Üç Üstat Doktora Giderlerse-nazire-
Üç Üstat Doktora Giderlerse-Nazire
Bu ne haldir, sabah akşam içim daralıyor
Kul Mehmet’in göğsü sanki taşla sarılıyor
Bir yudum su içsem bile içim kararıyor
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
Yokuş çıksam dizlerim hemen isyan ediyor
Kul Mehmet’in beli sanki hayat beni çok yoruyor
Komşular “bu adam artık kendini kaybediyor”
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
Evde otur desem yok, dışarısı da dertli
Kul Mehmet’in gözleri cam gibi, ama sertli
Bir bakışta anlarım kim ne taşır, kim mertli
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
Eskiden sabahları horozdan önce kalkardım
Kul Mehmet’in elinde kürek, bahçeye dalardım
Şimdi kapı eşiğinde zorla ayakta kalırım
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
Bir de Fikret var ki hâlâ gençlikte geziyor
Kul Mehmet’i görünce gülüp geçip süzülüyor
Nevin yenge “Maşallah” deyip içten eziliyor
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
Sami desen ayrı tel, her gün başka bir hava
Kul Mehmet’in sabrı yok, taşar bazen bir tava
“Sen hâlâ yaşıyor musun?” der, sanki bir ara
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
İlaç yazsan içemem, şekeri var, tansiyon
Kul Mehmet’in kalbiyle yarışır tansiyon
Bir bastonla gezerim, yoktur artık aksiyon
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
Kırk yıllık Hüseyin’e “Yılmaz” diye seslenirim
Kul Mehmet’in hafızası yokuş gibi, silinmişim
Bir çay koysam titrer elim, bardağı delip geçerim
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
Kul Mehmet’in dilinde bitmiyor ki bu dertler
Ne yapsa ne etse de geçmiyor ki bu günler
Fikret hâlâ genç gibi, Sami desen hep bekler
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
Bazıları giyinir, sanki düğüne gider
Kul Mehmet’in hayallerimi biter
“Sen hâlâ yaşıyor musun?” diye kimisi laf eder
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
Bir baston almıştım, sapı gümüş kaplama
İki gün dayanmadı, kırıldı bir patlama
Kul Mehmet’in sabrı yok, taşar ağlama
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
Komşular selam verir, ama hep uzaktan
Kul Mehmet’i görünce geçerler çabucaktan
“Bu adam ne anlatır?” derler hep alçaktan
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
Bir gün kahveye gittim, oturdum köşe başı
Fikret geldi, gülerek bana baktı şaşı
“Sen hâlâ burada mısın?” dedi, yaktı bakışı
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
Sami geldi ardından, elinde bir gazete
“Senin yaşta kim kalmış?” dedi, yaptı karate
Kul Mehmet’in içi doldu, taştı baktı surete
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
Ben de dedim “Yeter be! Siz mi kaldınız gençten?”
Fikret sustu, Sami gitti, yemek pişiriyor gerçekten
Kul Mehmet bir başına kaldı kahve köşesinden
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
Bir de Nuri kardeşim var, elinde düşmez kalem
Her sabah kalkar kalkmaz verir hemen selam
“Sen hâlâ yaşıyor musun?” der, güler vesselam
Nedir bunun çaresi söylesene doktor bey
O yazmış bir şiir ki, muhteşem nazire yazdırıyor
Kul Mehmet okudukça işte şiir budur diyor
Nuri kardeşim yazıyor, gönüller okuyor
Nedir böyle güzel yazmanın çaresi söylesene doktor bey
Mehmet Aluç
Not: Nuri Baş kardeşimin “Üç Üstat Doktora Giderlerse” şiirine naziredir.
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.