Hangi düş’ ün sancısıydı, söyle içine
düşülesi en çok da düşünce ikliminde saklı yarınların kasidesi.
Sözcüklerin esvabı bir içim su adeta,
içerlediğin acıların değil mi ki hatırası en derinde ve işte şimdi iç
içebildiğin kadar hüznü bir batında doğan gün ve geceye de şükret ve bil ki;
g/izindesin kaderin en çok da sürüklendiğin rüzgâra mı veryansın ettin?
Bilinmez neler yok ki heybende sanma
ki: bilindik sadece senin ve evrenin gerçekleridir ve sanma ki: hayal ürünüdür
olup biten ve işte ansızın zuhur edecek adaletin ihbarı değil mi ki aynası
olduğun tüm duaların asla kırılmayan kanadı…
Duayeni evrenin.
Hükümranlığında kaderin.
Rabbin korusun seni şerrinden
zalimin, iblisin.
Bir katre de olsa bak: açtı çiçek hem
de zemheride üşüyen tabiatın koynunda hüküm sürerek…
Ve işte karanlığın esvabı yırtıldı
yırtılacak ve kaderinle eşleşen keder nasıl da son bulacak.
Manidardır esen rüzgâr.
Bak, duydun mu kırlangıcın sesini?
Yoksa uyudu mu tüm evren oysaki
melekler aralıksız nöbette kanat çırpan koruyan mazlumu ve senin o çocuk
yüreğin bak nasıl da kemale erdi sadece tek d/okunuşla.
Bir hüzün resitali idi cihan geçen Kasımın
koynunda toprağa verdiğin can tanen, biricik anan…
Aralık buz keserken bil ki üşümüyor
yerin altında yatan ne de olsa İlahi Kudreti Rabbin eşlik ederken ve işte
yüreğine dokunan tüm sazlar tüm şarkılar nasıl ki sustu bir anda ve işte
açılacaktır Rahmetin Kapısı ansızın sen dokunduğunda…
Bindik bir alamete gidiyoruz
kıyamete.
Devrik cumhuriyetler imparatorluğunda
yalan dünyanın ve yalancı kuklanın da burnuna değen bak nasıldır o gerçekler?
Vasıfsız ve kindar artık her kim ise
eziyet edenler…
Bir de sanmazlar mı: birer meziyet
erbabıdır kendileri hele ki düşmezken dillerinden sevmelerin akıbeti.
Toprak olmuş anamız babamız toprak
olacağız da her birimiz ve işte aklımız başımıza geldiğinde de iş işten geçmiş
olacak.
Haşmetlidir duygular, sen şair dikerken
yaralarını bak bir de demez misin: elim iğne iplik tutmaz:
Varsın sen yaralarını kaleminle dik,
şair…
Varsın, yemeklerin de altını yak etme
kahır.
Ana kuzusu.
Baba yadigârı…
Sözcükler değil mi ki yüreğinin
telaffuzu ve işte katmerli hüznünle sen koşarken Rabbine katmer katmer de
açacaksın Gül cemalinle.
Yeri geldi mi de: Yıldız olup
kayacaksın ve tutacaktır Rabbin, senin elini:
Bazen bir g/iz…
Bazen bir sis.
Bazen bir dua.
Ve karşılaştığın iyi insanlardan
aldığın nice muteber his.
Varsın çalsın Kemancı yalancı şarkısı
ve notalarını.
Varsın buz kessin ellerin sen
sevdiğin kadar da sevileceksin sanma da sevilmediğini ve şükrünle sabrınla
yettiğin kadar da kendine elbet ereceksin de hidayete zamanı geldiğinde…
Mademki gömdün ana acısını da en
derine…
Varsın neşe saçsın şen seslerin
zalimin.
Varsın tefe koysunlar senin yüreğini.
Kırılmadın da sen bilakis kalbine
zulmettiler.
Kanmadın da sen insanlara sadece
kendin gibi bildin.
Sağduyun ve zarafetin ve inancın…
Sevgini de artık hak edenlere sun, e
mi…
Yerleşik düzenler ve kayıp ruhlar
diyarı nasıl ki firarda insanların vicdanı…
Göğe bak.
Yere kon.
Dilediğinde bin kalemine diyarlar aş
yıldızdan yıldıza uç.
Duygularını da sadece şiirlerde ihbar
et yeri geldi mi çek kendini geriye asla da ihanet etme Rabbine…
Eden etsin.
Giden de gitsin hatta ta cehennemin
dibine.
Ah, be şair:
Cennet de cehennem de bu dünyada
yaşanmakta elbet bunun bir de yarını diğer âlemi var.
Mademki göçmekten ve ölmekten
böylesine korkuyorlar onlar zaten layığını buldu bulacaktır da.
O zemin ki.
O zehir ki.
O ziyan ki.
Ve işte zıkkım et artık sevgini bir
ömür yüreğinde taşıdıklarına.
Yolcu ve de Hancı.
Lafügüzaf kimine göre.
Hele ki dünyanın da hak etmedikleri
kadar taparken mülküne malına.
Aşkın ziyan olmadı, bak!
Sevgin nasıl da döndü kendine ve
Rabbine.
Kucak açtıkların mı yoksa kapıyı
çarpıp da gidenler mi?
Ne fark eder ki, yüce Mevla’n
kapısını açtıktan sonra…
Hüzündür kimini sevindiren.
Hüzündür kiminin caka sattığı…
Ve işte o hüzündür en çok da Rabbin
severken hüzünlü kalbini.
Huzur ise en güzeli ve işte sevdikçe
iman gücünle huzura erdiğin kayıtlı bil ki amel defterinde elbet Allah bilir
elbette en doğrusunu ve ayrılmadığın kadar da yolundan ve doğrudan mükâfatı da
verecektir illa ki hayat sana:
Hem bu dünyada hem de göçüp
gittiğinde…
Anne duası aldığın kadar da ruhun ve
yüreğin bu kadar mademki…
Üşüme de sakın üşenme de savaşmaktan!
Pes etmeden dünde verdiğin her Es bil
ki tarihe karıştı ve işte:
Hayat seni beklemekte Yeni Yıl da.
Arada vereceğin her Es ise sevgine ve
kendine verdiğin bir moladır mademki seve seve yaza yaza büyüdün sen ve asla
unutma:
Her ne kadar çocuk kalbin ilk günkü
gibi çarpsa da:
Sen büyüdün artık o gece annenle
vedalaştığın o gece ve bil ki Rabbin yanında yeter ki Allah rızası için
yaşamaya devam et…
Mutlu Seneler, sen şair!!!