Zemheride Üşüsem Ne Ki Azizim...
Esen rüzgâra teslim olmadım ama
layığıyla da üşüdüm.
Tozsuz idi ruhum.
Tuz döktüğüm gemilerim denizin değil
buz tutandı düşlerim: azıcık tuzlu mu ne?
Maviden de eşkâlim bazen pembeleşen
yanaklarım ama utanç duyduğum asla değildi doğru çünkü ben sevdiğim ve inancım
kadar pembeyim.
Hem, hem sırlarım da yoktu benim gel
gör ki gönül teknem batmış…
Ve de gönül tekkemde ağırladığım
misafirlerim.
Bilinmezdi ışığı yanan ve ben
bilinmeze ait idim en çok da bilinmeze taptım mademki yüce Rabbim idi bahşeden
ve işte evrenin gizeminde önce çağırdım ay ışığını sonra sessizliğe alkış
tuttum ve hep mi mübarek olurdu duygular afra tafrası kirli insanlar nasıl ki
kesmişti yolumu.
Düştüm ben devasa bir düş:
Ama düşmedim, be azizim en çok aşka
düştüm gerisi Allah kerim.
Hazandı kışın habercisi:
Hüzündü deliksiz uyuduğum gecelere ve
ilhama gebe.
Pekişen neler yoktu ki içimde ve
derinleşen…
Tevazu yüklü kalbimle dilek tuttum ve
dua ettim sabahın köründe uyanık kalsam ne ki ne de olsa yüce Rabbimdi ışığımı
söndürmeyen ve kalp gözümle sevip de yaşadığım en çok da yazmayı şiar edindiğim
gönül cübbem.
Cüssem ne miydi?
Ne fark eder ki?
İnsandım ben insan içli köfte değil
içerlediğimden de öte kimine ama düşman bilmedim de bir Allah’ın kulunu ve işte
başıma ne geldiyse hep bu yüzden.
Ne sitem.
Ne de siren sesleri…
Ah, be azizim:
Sen bilmez misin beni en çok da
neferi olduğum umudun en çok da bilinmezin nüksettiği ve artık tutulmuyordu
nutkum gerçi…
Ay tutulup da güneş tutulup da…
Tutulduğum elbet değildi yalan en çok
en çok da aşka.
Soğuk ve sıradan addedilen nice gün.
Esaretim sadece kendime hele ki insan
kendini bildikten sonra…
Ve cesaretle yazdım yazacağım kadar
da değildi elbet yazdıklarım çünkü ben bir semazen; ben yüreği yanık bir şair…
Sinemde sevda yeli esen.
Sırat köprüsünde de geçecek olmamızdı
elzem:
Dünya malı.
Dünya mülkü…
Hele ki yok mu o zanlar en çok da
iştahı kabaran zalim insanlar.
Paylaşılmak mı paylaşmak mı yeter ki
ferah tut içini, azizim ve işte yüreğimde çalan çanlar yürekten sevip de
meşgule verenler bir de müşküle düşüren nicesi.
Pekişendi duygular illa ki yolu
sevgi, umut ve inançtan geçen.
Bonkörce sevip de güvendiklerim ve
kaşla göz arası gözümün üstündeki kaşı çalanlar birlikte yaşayabilmenin zevkine
asla tahammül edemeyenler ve dün dünde kalsa bile hıncı hırsı ihtirası
bitmeyenler.
Şair miydim ben sahiden de?
Geç kalmışlığım şiire ve geç
kalmışlığım kendime işin ilginci ben zaten şiir yazmazdan da önce hep şiir
b/ellemiştim hayatı.
İnsanlar benim ilhamım.
İnancımdı kutsala duyduğum aşkım.
Seferi sözcüklerin tanıklığında
seyyah kalemin de ısrarıyla dikiş tuttum hayatta kimine göre dikişlerim sökük…
Dilden düşmeyen nice sıfat
umursamadığım kadar ve işte d/okunuyordum gökteki yıldızlara ve aya.
Yıldız isem sönmeyeceğim.
Çiçek isem solmayacağım.
Ve işte yüreğin gurultusu adeta
midemde uçuşan kelebekler gibi.
Ve işte koca ömrün sona ermişken
uykusu ve ben adeta uydusuydum sevginin.
Mevsim soğuk ve kayıtsız olsa ne ki
hem, iklimlerden insan olmak iken gereken.
Tuz buz olsa ne ki ömür tuz filan da
basmıyorum hem yarama:
Çünkü yaramdı ve inancım, beni
Mevla’ma sevdiren.
Yaram kabuk bağlamayacaktı da asla
çünkü ben hem gerçektim hem gerçekçi:
Şair olduğuma da bakmayın hem ne de
olsa bir ömür: beynimdi en büyük Sermayem gel gör ki arka fonda çalan
karanlığın ç/ağrısını yeni fark etmiş olsam bile, ben çulsuz bir şairdim
kiminin hor gördüğü:
Ben sefil değildim asla en çok da
efil efil esen rüzgara duacı çünkü rüzgar idi meşrebim rüzgar idi sürüklendiğim
ve elbet tüm evren Allah kerim, demenin de büyüsü ile zarf atan iblise de pabuç
bırakmayacağım kadar bir yok mu o pabuç dilli kafire el uzatan?
Ne de olsa arkadaşı idi insanın
aynası ve arkadaşı idi kimi zalimin tayfası.
Silik bir el yazım filan da yoktu
üstelik çünkü bendim ben sildiklerimin de asla yasını tutmayacak olan…
Gün de ömür de…
Renkler ve duygular ise birbiri ile
eşleşen.
Ben rüzgardım.
Ben ıssız bir şairdim ama ıssızlığım
çok b/aşka uzanan.
Kefil olduğum tüm sevdiklerim beni
yarı yolda bırakan…
Gel gör ki; sevebileceğim o kadar çok
şey ve o kadar çok insan vardı ki en başta kendimle uzlaşıp da yolumdan
dönmeyecek olmamla bir idi hayallerim ve de tüm gerçeklerim, azizim…
Dünümü yok say.
Günüme eşlik eden.
Mademki yarın da esecek olan rüzgar
ve dolunay…
Zemheride üşüsem ne ki yüce Rabbim
yüreğimi üşütmeyip de sıcak tuttuktan sonra?
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.