Bir İnsan Canı Kaç Asgari Ücret Eder?

Daha dün Bolu Kartalkaya'daki bir otelde saat 03.30 Dolaylarında çıkan yangın sonrasında yetmiş altı canımız öldü, çok daha fazlası yaralandı ve yaralılardan kaçının daha öleceğini bilmiyoruz.
Bu yangından sonra, her felaket sonrasında olduğu gibi yapılan açıklama aynen şuydu: ''Sorumlulardan hesabını soracağız''
Pardon da neyin hesabını soracaksınız? Yetmiş altı canın seksen beş milyon insanın yüreğine saldığı acının hesabını nasıl soracaksınız? En sorumlu olan kişiye/kişilere verebileceğiniz en ağır ceza olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yetmiş altı ocağa, seksen beş milyon yüreğe düşen ateşin acısını dindirir mi sanıyorsunuz?
Neyse...
Ben bir şeyler anlatayım, sonra kim kimden neyin hesabını, nasıl soracaksa sorsun.
****
Oğlum Tuğrul, uzun bir iş arayışından sonra ev sahibimizin damadının aracılığı ile Fethiye İlçemizin en tanınmış otellerinden birine özel güvenlik görevlisi olarak girdi.
Otel dediğim aslında hem çok büyük bir otel, hem de tamamı ahşap villalardan oluşan, oldukça geniş bir alana ( Bir adaya ) yayılmış bir kompleks. Bu kompleksin tüm çevresini dolaşmak bir kaç saatinizi alıyor. Öylesine bir yer.
Oğlumu önce özel güvenlik görevlisi olarak aldılar, sonra görevine olan bağlılığı sebebiyle eğitim verip Yangın Özel Güvenlik Görevlisi yaptılar.
Tuğrul, bu işyerinde görev yaptığı süre içinde oldukça tehlikeli olabilecek bir yangını önledi. Evet, birimlerden birinde çıkan bir yangında güvenlik görevlileri paniğe kapılıp yanlış müdahalede bulunuyorlar, Allah'tan Tuğrul zamanında müdahale ederek yangının büyümesini ve tüm ahşap villalara sıçramasını önlüyor.
''Eee bak işte adamlar ne güzel yangına karşı önlemlerini almışlar '' Diyorsunuz değil mi?
Evet, bahsini ettiğim otelde yangına karşı Yangın Özel Güvenliği ile birlikte Yangın söndürme ekipmanları tam ve eksiksiz olduğu için - içindeki ağaçların yaz aylarında kendi kendine bile yanabileceği- bu yerde yangına anında müdahale edilebiliyor. Ama Fethiye'de bir tane otel yok ki? Bakalım diğerleri nasıl?
Derken efendim Tuğrul, bu oteldeki patronlardan biriyle anlaşamadı ve işten çıktı. Sonra başladı harıl harıl iş aramaya ve bir gün karşısına bir iş ilanı çıktı: '' Fethiye'de falanca mevkide hizmete açılacak X oteline her pozisyonda eleman alınacaktır (Temizlikçi,şoför, aşçı, güvenlik görevlisi, kat hizmetlisi vs. )
Tuğrul hemen müracaat etti özel güvenlik görevlisi olmak için. Müracaatında kendisinin aynı zamanda Yangın Özel Güvenlik Görevlisi olarak da çalışabileceğini söyledi. Dahası, böyle yeni yapılan ve hizmete açılacak olan bir otelde denetlemeye gelenlerin ilk bakacakları şeyin Yangın Özel Güvenliği olduğunu adamlara izah etmeye çalıştı zira adamlar ilk kez duyuyorlardı böyle bir kavramı. Onlara göre bir kaç köşeye üç beş yangın tüpü, yangın kovası koymak, bir yangın alarm zili, bir kaç metre yangın hortumu yangın sorununu halletmeye yeter de artardı bile.
Sonucu yine başımdan geçen farklı bir olayla izah etmeye çalışayım:
Ev sahibime diyorum ki: '' Hörü Hanım kardeşim. Bu adrese kaydımı yaptırabilmem için bu oturduğum dairenin zorunlu deprem sigortasını yaptırmış olmanız gerekiyormuş ama siz yaptırmamışsınız?'' Cevap aynen şöyle: Bizim buralarda deprem olmuyor ki? Ne diye boşuna sigorta parası ödeyeyim.''
Yahu '' Buralarda deprem olmuyor ki, ne diye boşuna deprem sigortası ödeyeyim'' demek bir dereceye kadar mantıklı da buralarda yangın oluyor, hem de sık sık oluyor, hatta sadece ve sadece havanın çok sıcak ve kurak olması sebebiyle bile yangın oluyor. Hal böyleyken '' Amaaaan şimdi bir de Yangın Özel Güvenlik Görevlisine mi maaş ödeyeceğim? O da olmayıversin'' Demenin mantığı nedir?
O değil de maaş dediği şey de asgari ücrettir ha. Bir kuruş fazla vermezler.
Yani yüzlerce insanın hayatı bir asgari ücretten daha ucuzdur.
Peki sorumlulardan nasıl hesap sorulur?
Onu da anlatayım bir fıkra ile.
Adamın biri hırsızlık yapmak için girdiği evin ahşap balkonuna tırmandığında elini attığı korkuluk elinde kalmış, paldır küldür aşağı yuvarlanmış. Ev sahibi, yerde kıvranan adamı yakalamış ve sonuçta kadının karşısına çıkmışlar. Kadı da meşhur Karakuşî Kadı.
Kadı ev sahibini dinledikten sonra cellatlara emretmiş:
''Hırsızı götürün asın.''
Hırsız can havliyle itiraz etmiş:
''Asıl ben bu adamdan davacıyım kadı hazretleri. Ben geçimimi hırsızlık yaparak sağlayan zavallı bir insanım. Bu adamın çürük balkonu yüzünden bacaklarım kırıldı.
Karakuşî Kadı cellatlarına emretmiş:
''Hırsızı bırakın, ev sahibini götürün asın.''
Ev sahibi kabağın başında patlayacağını anlayınca o da can havliyle itiraz etmiş.
'' Kadı Efendi, marangoz benim balkonu çürük yaptıysa benim suçum ne.''
Karakuşî Kadı, adama '' haklısın '' Dedikten sonra cellatlara seslenmiş:
''Ev sahibini bırakın, marangozu bulup onu asın.''
Marangozu bulmuşlar. O da '' vallahi kadı efendi. Ben tam o balkonu çakarken aşağıdan bir kadın geçiyordu. Feracesi öylesine gösterişliydi ki ona bakayım derken bazı yerlere çivi çakmayı unutmuşum''
Söylemeye gerek yok, kadı '' kadını bulun asın '' demiş.
Kadın mahkemeye gelince başlamış ''Kadı Efendi, feracem bu kadar gösterişliyse benim suçum ne? Boyacı olacak herif bu kadar gösterişli boyamasaydı.''
Kadı bu sefer de boyacının yakalanmasını ve asılmasını emretmiş. Zavallı boyacının kendini savunacak bir argümanı olmadığından adamı darağacına götürmüş cellatlar. Ancak az sonra tekrar Karakuşî Kadı'nın huzuruna çıkmışlar:
''Muhterem Kadı Efendi. Boyacının boyu, darağacından daha uzun olduğu için asamadık. Ne yapalım?''
Kadı cevap vermiş:
'' Gidin boyu kısa bir boyacı bulun ve asın.
Evet, bir gün sorumlulardan hesap sorulursa o hesap sormanın böyle bir şey olacağından kimsenin şüphesi olmasın.
****
'' Peki hâlâ orada kayak yapmaya devam edenlere diyecek bir sözün yok mu?'' diye soracak olursanız.
Ne diyebilirim ki? Her şeye rağmen Rabbim onlara böyle bir acı yaşatmasın. Rabbim vicdanlarına feraset nasip eylesin
(
Bir İnsan Canı Kaç Asgari Ücret Eder? başlıklı yazı
Sami Biber tarafından
23.01.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.