Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Aşk Kalbin Eksik Parçalarını Birleştiren Bir Mühür Değil

Aşk Kalbin Eksik Parçalarını Birleştiren Bir Mühür Değil


Aşk Kalbin Eksik Parçalarını Birleştiren Bir Mühür Değil O Parçaların Arasındaki Boşluğu Anlamlı Kılan Bir Sırdır.

 

 

 

İnsan bazen kendi içindeki boşlukla karşılaşır; o boşluk ne bir eksikliktir ne de bir kusur, bilakis bir davettir. İçimizde açılan her çatlak, bir başkasının sesiyle dolmayı bekleyen bir odadır. Ve biz, birbirimizin odalarında yankılanan sesleriz. Bir evin duvarındaki çatlak, yağmurun sızmasına izin verir; ama aynı zamanda ışığın da içeri girmesine. Hayatın kırıkları da böyledir: bizi incitirken aynı anda bizi birbirimize açar. Çatlağın içinden süzülen ışık, insanca bir yakınlığın habercisidir.

Belki de yol dediğimiz şey, başkasının yarasına dokunabilme cesaretidir. Birinin acısına eğildiğimizde, kendi içimizde saklı duran merhameti keşfederiz. Ve merhamet, insanın en sessiz duasıdır; söze dökülmese de kalpten kalbe yürür. İçimizdeki ev, başkasının gözyaşını misafir ettiğinde tamamlanır. Çünkü insan, yalnızca kendi sevinciyle değil, başkasının hüznüyle de büyür.

Her gözyaşı, bir başka kalbin kapısını aralar. O kapıdan içeri giren, yalnızca hüzün değildir; aynı zamanda umut da girer. Çünkü insanın gözünden düşen damla, toprağa düşen yağmur gibidir: önce çamur yapar, sonra filiz verir. Ve biz, birbirimizin gözyaşlarından filizlenen bahçelerde buluşuruz. O bahçelerde ne kibir vardır ne de yalnızlık; sadece insanca bir yakınlık, sessiz bir kardeşlik. Belki de hayatın en dokunaklı yanı budur: bir damlanın, bir kalbi açması; bir kalbin, bir başka kalbi tamamlaması.

Kalbin tamamlanması için aşk gerekir; çünkü aşk, insanın içindeki boşluğu dolduran değil, o boşluğu anlamlı kılan bir sırdır. Çatlaklardan sızan ışık, ancak aşkla renklenir. Aşk, kalbin eksik parçalarını birleştiren harç değil, o parçaların arasındaki sessizliği şarkıya dönüştüren nefes olur. Bir evin duvarındaki çatlak, yağmurla birleştiğinde filiz verir; kalbin çatlağı ise aşkla birleştiğinde dua olur. Ve dua, insanın en insanca dilidir: kelimesiz, gösterişsiz, yalnızca kalpten kalbe yürüyen bir yol. Aşk olmadan kalp, yarım kalır; ama aşk geldiğinde, yarım kalmışlık bir güzelliğe dönüşür. Çünkü tamamlanmak, kusursuz olmak değildir; tamamlanmak, eksiklerin birbirine dokunmasıdır.

Aşk, kalbin eksik parçalarını birleştiren bir mühür değil, o parçaların arasındaki boşluğu anlamlı kılan bir sırdır. İnsan, kendi yarasını aşkla seyrettiğinde, o yara bir güzelliğe dönüşür. Çünkü aşk, yarayı kapatmaz; yarayı ışığa çevirir. Bir kalp, yalnızca kendi sevinciyle değil, başkasının hüznüyle de tamamlanır. Ve aşk, bu tamamlanmanın en sessiz rehberidir. O, insanı kendi içine çağırırken aynı anda başkasına da açar. Aşk, içe kapanan bir sır değil; dışa taşan bir merhamettir.

Belki de aşk, yolun kendisidir: bizi bir yerden bir yere götüren değil, bizi birbirimize götüren. Yolun taşları, yorgunluğu, gölgeleri… Hepsi aşkın birer imtihanıdır. Ve biz, bu imtihanlardan geçerken insanca bir yakınlığı öğreniriz. Aşk olmadan kalp, bir evin boş odası gibidir; sessiz, ama eksik. Aşk geldiğinde ise o oda dolmaz, aksine yankılanır. Çünkü aşk, dolduran değil, yankılayan bir misafirdir. O yankı, insana kendi sesini değil, başkasının sesini duyurur. Ve işte o zaman kalp tamamlanır: kendi sesiyle değil, başkasının sesiyle; kendi ışığıyla değil, başkasının ışığıyla. Tamamlanmak, tek başına bir bütün olmak değil, başkasının eksikliğini kendi eksikliğine dokundurabilmektir, vesselam.

Mehmet Aluç

 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 6
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Aşk Kalbin Eksik Parçalarını Birleştiren Bir Mühür Değil

Aşk Kalbin Eksik Parçalarını Birleştiren Bir Mühür Değil

kul mehmet kul mehmet