Kısa Yolculuğumuz
İlk defa bir iş yerinde bu kadar yabancı iş arkadaşlarıyla çalışıyorum. İçlerinde işini layıkıyla yapanlar da var, kaytaranlar da. Kimileriyle çok iyi anlaşıyoruz; Türkçeyi çok iyi anlayıp pürüzsüz konuşabiliyorlar fakat kimileriyle hiç anlaşamıyoruz. Doğru dürüst Türkçe konuşamıyor, dertlerini anlatamıyorlar.
Yerlerini yurtlarını, eşlerini, çoluk çocuklarını ve sevdiklerini bırakıp gurbete çalışmaya gelerek hem onların özlemini çekmek hem de başka bir ülkeye kısa sürede adaptasyon sağlamak hiç kolay değildir. Ayrımcılık ve ırkçılık kesinlikle yok. Elimizden geldiğince hepsine yardımcı olmaya çalışıyoruz.
Kültürlerimiz farklı; biz onların topraklarında doğsaydık onlar gibi olacaktık, onlar ise bizim topraklarımızda doğsalardı bizler gibi olacaklardı. Örneğin, atın hem sütünü içiyor hem de etini yiyorlar.
Geçenlerde yanıma bir arkadaş oturdu ve kısa yolculuğumuz çok keyifli geçti. Memleketinde şoförlük yaptığını,ülkemizi ve özellikle İstanbul'u çok sevdiğini söyleyip gezdiği yerleri sıraladı: Ayasofya'yı, Kız Kulesi'ni, Fatih Sultan Mehmet Camii'ni...
Sohbetimiz çok güzel ilerliyordu ama öyle bir soru sordu ki ne diyeceğimi bilemedim.
Aynen şöyle dedi:
"Sizin memlekette çok cami var ama namaza gittiğimizde camiler neden hep boş oluyor?"
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.