Tanassur Hadisesi Ve Üç Gün Hapis Üç Lira Para Cezası 2 Bölüm
Tanassur Hadisesi dediğimiz bu olayı anlayabilmek için önce olayda adı geçen kişileri tanıyalım.
MİSYONER ÖĞRETMENLER:
1-Okul Müdürü Jeannie L. Jillson, 2- Jimnastik öğretmeni Edith Sanderson, 3- Biyoloji öğretmeni Lucille Day
ÖĞRENCİLER:
1- Emekli asker Rıza Bey’in büyük Kızı Kamuran 2- Aynı Rıza Bey’in diğer kızı Nemika 3- Matbaacı Vasıf Necdet Bey’in Kızı Muadelet 4- Miralay Talat Bey’in kızı Seniha 5- Dr. Yusuf Sadi’nin kızı Sabiha 6- Şahide 7- Hamide
Bir de Bursa Amerikan Kız Kolejinde on üç sene görev yapmış ama bilinmeyen bir sebeple 1927’de okuldan kovulmuş olan Behice adlı eski bir öğretmen vardı.
Olayın zamanın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne, oradan bakanlığa ve nihayet basının diline düşmesindeki baş aktör Behice idi ve her ne kadar olaylar 1928’de basının manşetlerine düşmüş olsa da Behice Öğretmen tüm olan biteni daha önceden biliyordu ama okuldan uzaklaştırılıncaya kadar ağzını açıp kimseye tek bir şey söylememişti. İşte bu sebeple Tanassur davası başladığında aslında Kamuran ve Sabiha çoktan okuldan mezun olmuşlardı hatta Kamuran, mezun olduğu okulda yani Bursa Amerikan Kız Kolejinde sekreter olarak çalışıyordu.
Evet, dediğim gibi on üç yıl çalıştığı okuldan ‘’ Göreviyle ilgili yeterli bilgiye sahip olmama’’ gerekçesi ile uzaklaştırılan Behice Öğretmen, Bursa Amerikan Kız Kolejinde dönen fırıldaklardan haberdardı ama şimdi bunu nasıl ispat edip de intikamını alacaktı?
Okulda, her şeye rağmen Türklüklerini ve Müslümanlıklarını muhafaza etmiş olan öğrencilerinden bir grup oluşturdu. Bu öğrenciler bundan böyle Bursa Amerikan Kız kolejinde kuş uçsa gelip bunları Behice’ye anlatacaklardı ki öyle de oldu.
Behice Hanım’ın ‘’Uyanık Yavrular adını verdiği milliyetçi-mukaddesatçı kızlar, Hıristiyanlığa ilgi duyduğuna inandıkları arkadaşlarını takibe aldılar.
Sabiha, Seniha, Muadelet ve Kamuran’ın, Jillson, Sanderson ve Lucille Day’in etkisiyle Hıristiyanlaştıkları bilinen bir şeydi ama bu nasıl ispat edilebilirdi? Yani kesin deliller lazımdı bir şikayet için. Behice Hanım böyle bir şikayet yaptığında sadece Bursa Amerikan Kız Koleji yönetimini değil aynı zamanda ABD’yi karşısına almış olacaktı. Zaten ABD ile Türkiye’nin arası Türkiye’deki Amerikan okulları sebebiyle 1925 Yılından beri limoniydi.
Derken efendim 1927 Senesi sonlarına doğru bir gün yatakhane nöbetçisi olan Edith Sanderson, kız öğrencilerinden biri olan Şahide’ye ‘’ Gel seninle birlikte dua edelim’’ Dedi ama yaptığı dua bir Hıristiyan duasıydı.
Şahide, üzüntüyle durumu arkadaşı Muadelet’e anlattı. Ancak Muadelet ‘’ Vay alçak, vay şerefsiz karı ‘’ diyeceğine tam tersine ‘’ Ne güzel, keşke ben de sizinle birlikte olsaydım. ‘’ benzeri laflar söyleyince Şahide durumu Behice’ye anlattı ve böylece Muadelet çok daha sıkı bir takibe alındı.
Derken efendim 4 Aralık 1927’de Muadelet’in günlüğü çalındı ve hemen akabinde günlüğü çalan Hamide ve iki arkadaşı ( biri herhalde Şahide olmalı ) 24 Aralık 1927’de Bursa Milli Eğitim Müdürlüğüne gelerek dört okul arkadaşları olan Kamuran, Seniha, Muadelet ve Nemika’nın Protestan Hıristiyanlığa geçtiğini bildirdiler ve günlüğü yetkililere teslim ettiler. Günlükte bu dört ismin Hıristiyanlığa geçtiği ile ilgili açık deliller vardı.
Ortada aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık bir durum oluştu.
Aşağı tükürsen ABD ile karşı karşıya gelmek vardı, yukarı tükürsen Tevhid-i Tedrisat Kanununa göre okullarda bu tür dini eğitim vermek yasaktı. Hangi dinden olursa olsun.
Bir şikayet olmadığı müddetçe yabancı okulların hiç birinin bu yasağı taktığı yoktu gerçi ama şimdi bir şikayet söz konusuydu.
Bursa Milli Eğitim Müdürü Necip Bey, Bursa Amerikan Kız Kolejine geldi ve Behice Hanım’dan, tüm kız öğrencilere kadar olayda adı geçen herkesi sorguladı. Sonuçta okulun mezun ya da hali hazırdaki yatılı kız öğrencilerinden dördünün- okulun Amerikalı/ Hıristiyan öğretmenlerinin yönlendirmesiyle vaftiz olarak Hıristiyan/ Protestanlığa geçtiği yolunda bir rapor hazırlayıp 16 Ocak 1928’de Milli Eğitim Bakanlığına sundu. 20 Ocak 1928’de ise Milli Eğitim Bakanlığı Başmüfettişi Hasan Ali ( Yücel ) Bursa Amerikan Kız Kolejine gelip soruşturmayı ele aldı.
Muadelet’in günlükleri her şeyi açık açık ortaya koyuyordu: Bursa Amerikan Kız Kolejinin üç öğretmeni olan Jeannie L. Jillson, Edith Sanderson ve Lucille Day, bizim dört Türk kızı olan Kamuran, Nemika, Seniha ve Muadelet’i Hıristiyan yapmışlardı.
Olay basına yansıyınca işler iyice Arap saçına döndü zira bu saatten sonra okulun Amerikalı öğretmenleri için basitçe bir görevden uzaklaştırma cezası verilmesi anayasandan ‘’ Devletin Dini İslamdır ‘’ Maddesi kaldırılırken sesi çıkmayan milletimizi şimdi ‘’Dört kızımız Hıristiyanlaştırdı.’’ diye sokaklara döker, Allah muhafaza büyük ve kanlı olaylara sebebiyet verilebilirdi. O halde durum yargıya taşınmalı ve adalet cezalarını vermeliydi bu ABD’li öğretmenlerin.
4 Şubat 1928 Tarihi itibariyle üç Amerikalı öğretmen, Türk Ceza Kanunun 526. Maddesini ve Mekatib-i Hususiye Talimatnamesinin 37. Maddesini çiğnemekten Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildiler.
Mahkemeler başladığında yargılamanın yapıldığı salon, bina, o binaya yakın yollar, caddeler, sokaklar hınca hınç insan dolu oluyordu ve misyoner Amerikalı öğretmenler mahkemede doğruyu, yalnızca doğruyu söyleyeceklerine dair İncil üzerine yemin ederlerken mahkeme Kamuran, Nemika, Seniha ve Muadelet’in Hıristiyan mı yoksa halen Müslüman mı oldukları konusunda tereddütte olduğu için onların önüne bir kutsal kitap konulmadı.
Evet, mahkemeler başlamıştı ama kısa süre sonra görünen oydu ki Amerikalı misyoner öğretmenler, Müslüman Türk kızlarını Hıristiyanlaştırdıkları için değil, Türklüğü ve Türkleri aşağıladıkları için yargılanıyorlardı.
Evet, olay dini bir konu olmaktan çıkmış, milli bir konu olmuştu?
ABD’li üç bayan öğretmen, kim oluyordu da Türk kızlarının dinini değiştirmek suretiyle Türklüğü ve Türk Milletini aşağılıyorlardı?
Laik bir devlet yapısına koşar adım giderken bu tanassur olayı gibi dini nitelikli bir konu gündemi çok fazla işgal etmemeli, o sebeple de konu daha çok milli bir konu olarak ele alınmalıydı. Öyle de oldu.
Öyle de oldu ama hiç kimse farkına varmasa da Türklük daha da büyük bir hakarete uğradı. Nasıl mı?
Gelecek bölümde inşallah.
Tanassur Hadisesi Ve Üç Gün Hapis Üç Lira Para Cezası 2 Bölüm başlıklı yazı Sami Biber tarafından
06.11.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 11
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.