Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Mualla Hanımın Ciddi Olma Günü



Mualla Hanım’ın Ciddi Olma Günü


Mualla Hanım o sabah duvardaki takvime baktı. Günün tarihini yuvarlak içine aldı ve yanına şunu yazdı: Bugün kesinlikle uslu durulmayacak. Sonra mutfağın tavanına astığı şemsiyeyi kontrol etti. Yağmurun bir gün aşağıdan yukarıya yağabileceğini söylüyor, böyle bir durumda hazırlıksız yakalanmak istemiyordu.

Nüfus kaydıyla uzun süredir anlaşamıyordu. Resmî belgeler onun yetmiş iki yaşında olduğunu iddia ediyordu. Mualla Hanım ise böyle bir şeyi kabul ettiğini hatırlamıyordu. Dolabından sarı paltosunu çıkardı. Sağ yakasına kırmızı bir kuş, sol yakasına küçük bir vapur rozeti taktı. Başına da üzerinde “Yolumu kaybetmedim, yeni bir yer buldum” yazan şapkasını geçirdi. O gün kukla yapım kursuna gidecekti. Geçen ay mızıka çalmayı denemişti. Ondan önceki ay çömlek yapmış, yaptığı bütün vazolar eğri çıkınca onları “rüzgârda yamulmuş sanat eserleri” diye komşularına dağıtmıştı. Apartmandakiler onun bu hâllerini anlamıyordu. Alt kattaki Sabiha Hanım, “Mualla, artık biraz ağırbaşlı olmalısın,” dediğinde şöyle cevap vermişti:

“Ağırlığı valizlere bıraktım. Ben hafif dolaşacağım.”

Bu cevap apartmanda üç gün konuşulmuştu. Mualla Hanım uzun yıllar çalışmış, evini çekip çevirmiş ve çocuğunu büyütmüştü. Hayatını paylaştığı insanı yıllar önce uğurlamıştı. Şimdi çocuğu başka bir şehirde kendi düzenini kurmuştu. Herkes Mualla Hanım’ın sessizleşmesini bekliyordu.


O ise tam tersine yeni bir ses bulmuştu. Bir sabah apartman girişinde kendisiyle ilgili bir duyuru gördü: Mualla Hanım’ın uygunsuz neşesi hakkında toplantı yapılacaktır. Duyuruyu apartman yöneticisi Niyazi Bey asmıştı. Şikâyetler ciddi görünüyordu. Mualla Hanım merdivenleri şarkı söyleyerek çıkıyordu. Balkonundan sabun köpükleri uçuruyordu. Birbirine benzemeyen çoraplar giyiyordu. Geceleri değil ama öğleden sonraları mızıka çalıyordu.

Geçen hafta asansöre “Yukarı giden küçük oda” adını vermişti.

Mualla Hanım şikâyetleri dikkatle okudu. Çantasından kalemini çıkarıp duyurunun altına şunu ekledi: Teşekkür ederim. Demek ki çalışmalarım fark edilmiş. Akşam toplantı salonu doldu. Herkes Mualla Hanım’ın özür dilemesini bekliyordu. Mualla Hanım yanında büyük bir bavulla geldi. Bavulu masanın üzerine koydu.

Niyazi Bey, “Bu yaşta biraz daha sakin yaşamanız gerektiğini düşünüyoruz,” dedi.

Mualla Hanım bavulu açtı. İçinden renkli zarflar çıktı.

“Benim yaşımı konuşmadan önce kendi ertelediklerinizi konuşalım,” dedi.

Herkese birer kâğıt dağıttı. Kâğıtların üzerine şu soru yazılmıştı:

Yıllardır yapmak isteyip de yapmadığınız şey nedir? Önce kimse yazmak istemedi. Sonra Sabiha Hanım kalemi eline aldı. Çocukluğundan beri sahneye çıkmak istediğini yazdı. Niyazi Bey, uçurtma yapmayı öğrenmek istediğini itiraf etti. Emekli öğretmen Ferhunde Hanım davul çalmak istiyordu. Her sabah herkese kızan Cemal Bey ise çocuk hikâyeleri yazdığını fakat kimseye göstermediğini söyledi.

Mualla Hanım cevapları topladı.

“İşte,” dedi. “Asıl uygunsuz olan benim neşem değil, sizin isteklerinizi yıllardır kilit altında tutmanız.”

Bir hafta sonra apartmanın bodrum katında tuhaf bir hareketlilik başladı. Eski eşyalar çıkarıldı. Duvarlar boyandı. Bir köşeye küçük bir sahne kuruldu. Kapıya da yeni bir tabela asıldı:

Geciken Hevesler Odası

Sabiha Hanım ilk oyununda kraliçe oldu. Niyazi Bey yaptığı uçurtmayı apartmanın çatısından uçurdu. Ferhunde Hanım davula öyle güçlü vurdu ki yan binadan alkış geldi. Cemal Bey’in yazdığı hikâyeleri mahalledeki çocuklar dinledi. Bir süre sonra başka apartmanlardan insanlar da gelmeye başladı. Kimi resim yaptı, kimi şarkı söyledi, kimi yıllardır kutusunda bekleyen fotoğraf makinesini çıkardı. Mahalle değişiyordu. İnsanlar artık Mualla Hanım’ın arkasından konuşmak yerine kapısını çalıyor ve ona aynı soruyu soruyordu:

“Bu ay neye başlıyoruz?”

Bir sabah Mualla Hanım’ın kapısında büyük bir valiz gördüler. Kendisini ise hiçbir yerde bulamadılar. Masasının üzerinde kısa bir not vardı: Burada herkes yeterince neşelendi. Şimdi başka bir mahalleye gidiyorum. Oradakilerin yüzü biraz fazla ciddiymiş. Aylar sonra Mualla Hanım’dan bir kart geldi. Kartın önünde küçük bir kasaba meydanı vardı. Meydandaki insanların hepsi farklı renklerde şapkalar takmıştı. Arkasında şöyle yazıyordu: Burada da işler yolunda. Kasabanın belediye başkanı dün kukla kursuna başladı. Yalnız hâkim bey hâlâ direniyor. Onu da gelecek hafta sabun köpüğü grubuna alacağım. Niyazi Bey kartı apartman girişine astı. Altına da yeni bir duyuru ekledi:

“Mualla Hanım’ı görenlerin onu geri getirmemesi rica olunur. Çünkü gittiği her yerde aklı başında insan bırakmamaktadır.”

Mehmet Aluç


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Mualla Hanımın Ciddi Olma Günü

kul mehmet kul mehmet