul dökülen
günahlar
Bakaya kalan bir şiirden hallice
Esaretinde değil emanetinde yaşamın
Bazen iksirli bir şerbet
Bazen izansız bir töhmet kovalayan
peşi sıra
Rahmetin indinde neye yarar neye?
Yamalı
Yüreğin kabrinde vuku bulan ansızın
Tesellisi dünün
Tasası mı yalnızlığın…
Ah, kükreyen iç sesim
Endamlı bir maşuk adeta gaipten
Gelen sevgime coşkuma sunulan
Muhtıra kaderin izinde
Servetin gizinde
Mimlenmiş bir kere yürek hepten
Haiz olduğu o eksen
Konuşlu güne
Kovuşturduğu acıları dökerken
ummanlara
Açık ara farkla
Hizaya gelen bir ruh ki
Sığamadığı bedene zuhur eden bir
rabıta
Aşkın karekökü
Sözcüklerin güftesi
Gürül gürül akan bir nehir gibi
Delişmen dalgalarında mevsimin
Boyut atlarcasına
Boyunduruğunda kaderin
Alçaktan uçan kuşun dahi duasında
saklı o teselli
Tecrit edildiği kadar yürek iklimi…
Sözcükler kasvetli.
Sınır dışı ediyorum.
Mevsimse köstekli saat gibi ve zaman
durmuş.
Mekân da önemsiz sıfatlar da
sunumunda hayatın köreldiği kadar insanlar dışlamışlar bir kere birbirlerini.
Nemli duvarlarda saklı fısıltılar ve
ne yazık ki: duvarların da kulağı var.
Issızım.
Sızan acımla sızlayan kalemimle
tokuşturuyorum imge dolu kadehleri.
Hüzne bandığım sandukam.
Sefil bir tanrı insanların içinde
saklı o ego tavan yapmışken.
Nemsiz gözleri kâfirin.
Islak kaldırımlar.
Şehir yalnız şehir ıssız.
Bayramın külfeti midir ne, sokaklar
bomboş.
Mevsim nazlı mevsim esiri olduğum
yıldızların kuyruğuna yapraklar saçıyor.
Günahlarımız dökülüyor ve sırlar…
Sıvası dökülüyor duvarların ve
inceliyor her biri.
İncelen insan incelenen de.
Anlamsızlık kovuşturuyor anlam içeren
ne varsa ve kim kaldıysa dünden miras çoğu toprak olmuşken gidenlerin bir de
gitmeyenler var bir o kadar tecrit edilmiş ve nüktedan duygular var soğuk su
gibi insanın içini titreten ve üşüten.
Yalın bir anlamı olsa keşke hayatın
hani bize öğretildiği gibi ve keşke her yer her sokak ve her duvar yankılansa
sevginin izinde keşke teftiş etsek yeri göğü ve sığamadığımız kadar bedenimize…
Oysaki bedenine tek sığamayan benim
hali hazırda ayaklarımı yerden kesen bir iman gücü ile baş başa inancın
zirvesinde itikat ettiğim kadar huzurluyum yine de şükre vesile hangi duygum
olursa olsun insanların görmezden geldiği…
İnfilak etti edecek zemin.
İnfazı gecikmiş olsa da
sözcüklerimin…
Ve zamanım dolmadan yetişmeliyim
yatıştırmalıyım içimde ağlayan çocuğu.
Cüssesi yok boyutsuzluğun bir cüppesi
de yok.
Peyda olan hayaller eteklerime
sarılan düşler bense semazen bir mevsim bellemişken hayatı kayıt açıyorum
aralıksız her yeni güne her yeni umuda.
Dünden güne seken bir kör kurşun.
Günde saklı kordan heceler.
Yarına dair neyi bekliyorsam umudun
tarhında yalnızlığımla dans ederken beni tek terk etmeyen Tanrı.
Ses istiyorum yine de.
Söz istiyorum yine de.
Allah rızası için yaşamak iken
kıvancım Allah dostu insanların peşindeyim azınlıkta olsa da onlar.
Aşk, diyorum ve yanlış telaffuz
ediliyor.
Şiir, diyorum burun kıvırıyorlar.
Sevgi, diyorum alay ediyorlar.
Oysaki ben insanlığın kitabını
yazıyorum kendimi bildim bileli ve insan olmakla gurur duyarken bir ömür şimdi
insanlığımdan utanıyorum:
Sevgiyi ektiğim ne kadar tarla arazi
yürek varsa…
Biçtiğim ekinse Allah katında saklı.
İhanete uğradığımın ertesi
erteliyorum yine hayatı ve sadece dokunmak istiyorum tepedeki buluta oysaki
bilmezken ve de insanlar bilmezden gelirken:
Çünkü tepedeki bulut benim ve terk
ettiğim bedenimle salındığım kadar Araf’ta saklı tuttuğum kadar da ümidimi…
Bahşedene şükürler olsun.
Şükürler olsun günüme.
Yitip gitse de ömrüm pes etmeyeceğim
asla:
Bu dünyada gün yüzü görsem de
görmesem de…
Kavisli bir yolda.
Yarı yolda bırakılmışken ve
insanlardan hala ne umuyorsam…
Sözcüklerin kanaması durdu.
Yürek şimdilik sakin.
Yeni güne kucak açtığım erken
saatlerinde günün iç sesimle sekiyorum dünden güne kurulan köprüdür hem adına
umut denilen ve hidayetin eşiğinde kök saldığım bir o kadar köküme ve toprağıma
bağlı iken nesli tükenmiş duygulardan ve insanlardan yana hakkaniyetin çağrısı
ile hak ettiğim ne var ne yok yeter ki Hakkın yolunda iz süreyim varsın bağdaş
kurduğum sıradan bir şiir sıradan bir hüzün addedilsin…
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.