Gözlerimiz Komşularımızı Arıyor
Ulaşılmaz mekânların içine dokuduğumuz
hayatlarımız var bizim.
Kilitlenmiş kapıların,
çekilmiş perdelerin ardına gizlenmiş,
her türlü paylaşıma paydos etmiş vaziyette
kendi içine sinmiş hayatları yaşıyoruz her birimiz.
Hiç kimsenin,
komşularımızın bile giremeyeceği,
iyi tasarlanmış evlerin içinde can sıkıntısından patlayan,
öfkesini televizyondan, bilgisayardan, cep telefonundan çıkaran
hayatlarımız var bizim.
Sözde hayatlar
İçin için gözyaşları döktüğümüz,
gözyaşlarımızı âdeta bir peçe gibi örten,
hıçkırıklarımızı duvarların ötesine vermeyen
boşluk mekânlarda hiç huzur bulmayan hayatlarımız var…
Komşunun tuzu, şekeri, yağı, soğanı gibi kavramları geride bıraktık.
Geride bıraktığımız onlar değildi sadece.
Onlarla birlikte komşularımızı ve komşuluğumuzu bıraktık.
Yaşadığımız mekâna anlam katan,
hayata rengini veren,
değerini hisseden komşularımızı
modern hayatın kaotik koşturmacası ile takas ettik.
Yeni hayat tarzımız
sadece kültürümüzün pek çok değerini çalıp götürmedi,
aynı zamanda,
kurguladığı şehir ve yerleşim tasarımları ile
komşularımızı da aldı bizden.
Komşumuz şimdi bir öteki değilse
bir yabancı ,o bir dışarıdaki…
Herhangi biri!
Onun bir tas çorbasına,
bir tabak irmiğine,
un helvasına hasretiz…
*
Biz komşuluk ilişkilerimizi
gittiğimiz, göçtüğümüz yerlere de götürdük.
Nereye gittiysek taşıdık
Anadolu’nun o eşsiz komşuluk kültürünü
tüm güzelliği, samimiliği ve saflığıyla.
Bir tas çorba, bir tabak irmik helvası ile
komşusunun kapısını çaldı insanımız.
Kendi yöresine has yaptığı yemeklerden
bir tas ikram etmeyi ihmal etmedi komşusuna.
Komşuda pişer bize de düşer deyişine halel getirmeksizin.
O ideal komşuluk kültürünü yaşatan annelerimiz babalarımız yaşlandı.
Annelerimiz yemek yapamaz oldu.
Sonra bizler büyüdük, evlendik
ve daha yüksek, asansörlü,
yüz-iki yüz ailenin oturduğu,
neredeyse küçük bir kasaba nüfusunu barındıran binalara taşındık.
Kapı komşumuza sadece asansörde ,
araba garajında denk gelir olduk.
Bayramlarda herkes tatilde
kimse kimsenin kapısını çalmıyor artık.
Gerçek” komşularımız vardı bizim
biz de başkaları için gerçek komşuyduk.
Komşuluk kavramının şanına yaraşır komşuluk ilişkimiz vardı.
*
Dünkü biz, bugünkü biz değiliz.
Yarınki hâlimiz de bugünkü hâlimiz olmayacak.
Bugünkü biz, yarınki bizden tanınmaz biçimde farklı olacak.
popüler kültür,
hayatın düz bir çizgi üzerinde akmasına izin vermiyor.
Sürekli kopuşlar var…
Hayatı devamlı surette bir şeylerden koparak,
bir şeyleri arkada bırakarak götürüyoruz.
Geçmişin komşuluk ilişkileri çok gerilerde kaldı.
Anadolu’da hâlâ pek çok yerde yaşadığına eminim.
büyükşehirlerin pek çok muhitinde
hele dev rezidansların bulunduğu bölgelerinde
böyle bir komşuluktan söz etmek mümkün değil.
Bizim için apartman komşumuz şimdilerde
öteki değilse bile bir yabancı
o bir dışarıdaki…
Hâlihazırda hatıralarımızdaki hiçbir şeye denk düşmeyen
bir hayatımız var bizim.
Muhkem, ses geçirmez duvarların içine ördüğümüz bir hayat
Kapıyı kapattıktan sonra
her şeye kulak tıkadığımız,
hiçbir şeyi görmediğimiz tekdüze bir hayat
*
Hayatın demir kafeslerine tıkılmış vaziyette
sürekli bir şeylerden koparak
istikrarsız bir geleceğe sürükleniyoruz.
Monoton mekânlarda parçalanmış,
darmadağın olmuş,
kendi içine çekilmiş vaziyette hayatın zorluklarını
komşusuz göğüsleme kaderine razı olduk.
Gözlerimiz komşularımızı ararken
kulaklarımız o sese hasret:
Bir bardak toz şeker var mı?
Bir zamanlar bırakın apartmanı,
sokağın bile birbirine bir bağlılık duygusu vardı.
Komşularımızı bizden alan modern hayat,
etrafımızda kusursuz bir görsel cümbüş duvarı ördü.
Bizim apartman komşularımız yok artık
Sokakta ne olup bittiğini,
başından ne geçtiğini dinlemeye tahammülü olmayan
modern bireyleriz artık.
kayıtsız bir güruha dönüştürüldük.
Kabahat biraz bizim dışımızdaysa biraz da bizde.
Çok katlı blokları,
komşularımızla örülü huzur mekânlarımıza tercih ettik.
İçyüzünü bilmediğimiz bir hayatın
dalgaları arasında
bakalım bizleri neler bekliyor?
redfer
Gözlerimiz Komşularımızı Arıyor başlıklı yazı redfer tarafından
18.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.