şairdi
zamanın ve mekânın dikişlerini kanatarak
eğilmiş kendi gölgesiyle konuşuyordu
ruhunu bir kurban gibi sunarak
"siz" diyordu
ey sonsuzluğun kalbimdeki  penceresi
siz ki hem sessizliğin şahı
hem de feryâdın ilk hecesi


öyle bir "siz" ki bu
kâinatın rahmi henüz hiçlikle hamileyken
tasdik edilen "evet'ten ve "belâ"dan gelen
varlığın o en çıplak uçurumuna yaslanmış "siz," diyerek
kendi benlik atlasını bin yerinden parçalamış


"siz" diyordu
gözbebeğimdeki o görünmez ışığın nakkaşısınız
müsaadenizle efendim
şu sûretler mezarlığını ateşe vereyim
sizin o tek ve mutlak olan cemâl’inize küllerimden bakayım.


gördüm ki şair konuştukça güneşler sönüp kalbine döküldü
gökler, bir kâğıt gibi yırtılıp mülkün üzerinden söküldü
"siz" diyordu,
ey her zerrede gizli olan
ey her şeyi kuşatan saray
sizin yanınızda nedir ki güneş
nedir ki toz toprak ve sema


sormuyordu "ben kimim"
çünkü "ben" kelimesi artık bir puttu
şair, o büyük "siz" nidasında kendi kimliğini unuttu
"lütfettiniz," diyordu
bu kesret rüyasından beni uyandırdınız
ben bir zerre idim
beni, koca bir ummanla yıkadınız


şairin göğsü yarılıp içinden bir kâinat bahçesi fışkırırken
melekler bile sustu
o muazzam "siz" hitabını dinlerken
"İstirahat buyurunuz," dedi
"ey yokken var olan
siz asıl ev sahibi
bense sizin kapınızda tozla karışıp kaybolan


şair "siz" dedikçe
mahlûkatın nefesi tek bir mızraba vuruldu
varlığın o büyük çarkı, bir anlık o nezaketle duruldu
anladım ki şair bir başkasına değil
kendi aslına secde ediyordu
"siz" diyerek, o daracık "ben" zindanından sonsuzluğa gidiyordu


kelimeler artık birer ateşten mızrak
birer nurdan sütundu
şair, Hakk’ın yeryüzündeki gölgesi
O’nun ezelî kanunuydu
"efendim," diyordu
siz hem şarapsınız hem kadeh hem de sâki
her şey helâk olup giderken
sadece sizin o ’siz’ deyişiniz bâki


ne bir arzu kalmıştı
ne de bir dünyalık tasa
şairin ruhu "siz" hitabıyla darmadağın olmuş bir masaydı


şairdi
yokluğun o muazzam tahtında bir gölgeye "siz" diyerek
aslında her şeyin tam ortasındaydı
dünya kaba bir gürültüyle savrulurken hırsın elinde,


o, vahdet’in o tek ve eşsiz "siz"ini
tespih yapıyordu dilinde




...
( Hayret Makamı başlıklı yazı RamazanBoran tarafından 21.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu