Bugün Karanlığın İçinden Doğan Bir Nurun Yıl Dönümüdür
Bugün Karanlığın İçinden Doğan Bir Nurun Yıl Dönümüdür

Bugün, karanlığın içinden doğan bir nurun yıl dönümüdür. Bugün, cehaletin hüküm sürdüğü bir çağda, adaletin, merhametin ve hikmetin sesi olarak gelen bir elçinin doğum günüdür. Mevlit Kandili, yalnızca bir tarih değil; insanlığın yeniden hatırlaması gereken bir davetin yankısıdır. Hazreti Muhammed (s.a.v.), bir bebek olarak dünyaya geldiğinde, Mekke’nin taş sokakları onunla birlikte aydınlandı. O, yetimliğin içinden ümmete rehber oldu. O, zulmün ortasında adaletin sesi, sessizliğin içinde kelamın özüydü. Bugün, onun doğumunu anarken; sadece bir geceyi değil, bir ömrü, bir davayı, bir ahlakı hatırlıyoruz. Bu gece, eller semaya açılır. Kalpler, onun getirdiği mesajla yıkanır. Kur’an okunur, salâvatlar getirilir, dualar edilir. Ama en önemlisi, onun ahlakı yeniden hatırlanır: sabır, tevazu, doğruluk, şefkat. Çünkü Mevlit Kandili, sadece bir kutlama değil; bir hatırlayıştır. Unutulanı, unutturulmak isteneni yeniden diriltmektir. Bugün, onun doğumuyla gelen ışığı içimizde yakma günüdür. Bugün, onun izinden yürümeye niyet etme günüdür. Bugün, insanlığın en güzel örneğini yeniden tanıma, yeniden sevme, yeniden yaşatma günüdür.
Rahmetin Gölgesinde Ümmetin Aynası
Bugün, Peygamber Efendimizin doğumunu anarken, ümmetin hâline bakmamak mümkün mü? O’nun getirdiği rahmet, adalet, hikmet ve merhamet ilkeleriyle yoğrulmuş bir ümmetin, bugün ne kadar o özle örtüştüğünü sorgulamak, Mevlit Kandili’nin ruhuna en uygun tefekkürdür. Ümmet, bir zamanlar adaletin timsaliydi. Mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duran bir duruştu. Bugün ise ümmetin bir kısmı suskun, bir kısmı dağınık, bir kısmı kendi iç çatışmalarında kaybolmuş. Kalpler birbirinden uzak, diller birbirine sert, eller birbirine yabancı. Oysa Peygamberimiz (s.a.v.) “Müminler bir vücudun azaları gibidir” buyurmuştu. Bugün o vücut, parçalanmış gibi.
Mevlit Kandili, sadece bir kutlama değil; bir hatırlayıştır. Bugün, ümmetin yeniden dirilmesi için bir çağrıdır. O’nun ahlakıyla ahlâk’lanmak, O’nun gibi yaşamak, O’nun gibi sevmek, O’nun gibi affetmek... Bunlar ümmetin yeniden ayağa kalkması için gereken özlerdir. Ümmetin bugünkü hâli, bir yorgunluk hâlidir belki. Ama Mevlit Kandili, bu yorgunluğun içinden doğacak bir uyanışın habercisi olabilir. Çünkü her doğum, bir umut taşır. Her hatırlayış, bir dönüşe vesile olabilir. Bugün, ümmetin aynasına bakma günüdür. Ve o aynada, sadece eksiklerimizi değil, potansiyelimizi de görmeliyiz.
Gece, sırlarını saklayan bir örtüdür. Ama bazı geceler vardır ki, örtü değil, bir doğuştur. Mevlit Kandili işte böyle bir gecedir—sessizliğin içinden kelamın doğduğu, karanlığın içinden rahmetin yürüdüğü bir zaman dilimi. O gece, yıldızlar farklı parladı. Çünkü gökyüzü, yeryüzüne bir armağan sunuyordu. Hazreti Muhammed (s.a.v.), yalnızca bir çocuk olarak değil, bir çağın dönüşü olarak doğdu. Onun gelişiyle birlikte taşlar dile geldi, kalpler yumuşadı, kelimeler anlam buldu. O, konuşmadan öğreten, yürüyerek tebliğ eden, susarak dirilten bir peygamberdi. Bugün onun doğumunu anarken, sadece bir insanı değil, bir ahlakı, bir daveti, bir ümidi hatırlıyoruz. Çünkü o, insanlığın en güzel hâliydi. Zulme karşı adalet, nefrete karşı merhamet, gaflete karşı uyanıştı. Onun hayatı, bir kitap gibi okunmalı; her sayfası bir ders, her cümlesi bir dua gibi. Bu gece, onun doğumuyla gelen ışığı içimizde yakma gecesidir. Kalbimizdeki taşları eriten, dilimizdeki sertliği yumuşatan, gözümüzdeki perdeyi kaldıran bir gecedir. Mevlit Kandili, sadece geçmişi anmak değil, bugünü dönüştürmektir. Onunla birlikte yeniden doğmak, yeniden yürümek, yeniden sevmektir.
Ey kalpleri dirilten gece,
Ey rahmetin doğduğu an,
Ey ümmetin unuttuğu ama özlediği iz…
Bugün, yeniden hatırlıyoruz:
Bir sözün, bir susuşun, bir yürüyüşün nasıl ümmet olduğunu.
Bir yetimin tebessümüyle nasıl bir çağ aydınlandı.
Bir elçinin duasıyla nasıl bir millet uyandı.
Biz şimdi, o duanın gölgesindeyiz.
Yorgun ama umutlu, eksik ama niyetli,
Dağınık ama hâlâ O’nun izini arayan…
Ya Rab,
O’nun hürmetine bizi affet.
O’nun ahlakıyla bizi güzelleştir.
O’nun ümmeti olmaya layık kıl.
Ve ey Nebi,
Senin doğumunla gelen ışık,
Bugün de kalbimize doğsun.
Kelamınla yürüyelim,
İmanla dirilelim.
Âmin. Vesselam.
Mehmet Aluç
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.