Tema
Üye Ol Giriş Yap
Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Sesli Şiirler Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Mademki Âşıktı Gül Bülbüle…

Mademki Âşıktı Gül Bülbüle…




Çelimsiz bir gülüşe meyletti zaman ne de olsa dervişin tininde dolaşan yaban bir vasıftı insanlık.

Göğün gürültüsüne eşlik etmedi bulutlar:

Hepsi seferi.

Hepsi beyhude kaçışan tebessümler.

Acının ehliydi tabiat: solan her çiçek nasıl da hediyesiydi ölümün ve durağan notalar nal topladı solan çiçeklerin ardından:

Ne demişti sahi şair?

‘’Kâinat orkestrasıdır çaldıkları.’’(Nazan Bekiroğlu)

Ya, çalınanlar?

Kibirli yaftalar sustu mahirdi melekler.

Aşkın ikazı devir daim yaptı adeta nasıl ki kavuşamıyordu maşuk sevdalandığına.

Suskular sundu Tanrı:

Susan börtü böcek ve alabildiğine kulağa gelen her yankı.

İkazı kâinatın.

İdamesi insanın.

İsyana şerh düşen hangi hece ise.

Soluklandı tümden gelen ilham.

Kapaklandı yere imgeler.

Şair ise keyifle topladı yerden birer ikişer.

Makul olandı payına düşen mağdur olsa ne ki?

Manen nasıl da zengin kimine göre züğürt:

Ah, be, nasıl da zengin kalbin hazinesi yoruyordu insanları.

Umarsız olsa ne ki hem her biri?

Uykulu gözlerle etrafına bakan sabrına kefil şükrün niyeti.

Uyumsuz addedilen neydi peki?

Suskular hicaba değil umuda koştu ve payidar olan mevsim yağan yağmurla nasıl da coştu.

Mizansen değişiyordu ama sahne hep aynı!

Roller bıçkındı kimse kapışan bir bir.

Rağbet gören değildi duygular varsa yoksa paranın engel tanımadığı iç içe geçen dürtüler.

Minyondu yürek ama cebbar.

Miadı dolmuş olsa ne ki dünün ve işte yüreği kabaran falcı kadın.

Alı al moru mor nasıl da medet umuyordu insanlar faldan, kumardan ve nice şans oyunu ne de olsa her biri şans eseri tutunuyordu hayata adeta s/onsuzluğa kanat açan kelebekler gibi.

Uyruğu var mıydı sahi şiirlerin ya, duyguların?

Ulak kimdi ve de uyak arayışında olan şiir nerede?

Azıcık üşüttü rüzgâr hayli yordu yağmur ve kıpraşan bulutlar tahayyül etti ki az sonra yağmur dinecekti.

Yazılmamışı yazmak istedi kalem ve işte heybeden firar etti ilham ne de olsa ne de olsa…

Üzen kimse olmadıysa şiir doğmazdı ya da şair âşık olmadıkça!

Külliyen yalan.

Hem aşk neydi ki?

Bir demet çiçek ya da bir tomar kâğıt hani albenisi olan hem sormuyorlar mıydı kasada:

Nakit mi?

Nakde çevrilecekti illa ki boşluk ne de olsa doluluk oranı cüssesiyle ilintili idi insanın:

Alabildiğine bonkör.

Alabildiğine kalantor.

Azıcık kel olsa ne ki ya da önünde yerleşik bir balkon.

Endamı yitik kimseye de bakmıyordu hani aşk ya da ruhu tok!

Aç ruhlar değil mi ki rüzgâra kapılmıştı illa ki dolacaktı her bir katresi iyi de sevmek hatta çok sevmek yazmıyordu cihanın kitabında ya da hoş görü ve merhamet.

Somurtan kimse artık aslında kim ise diğeriyle dalga geçen iyi de herkes mutluydu:

Cepler dolu dolaplar dolu ama içleri boş.

Zarf attı bazen duygular yüklendiği kadar da kendine hem taşımayacağı yükü vermezdi yüce Mevla kuluna.

Ömür törpüsü.

Şen sesin duayen notaları ve her biri kah sol anahtarında saklı ya da fa anahtarı:

Ya, piyanonun sararmış tuşları?

İyi de bazen zaman geçtikçe duygular da bazı değerler de paha biçilmez oluyordu.

Misal: bir hatıra defteri ve nice anı.

Misal: sözcükler sarı benizli defterlerde kalmış olsa bile eskini tozunda asla değer yitirmeyen ve paha biçilmeyen.

Yalnızlık neydi peki?

Kuru gürültünün kuru kalabalığı ama tek insan ya da azınlıkta üç beş dostla mutlu olabildiği kadar insan yalnız değildi asla.

Gelirken de yalnız giderken de bu dünyadan.

Soyut varlıklar ama somut olması dilenen ve soyguncu duygular:

Neşri ömrün bazen bir nesir yazıp da esir düştüğü şairin ve mutluluk nasıl da göreceli idi kimine göre sıradan kimine göre ulaşılmaz ve işte ulaşılmaz varlıklardı göçebe renklerin boyadığı.

Renkler de mutlaktı en çok da yüreğindeki gök kuşağı kiminin ve fark edilmeyeni fark edendi yüce İlah ve küçülen bir meblağ filan da değildi asla insan.

Gölgelerden haz etmeyen.

Ya da duyulmasını istemeyen tek bir şey de yoktu ne de olsa Allah’ın bildiğini kuldan saklamak ne diye gel gör ki abartıların b/eşiği ve işte olmayan şeylerin olmuşçasına renk değiştirdiği.

Özden üreyen söz.

Özü sözü bir olmak belki de bir lanetti o şehir efsanesine göre ve işte çıplaklık çok da mubah değildi ruhun giysisi idi yakışan o temiz yüreklere diğer yandan seviyordu çoğu insan çıplaklığı gel gör ki bedeni ile şerh düşen.

Kapandıkça yürekler ve karardıkça.

Elzem olandan öte süt liman sevginin resmini çizebilmekteydi meleklerin bahşettiği hediye.

Bir susku en çok da öncesinde tutulan nutku ama şimdi bülbül gibi şakıyordu mademki âşıktı gül bülbüle…


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Mademki Âşıktı Gül Bülbüle…

Mademki Âşıktı Gül Bülbüle…

GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK... GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK...