Olur Mu Böyle Olur Mu Kardeş Kardeşi Vurur Mu 3. Bölüm-haç İle Hilalin Savaşı Mı?

OLUR MU BÖYLE OLUR MU KARDEŞ KARDEŞİ VURUR MU 3. BÖLÜM-HAÇ İLE HİLALİN SAVAŞI MI?
Bu hikayede maalesef sütten çıkmış ak kaşık yok; neredeyse herkes kendi tarafı adına farklı düşünse de...
*****
Demokrat Parti için sonun başlangıcı Tahkikat Komisyonunu kurması oldu. Neydi bu Tahkikat komisyonu? Bunu geniş geniş anlatacağım bir sonraki bölümde ama şimdilik şu kadarını bilin yeter: Tahkikat Komisyonu CHP'nin ve basının hükumet aleyhine faaliyetlerini önlemek ve hatta cezalandırmak amacıyla kuruluyordu ve bu komisyonun çok büyük yetkileri vardı ki bunların başında bir gazeteyi temelli kapatmak yetkisi geliyordu.
Peki hükumet, muhalefetten ve basından nasıl bir zarar görmüştü ki böyle bir uygulama başlatmıştı?
İşte bunu yani DP iktidarı için sonun başlangıcı olan unsurları tek tek ele almak gerekir.
Nedir onlar? Madde madde yazalım.
A) Demokrat Parti iktidara gelir gelmez CHP, Demokrat Partinin İrticai faaliyetlerin merkezi olduğu fikrini Üniversite gençliği arasında yaydı. Özellikle Said-i Nursi'nin Hükumetten fazlasıyla destek gördüğü için rahat rahat memlekette at oynattığı propagandasını yaptı. İşin aslı ise komünistlerin kendi faaliyetlerini kamufle etmek için '' Memlekette irtica var '' yaygarası yapmasıydı.
Ancak Said-i Nursi'nin meşhur Risalelerini 1950'den sonra matbaalarda bastırabildiği de bir gerçektir. Yani DP iktidarının Said-i Nursi'ye bakış açısı olumluydu. Ama?
Ama aynı Said-i Nursi 9 Kasım 1922'de Eski Van Valisi Tahsin Bey ( O zamanki İzmir Mebusu Tahsin Uzer ) ve Mustafa Kemal Paşa'nın davetleri sonucu TBMM'de hoşamedi ile karşılanmıştı. ( Hoşamedi: Hoş geldin merasimi )
B) 1951’de ara seçimler vardı. İstanbul gazeteleri bu seçimler için yaptıkları anketlerde “ Bütün vatan sathında itibarını kaybeden DP'nin, ancak bir-iki vilayette seçim şansı olduğunu, artık uyanan ve aldandığını anlayan milletin CHP’ye oy vereceği yazılıyordu.” Oysa 1951 tarihi için böyle bir haber, yalanın kuyruklusuydu.
Ancak DP Hükumeti '' Sinek küçüktür.'' demedi, bulanan midesine bakıp 1951 Mayısında çıkarttığı ''Resmi İlanlar Kararnamesi '' ile bundan böyle gazetelere verilecek ilanlar artık hükumet eliyle ve hükumetin takdir ettiği kadar olacaktı.
C) Şubat 1951’de Kırşehir’de Atatürk büstü tahrip edilmişti. Basın ve CHP bu olay üzerine DP'yi suçlamış ve CHP'nin Atatürk ilke ve inkılaplarının bekçisi olduğunu Söylemişti. Başbakan Adnan Menderes de '' Atatürk İlke İnkılaplarının bekçisinin CHP değil, Türk milleti olduğunu söylemişti ama yine de bu konu kelle götürür bir konuydu o sebeple 21 Temmuz 1951'de Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Kanununu çıkarttı. ( 5816 Sayılı Kanun. )
D) 22 Kasım 1952’de Malatya’da Vatan gazetesi başyazarı Ahmet Emin Yalman’ın, o sıralarda genç bir üniversite öğrencisi olan Hüseyin Üzmez tarafından vurulması da DP Hükumetinin başını ağrıtan olaylardandı. Hüseyin Üzmez'in sıktığı kurşun basına sıkılmış bir kurşun olarak nitelendirildi, azmettirici güya Necip Fazıl Kısakürek'ti. Necip Fazıl'ın destekçisi de Adnan Menderes'ti anlatılan hikayelere göre.
E) 7 Mart 1954’te DP Hükumeti, Petrol Kanunu adı verilen bir kanunla özellikle petrol arama konusunda yabancı sermayeyi Türkiye'ye davet ediyordu. Muhalefet ve muhalif basın bu kanun için '' Ülke yabancılara satılıyor '' diyordu, ''Kapitülasyonlar geri geldi'' diyordu, ''Petrol Rezaleti '' diyordu. Diyordu da diyordu. İşin komik tarafı ise eğer muhalefete düşmese aynı kanunun CHP tarafından çıkartılacak olmasıydı. 1947 Kurultayında gündeme getirmişlerdi bu konuyu.
F) 6-7 EYLÜL OLAYLARI: DP Hükumeti, Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak İngiltere'nin desteğini kazanmak için 9 Eylül 1954'de İzmir'in Kurtuluş gününü kutlatmadı. Bu hareketi İngiltere'nin hoşuna gitse de içeride özellikle muhalefetin aleyhte propagandalarına neden oldu.
Neyse efendim 29 Ağustos 1955'de Türkiye, Yunanistan ve İngiltere, Londra'da bir araya geldiler ve çok çok şaşılacak şekilde İngiltere, Türk tarafına yakınlık gösteriyordu. Yani Türkiye lehine bir sonuç çıkması an meselesiydi ama...
Ama 6 Eylül 1955'de İstanbul'da, hemen ertesi gün de Ankara ve İzmir'de öncelikli olarak Rum vatandaşlarımıza yönelik ama Ermeni ve Yahudileri de içine alan aşırı derecede vahşi saldırılar yapıldı.
Bu saldırıların sebebi de Ekspres adlı geri zekalı ( Veya düpedüz hain ) bir gazetenin Selanik'te bulunan Atatürk'ün Evine Yunanlıların bomba attığı iddiasıydı.
Olayı uzun uzadıya yazmayacağım ama devrin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu '' Londra'da elde ettiğimiz başarı bir gecede heba oldu'' Diyerek üzüntüsünü dile getirmesine rağmen DP Hükumeti 27 Mayıs ihtilalinden önce de Yassıada mahkemelerinde de bu olayların baş sorumlusu olarak suçlandı.
G) 27 Haziran 1956'da hükumet, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkında Kanun”la Açıkhava toplantı ve gösterilerini yasakladı, kapalı mekanlarda yapılacak olanları izne tâbi tuttu. Ama asıl önemlisi, izinsiz gösteri yapılması halinde polisin '' Dağılın '' ihtarına uyulmaması durumunda polise, veya askere hedef gözetmeksizin silah kullanma yetkisi veriliyordu.
H) 23 Ekim 1957”de Ankara’da bir grup üniversiteli, ellerinde Atatürk ‘Portresiyle Kızılay’dan Bakanlıklara doğru yürümeye kalkıştılar. Polis oldukça sert tepki gösterdi ve hepsini dağıttı. Böylece 28–29 Nisan olaylarının ilk provası yapılmış oldu.
İ) Memleketin Güç Birliği Cephesi, Vatan Cephesi olarak ikiye bölündüğü bu dönemde CHP'nin 1958 Yılındaki İstanbul İl Kongresinde '' İdeal yolunda bütün vatandaşların bir araya gelmeleri ve güçlerini birleştirmeleri asil bir hareket olacaktır.” sözleri üzerine Başbakan Adnan Menderes '' Onların, güç birliği adı altında giriştikleri faaliyetin maksadı bir Ehli Salip cephesi olarak karşımıza dikilmektir” Dedi. Yani Adnan Menderes'e göre bu mücadele Hilal ile Haçın mücadelesiydi.
İyi de 1935'de mal varlıklarını CHP'nin yan kuruluşu olan Halk Evlerine emanet edip faaliyetlerine ara veren ama 5 Şubat 1948'de Türkiye Mason Derneği olarak tekrar faaliyete başlayan şer örgütünün kapatılması için DP Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan'ın teklifine 30 Nisan 1951'de '' Hayır '' Diyen DP Hükumetinden bir Hilal Ordusu çıkar mıydı? [ Bu teklif 177 Oyla reddedildi. O gün CHP'nin tamamı mecliste olsaydı ve hepsi hayır deseydi bile hayır oyu 69 olabilirdi. Geri kalan 108 Oy, DP'nin oylarıydı ve İslamın ordusu DP (!) , Mason Derneğinin kapatılmasına Hayır oyu kullanıyordu?
İleri derecede Mason olan Celal Bayar'dan ilk Haçlılarla ölümüne savaşan bir I. Kılıçarslan çıkar mıydı? [ Bu eğer bir Hilal-Haç savaşı ise hilal tarafında ordunun başında Celal Bayar olacaktı. ]
Karısı dışında kadınlarla yasak aşk ilişkileri yaşayan, ayrıca karısı Sabetayist olan bir Adnan Menderes'ten Haçlılara karşı göğsünü siper eden bir İslam mücahidi, bir Gümüş Tekin çıkar mıydı? [ Hilal-Haç Savaşında I. Kılıçarslan'ın en büyük yardımcısı Danişmentli Gümüş Tekin idi.]
Ooooofff offfff. 11 Yaşındaki bir çocuktan bir Devrim Şehidi çıktığına göre bir Masondan ya da zinakar bir zamparadan neden çıkmasındı? [ Bu çocuğu gelecek bölümlerde tanıtacağım ]
Bu hikayede maalesef sütten çıkmış ak kaşık yoktu; neredeyse herkes kendi tarafı adına aksini söylese de...
******
Adnan Menderes '' Bu bir Hilal- Haç Savaşıdır '' der de İsmet Paşa durur mu? O da '' Büyük Taarruzu başlatıyorum. ''Dedi. Böylece DP'nin ve DP'lilerin 30 Nisan 1959 Tarihine kadar yavaş yavaş ısınmış olan suyu bu tarihten sonra resmen fokur fokur kaynamaya başladı. İşin kötü tarafı ise DP'nin Tahkikat Komisyonunu kurarak kaynayan kazan altına odun taşımasıydı.
*****
DEVAM EDECEK
(
Olur Mu Böyle Olur Mu Kardeş Kardeşi Vurur Mu 3. Bölüm-haç İle Hilalin Savaşı Mı? başlıklı yazı
Sami Biber tarafından
31.05.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.