Küçüklüğümüzde somun ekmeğine "pazar ekmeği" derdik. Çünkü köyde yaşadığımız için somun ekmeği köyde yapılmazdı. Her pazar günü ilçemizde pazar kurulur, babam da mutlaka oradan alırdı. Süngerimsi rengi, pamuğa benzer yumuşaklığı ve mis gibi kokusuyla gözümüze hoş gelir, tadına da doyum olmazdı. Rahmetli babam da çok severdi. Ne zaman pazara gitse, mutlaka somun ekmeği almadan dönmezdi. Yanında bir de karpuz, beyaz peynir ya da üzüm varsa, keyfimize diyecek olmazdı. O yüzden babalarımızın pazara gitmesini dört gözle beklerdik.

Ne ekmek arası döner yiyebildik, ne kokoreç, ne bol kaşarlı tost, ne lahmacun, ne de pizza... Zaten bunların ne olduğunu bile bilmezdik o zamanlar.

Ama içimi karartan bir mesele var hâlâ: Ekmek israfı.
Dün işe giderken, bir poşetin içine konmuş yarım ekmeği çöpe değil, resmen yola atmışlardı. Ne yapsak, ne desek boş... Hep aynı mesele, hep aynı vurdumduymazlık.

Ekmek fiyatına zam geldiğinde yaygarayı koparanlar, işte bu çöplere atılan ekmekleri, yollara bırakılan lokmaları görmüyorlar mı? Bence elli lira hatta yüz lira olsun,sigara parası kadar olsun,belki o zaman vicdanları biraz sızlatır da ekmek  tüketimi bir nebze azalır.Görmek ile anlamak ve görmek ile hissetmek arasında çok fark var.
( Pazar Ekmeği başlıklı yazı berberce tarafından 28.06.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu