Seni Çok Özledim
Düşsel bir teyakkuz ve hayli üstü
örtülü.
Bir kayyum misali ruhuma atanan.
Bir nesir benzeri şiirimin hikâyesi.
Ve meczup bir tanrıya dönüşen
insanların kasidesi.
Sözcüklerim b/ölünmüş kâh alyuvarlara
kâh akyuvar ve gözbebeklerim ve düşlerimin en iri iris’ i görmekle bakmak
arasındaki o ince çizgi.
Muştalanmış duygularım var yetmezmiş
gibi yuhalanan.
Sözcüklerim var hayli kavisli ve
kasvetli ama ben onları gün ışığına çıkaramam yeteri kadar mutsuzlukla beslenen
insan var ki.
Ama sadece bunlardan ibaret de
değilim hani:
Beyazım ben yeri geldi mi mavi her
hüzünlendiğimde nikâh kıyarım siyahla hem siyah daha narin daha zayıf gösterir
hüzünlerimi bir de broş ruhuma bir de çelenk, kapıma.
Ya, güller?
Çelenkteki güller?
O kadar çok para da veremem hem sonra
insanlar ne mi der?
Tutumsuz.
Tutarsız.
Başka daha başka ne derler?
Aklıma gelmez ama onların gelir:
Misal…
Kapıma dayanan o karanlık kadın
yumruklayan camı çerçeveyi ki hiç de tanımam aslında tanıdığımı da iddia etmem
ne de olsa karanlıktır onun silueti ve ruhu bir de yüreği olduğunu iddia eder:
Bana ne bana ne?
Alabildiğine uzak olduğum kadar
siyahtan hem nikâh da düşmez bana siyahla:
Bazen siyah bir tül.
Bazen siyah perçemi çapkın gülüşlü
gün ışığının…
Bu kadar benden bu kadar.
Siyah dedimse bakmayın sizi siyahın
tonlamasına gerçi siyah da giyerim hani kombin yapmak adına rengârenk
bluzlarımla:
Dedim ya, o kadar.
Sözcüklerim…
Oh, be tüm kasvetim dağılıverdi ne de
olsa kalemimin marifeti ama öncesinde lütfeden Rabbime sunuyorum şükran ve tüm
iyi dileklerimi.
Kopan bir yaprak filan da değilim
hani çünkü köküm kuvvetli ve ruhum ve tümden gelen duyguları eh, şiirler nasıl
ki tüme varım.
Peki, en çok neyi mi özledim?
Sanırım annemin çivit mavisi gözlerini
ama son zamanlarında öylesine hüzün bürülü idi ki ve çaresizlik.
O miskin misafir gibi gelmiş, çömmüş
hayatımızın merkezine ve gitmek bilmeyen o çaresizlik ve ansızın gidiverdi bir
gecede tek bir saniyede ve o son nefesinde.
Çaresizlik.
Hep de derdi annem:
‘’Elim ermiyor gücüm yetmiyor ve sen,
benim elim kolum ve ayağım oldun.’’
Bir gün bile şikâyet etmemiştim
üstelik ve bir ömür hep de öyle kalacaktım ama takdiri İlahi böyle buyurmadı
işte masalın sonunda.
Ve gelen misafir tüm çaresizlik
yükünü yüklenmişken tek bir saniye içinde yokluğa karıştı ki…
Ben o sefil çaresizliği dahi
kabullenmiştim çünkü yanımda nefes alan annemdi var olan ve elini tuttuğum: o
sıska çelimsiz mis kokulu parmaklarını son kere kavradığım ve ama
kavrayamadığım bir şey vardı ki: saniyeler sonra göçüp gidecekti acı çeken
ruhu.
Her şeyine razı geldiğim ve bir ömür
de razı gelecekken ama kaderin razı gelmediği…
Seni çok özledim, annem.
- Yorumlar 6
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.