Düş tekrarları, hafız en çok da
çetele tutmaktan vazgeçip hayatı doğal akışına bırakmak.
Ürkünç bir coğrafyanın kapatıldığı
O beyaz renkli kapüşon gizlemek adına
da yalnızlığı
Ve işte düm tek çalan imgeler
Belki de bir şiir b/atağı
İçinde debelendiğim değil de ömür
Üste çıkıp alt etmek nasıl da aşikâr
Mevsimin kırık kanatları esen poyraz
Sağdıcı kemale ermiş bir yürek
Metaforlar uçuşan
Elbette sevmeye yürek gerek
Coşkun bazen kem gözler ne ki mademki
Rabbindir seni esirgeyen
Her ümit ve ruh en çok da sevginin
dokunulmazlığı
Gel gör ki tuzla buz olmuş onca meal
Öncesiz bir şiir daha ekleyip de
zincire
Sonrasız değil sonsuza dair yazılan
her dilekçe
Sehven tanık
Şevkin rüzgârı tohum eken kadın
çiftçi
Ağrıyan beli en çok da alnının teri
Ölümsüzlüğü sahiden de diledi mi?
Çöken karanlık
Mevsimin iştahı nasıl da kabarık
Uyak peşinde bir ulak
Ulak peşinde bilinmeze kucak açan o
son durak
Şimdiler eflatun, hafız:
Ya, geceye ermeden biten günün rengi?
Kayıt açılası bir tuzak
Kurda kuşa yem olmadan
Ve işte o nazenin çiçek
Kabaran ruhu yağmurun
Toz tutan bir bulut muydu yoksa
uğurladığın?
Ve işte ufukta saklı umut
Beylik duygulardan değil
Benlikte saklı güzelliklerle hemhal
Sükûtun izi
Semanın dokunaklı mizacı
Arşınladığın kadar yolları
Ve işte vuku bulacak bir muradı
Daha da diktin mi yakana
Ya, göle çaldığın maya?
Hocanın nefesi
Endamlı hayaller bahçesi
Hangi deli taş attıysa artık kuyuya
Vardır elbet bir nedeni
Manalar coğrafyalar aşan
Bazen alabildiğine manidar yürekten
taşan
Ön sözü olmasa bile
İşte sayfalar deviren bir feveran
Sessizliğinse zaferi
Yüreği huzura kanat açan