Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Çünkü Çok İyi Bir Hocası Vardı Şairin






Müstesna bir renktin sen, ey aşk!

İlahi Nüfuzun nüfusuna dair hele ki yok muydu ayetler ve sureler ve işte yoktan var edeni anlamaya ve en çok da O’nu sevmeye dair.

Ve doğdu insan sonra gün aydı son güneş doğdu geceye uzandı yürekler hele ki yolculuk yaptığı o bitimsiz Samanyolu.

Serden geçti kimisi.

Kimisi surlarda yattı kalktı ve nöbete durdu şiirler en çok da kâinatın sırlarının peşinde:

Kimine göre huy.

Kimine göre nadir rastlanan duygular.

Ve şerre lanet okuyan abaküs.

Öncesi yoksun sonrası müphem.

En çok da: en çokla en azın kesiştiği bir izlem.

Öykündü mevsim ama Rabbine.

Sonra nefsine taptı insan ve kâmil olan dahi anlamadı çünkü yalana boğmuştu kimi insan bir diğerini ve en çok da kendi inanmışken yalanlarına.

Demlendi sırlar.

Darlandı kimi zaman.

Derken yalanlar üredi ve yalancılar türedi ve her yalan birbirine eklendi mimlendi doğrular gel de çık işin içinden.

Müptelası kim ise ya da neyden ibaretse duygular ve aşk!

Hepsi sustu çünkü susturuldu.

Sus yüklü insanlar en çok da çocuklar ve mazlum kadınlar ve adamlar.

Ölümsüz iken o izlek hani ufka daldığımız…

Öykündüğümüz tüm güzellikler ve de en çok umutla yoğrulduğumuz…

Yorulmuştuk da ya da birileri:

Yol yordam bilmekten ötesi yoktu hem en azından iç’ in ne diyorsa artık her ne içinse ve için için yandı kimi insan hem de devasa bir yangınla sürüklendiği kadar da arşa.

Araf ise yerleşik bir kıyamet elbet şimdilik elbet yaşarken hele ki ikilemde kaldı mı da insan…

Ama doğru tekti.

Ama insan özel ve öznel idi.

Çünkü her insan biricik iken sığındığı sadece Rabbi elbet beş parmak da bir değilken.

Masumiyet doğmuştu gün ışığı ile sonra karanlık bastırdı ve darağacına masumları astırdı.

Çemkiren karanlık ama tutunmak lazımdı illa ki bir şeylere ve seçkiye girdi duygular.

Ses efektleri ve bastıran yağmur.

Gök gürültüsü ve çakan şimşek.

Kimi hayıflandı.

Kimi sustu.

Kimisi haykırdı.

Kendi nefretinde boğuldu bir kısmı yine de yaşıyorlardı görünürde yine de gülüyorlardı birbirlerine.

Ölüm bile baş edemedi onlarla.

Ölen yakınlarına bile acımadılar.

Acıyan yürekleri yoktu ama acımayan dilleri ve nefisleri vardı.

Nefes nefese insanlık.

Nefsin karanlığı bir yandan insanlığın hikmeti ve Rabbin nimeti bir yandan.

Askıda ne çok şey en çok da ekmek!

Ne de olsa evine ekmek götüremeyen insanlar vardı ve diğer yanda kaç taşlı ise taktıkları yüzükler üstelik vergisini bile ödemedikleri ziynetleri.

Bilemediler asla da bilemeyeceklerdi ziynetin ne anlama geldiğini.

Ve şair ve kalemi…

Biledi sabırla bilediği aylardan beri küs olduğu kalemini.

Ama bilemediği şeyler de vardı ama aldırmadı: havale etti Rabbine.

Yazılacakları vardı kelamın erbabı olmayı diledi insanın da kâmili olmayı iyi de neydi ki cüssesi neydi ki yetebildiği ve de yetemedikleri ama yetinmeyi çok iyi bilirdi çok da iyi bellemişti çünkü çok iyi bir hocası vardı şairin.

Heceler hafızada kayıtlı mademki beyni idi en büyük sermayesi şairin ve işte komut verdi istirahate çekilmiş olan beynin atıl nöronlarına çünkü biliyordu ki ne kadar çok çalışırsa ne çok öğrenirse beyni de ona itaat edecek ve kâinatta ne var ne yok depolayacaktı o gri hücrelere…

Ya, duyguları?

Çoktan gelim tüme varım:

Ah, endamlı yüreğe bir de taşanlar yürekten.

Sevdikçe büyüyordu yüreği ve yazdıkça…

Yaşadıkça daha çok bağlanıyordu Rabbine ve canı daha da yandıkça.

Birileri vardı birileri yoktu tıpkı her insan gibi ve var olmanın hiçliğinde sustu yokluğun hicretinde çağladı ve koşar adımlarla sevdikçe daha da yakınlaştı Rabbine.

Bir hocası vardı ki şairin nasıl da endamlı.

Bir şiarı vardı ki şairi Allah katında saklı.

Ruhu şeffaf.

Yürekse hangar gibi.

Ve heybesi ve bohçası bir de yamalı entarisi…

Nasıl dalga geçerlerdi ama yılmadı ama yok olmadı çünkü hiç kimse, kendinin kendisiyle dalga geçtiği kadar geçmezdi…

Hem insan bildikten sonra kendini.

Derli toplu içi ferah.

Hüzün yaksa da en derinini, şair saklı tutuyordu da hem tüm sevdiklerini ve de yitip gidenleri ne de olsa gidenlerin ardından yas ve gözyaşı değil umut ve dua idi makbul olan…

Sıfatlar ve de savrulan sıfatlar ve bazılarının öfke nöbetleri.

Şair usulca baktı sağına soluna ve yoluna dikti gözlerini rotasından ne sapmıştı ne de sapacaktı.

Sıfatsız olmayı seçse de insan durduk yere yalan yere insana yapıştırılan sıfatlar mademki doğru değildi hiç biri.

Hem onun en büyük sermayesi beyni idi:

Hani, birilerinin yok saydığı…

Ne de olsa duyguları idi prim yapan elbet yazdığı kadar da racon kesendi duygular kalemine katık ettiği…

Ya, şimdi?

İteledi her birini elbet yüreği yine büyüktü yine hatırşinas lakin beynini koydu önüne bir de şapkasını başına büyük gelen ama asıl onun yüreği idi sevmeyenlere kat ve kat büyük gelen ve haz etmedikleri.

Beynin atıl kapasitesi.

Sayısız nöron emre amade.

Ya, aşk?

Ya, şiirler?

Hepsini de tek tek koydu sıraya ama en öne beynini yerleştirdi.

Akıl akıldan üstün müydü peki?

Hani, şaire akıl verenler?

Ama tek güvencesi ve tek hocası vardı onun ve ona her şeyi ama her şeyi öğreten ve illa ki ona sadık kalacaktı.

Ve illa ki de sahip çıkacaktı neyi var neyi yok elbet aklına da kalemine de hayatına da…

Gülüm/sedi şair içindeki çocuğa gerçi onu rölantiye almıştı ama ve…

En güzel rengi diledi ve sahiplendi ve en güzel duyguları hele ki şairi insan yapan ve kendine bir o kadar insanlara sevdiren…

Ne miydi sırrı?

Elbette beyin gücü ama öncesinde iman gücü…

Ya, Allah dedi ve girişti işine gücüne elbet Rabbinin de izniyle…

 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 4
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Çünkü Çok İyi Bir Hocası Vardı Şairin

GÜLÜM ÇAMLISOY GÜLÜM ÇAMLISOY