Şiir Gecesine Davetiye

 Romantik Davetiye Şiirleri

“Kelimeler Geceye Akıyor”


Sevgili şairler

Bu gece, kelimeler susmayacak. Şiirler dile gelecek, kalpler konuşacak.

Sizi, mısraların arasında kaybolmaya, bir dizede kendinizi bulmaya davet ediyoruz.

Yer: [Etkinlik Mekânı] (Google Maps’te “duygusal çöküş” yazınca çıkan yer)

 Tarih: [Tarih] (Ay tutulmasıyla çakışmıyor, rahat ol)

 Saat: [Saat] (Şairlerin uyanık olduğu saat: ne erken ne geç, tam “hüzün vakti”)

Yanında bir şiir, bir tebessüm ve bolca ruh getirmeyi unutma. Mikrofon bizde, ilham sizlerde.

Not: Şiir okumasan da olur, ama dinlememek ayıp olur. (Yoksa seni “kafiye dışı” ilan ederiz)

Gecenin sonunda belki bir mısra senin olur… (Ya da en azından bir çay ve iki gözyaşı)


Konuşmacı Ben:

Hoş geldiniz sevgili kelime sevdalıları,

Bu gece, kadehler değil kalpler dolacak. Şiirler içilecek, ama sarhoşluk duygudan olacak.

Mikrofon burada, cesaret sizde. İster kendi yazdığınız bir şiiri okuyun, ister yıllardır kalbinizde yankılanan bir dizeyi paylaşın. Unutmayın, burada kimse “kafiye tutmadı” diye yargılanmaz. Ama “duygusuz okudu” diye hafifçe burun kıvrılabilir. Bu gece, kelimelerle dans edeceğiz. Belki bir dizede ağlayacağız, belki bir mısrada kahkaha atacağız. Ve en güzeli: belki de bu gece, bir şiir sizinle eve dönecek. Hazırsanız, kalemler sustu, kalpler konuşuyor. Şiir başlasın!

 

Konuşmacı olarak Ahmet Zeytinci:

 

Hoş geldiniz, kalbiyle düşünenler… Bu gece, kelimeler tenimize değil, tenimizin altına dokunacak. Aşkı konuşacağız, ama sadece gül bahçelerinde değil; ayrılığın, özlemin, bekleyişin gölgesinde de. Şiirlerimiz, bir bakışın içinde kaybolan cümleler olacak. Belki bir mısrada âşık olacağız, belki bir dizede terk edileceğiz. Ama her hâlükârda, kalbimiz biraz daha büyüyecek.

Mikrofon burada, cesaret sizde. Ve unutmayın: Aşk, bazen sadece bir virgülde saklıdır…

Şiir Menüsü (Romantik Tadım):

“İlk Bakış” – Aşkın ilk kıvılcımı, göz göze gelmenin şiiri

 “Sana Yazamadığım Mektuplar” – Sessizce sevmenin mısraları

 “Geceye Fısıldanan Aşklar” – Ay ışığında yazılmış dizeler

 “Kalp Atışıyla Ölçülen Zaman” – Her kalp atışı bir hece

  Melankolik Ton – “Sessizliğin İçinden Gelen Şiir”

Açılış Konuşması: Yine Ben

Hoş geldiniz, biraz eksik, biraz yorgun ruhlar… Bu gece, suskunluklarımız konuşacak. Şiirlerimiz, içimizde biriken yağmurları serbest bırakacak.

Ağlamak serbest, gülmek zorunlu değil. Ama bir dizede kendinizi bulursanız, bilin ki yalnız değilsiniz.

Bu gece, kelimelerle sarılacağız birbirimize. Çünkü bazen bir şiir, bir omuzdan daha çok teselli eder.

Şiir Menüsü (Melankolik Tadım):

Yağmurun Hatırası” – Islak kaldırımlarda yürüyen yalnızlık

 “Kırık Saatler” – Zamanın durduğu yerden yazılmış

“Sustukça Büyüyen Şeyler” – Söylenemeyenlerin şiiri

 “Kendime Mektuplar” – Aynaya yazılmış iç döküşler

 3. Coşkulu ve Mizahi Ton – “Kafiye Tutmazsa da Olur”

Açılış Konuşması: Sami Biberoğlu

Hoş geldiniz, kelime cambazları ve gönül akrobatları! Bu gece, şiir ciddi olmak zorunda değil. Kafiye tutmasa da olur, anlam kaçsa da olur. Yeter ki kahkahalar tutmasın!

Şiirle, dans etmek mecburi.

Mikrofon sizde, sahne sizin. Unutmayın: En iyi şiir, en içten olandır. (Ve en komiği, en çok alkış alır.)

Şiir Menüsü (Mizahi Tadım):

“Makarnaya Ağıt” – Son lokmayı kardeşiyle paylaşamayan bir şairin dramı

 “Çorapların Eşini Ararken” – Kaybolan çorapların gizemli hikâyesi

“Market Aşkı” – İndirim reyonunda başlayan tutkulu bir bakışma

 “Kedim Benden Soğudu” – Trip atan evcil hayvanlara ithaf

Açılış Konuşması: Mehmet Fikret Ünalan

Hoş geldiniz, kalbinin ritmini kelimelerle anlatmaya cesaret edenler… Bu gece, aşk konuşacak. Ama sadece güllü bahçelerde değil; ayrılığın kıyısında, özlemin ortasında, sessiz bir bakışta da. Aşk, bazen bir “merhaba”da başlar, bazen bir “hoşça kal” da büyür. Ve biz, bu gece o büyüyü kelimelerle paylaşacağız. Mikrofon burada, ama sahne kalbinizde. İster bir şiir okuyun, ister bir hikâye anlatın, yeter ki içten olsun. Çünkü aşk, en çok içtenliğe âşık olur. Bu gece, belki bir mısrada âşık olacağız, belki bir dizede terk edileceğiz. Belki de sadece bir kelimede kendimizi bulacağız. Ama ne olursa olsun, bu gece kalpler konuşacak ve aşk, sessizce dinleyecek. Hazırsanız, kelimeler kalbe doğru yürüsün. Şiir başlasın.

 

Şair-i Al Dente

Ey makarna, soframın sadık yoldaşı,

Ne et ne tavuk, senin gibi doyurmazdı açlığı.

Kaynar suya attım seni umutla, Biraz tuz, biraz yağ…

Aşkın tarifi buydu aslında.

Ama ne olduysa o anda oldu,

Telefon çaldı, ben daldım…

sen fazla piştin,

hayallerim, lapa oldu.

Sosun hazırdı, parmesan bekliyordu,

Ama sen…

sen artık bir hamur yığınıydın.

Ağladım.

Çünkü sen sadece bir karbonhidrat değildin.

Sen, yalnız gecelerimin sıcak kucağıydın.

Ey makarna, Seni çöpe atmadım.

Seni kalbime gömdüm.

Ve söz veriyorum:

Bir dahaki sefere zamanlayıcı kuracağım.

Çünkü bazı kayıplar, mideye değil…

doğrudan kalbe dokunur.

 

Kaybolmuş Kafiye(Mahlası bu)

 

Çorapların Eşini Ararken

Sabah oldu, gözlerim yarı açık,

Ayaklarım üşüyor, durum biraz trajik.

Sol çorap elimde,

sağ yok ortada,

Sanki gece kaçmış,

başka bir rüyada.

Çamaşır sepeti mi, yoksa

Bermuda üçgeni mi?

Her yeri aradım, bulamadım izini.

Biri çiçekli, diğeri düz siyah,

Giydim ikisini, dedim “moda bana ne yapar ah!”

Ev halkı güldü, kedi bile tiksindi,

Ama ben direndim, çorapsızlık yıkmaz beni!

Ey çorap, sen sadece bir tekstil ürünü değilsin,

Sen, sabah mahmurluğumun en büyük krizisin.

Belki bir gün döner, belki bir gün bulunur,

Ama o güne kadar… çift olmayan çoraplar da çoraptır!

 

Sami Biberoğlu Sahnede

Aradım Sevdiğimi, Bulamadım

Aradım sevdiğimi…

Önce Instagram’da,

sonra eski mesajlarda.

Sonra dedim ki:

“Belki markette karşılaşırız.”

Ama o hep indirim reyonundaydı,

ben tam fiyatlıydım.

Kalbimi açtım, kimse girmedi.

Belki kapı zili bozuktu,

belki kimse cesaret edemedi.

Sonra düşündüm,

belki ben de gülecek biri değildim.

Ama sonra kahve içtim, geçti.

Aşkı sordum Google’a,

“Yakınlardaki romantik restoranlar” dedi.

Ben şiir istedim, o rezervasyon önerdi.

Aradım sevdiğimi…

Belki o da beni arıyordur,

Ama ikimiz de uçak modunda’yız.

Kalbim hâlâ açık,

Ama artık Wi-Fi şifresi değişti.

Ve evet, hâlâ yalnızım.

Ama en azından çoraplarım eşli.

 

Alkışlarla salon yıkılıyor…

 

Sahnede Mehmet Fikret Ünalan Adaşım:

İlk Bakış

Göz göze geldik…

Ve dünya bir saniyeliğine durdu.

Trafik sustu, telefonlar sessize alındı,

 Kalbim ise tam tersine:

Bildirim yağmuruna tutuldu.

Onun gözlerinde bir şey vardı,

Belki bir evren,

Belki bir kahve molası.

Ama ben orada kalmak istedim,

En azından bir ömürlük kiralama.

İlk bakıştı bu…

Ne tanışma vardı, ne konuşma.

Sadece bir “merhabayla” tanışma.

Kalbim, o an onu tanıdı.

Beynim hâlâ “kim bu?” diye sorgularken,

 Kalbim “bu o!” diye bağırıyordu.

Sonra sen gülümsedi.

Ve ben, hayatımda ilk kez bir mimiğe âşık oldum.

İlk bakıştı bu…

Ama belki de son olmayacaktı.

Çünkü bazı bakışlar,

Gözden değil, gönülden gelir.

Salondaki şairler sessizce gözyaşlarını döker Nevin Yenge adaşımı alnından öper, ben ve Ahmet kardeşim mendil dağıtırken bir ara verelim çay molası sonra devam ederiz.

Mehmet Aluç

 

 

 


( Şiir Gecesine Davetiye... başlıklı yazı kul mehmet tarafından 22.10.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu