Beni bir kere dövdüler, çok suçluydum çünkü…
Hani az suçlu olsam, çok dövmezlerdi belki.
Beni bir kere dövdüler.
O gün bugündür,
Gecekonduyla aramız hiç yok,
Niye ölmedim diye bozuluyormuş bana çünkü…
Beni birkaç kez dövdüler aslında da,
O bir kere dövdüklerinden beri…
Dayaktan saymıyorum diğerlerini.
Maddi, manevi…
O bir kere dövdüklerinden beri beni,
Bir polis ve birçok polis müsveddeleri…
Çok akıllandım, çok.
Maddi, manevi…
Dayaktan saymıyorum ya diğerlerini…
Nasıl dövdüler ama…
Vurdular kafama kafama…
Ağrısını taa yüreğimde hissettim,
Sanki yer yarıldı yerin dibine girdim.
Maddi, manevi…
Birinin adı İlkay mıymış, bilmem neymiş.
Sahi hepsinin öğrensem de
Birçoğunun unuttum adlarını.
Demekki pek de önemli değillermiş…
Acı dediğin işte…
…geçiveriverir, geçiverir sonra da geçermiş.
Birinin adı İlkay mıymış, bilmem neymiş.
Biri bir hanımefendi…
Çok fazla macera aramaya yok ya hacet…
Nur yüzlüydü işte içlerinden diğer biri…
Neyse, kılıç çalmaya da yok hacet şimdi…
Adam karalamaya da…
Ama beni bir kere bir dövdüklerinden beri,
Dayağa çok karşıyım.
Hele ki manevi dayağa hepten karşıyım.
Biraz maddi…
Sonra da,
Manevi manevi dövdüler beni…
Ben olsam onlara kıyamazdım…
Onlar da kıyamadıklarından yaptılar, sahi.
Çünkü çok suçluydum.
Ama ben olsam kıyamazdım onlara hiç.
Ama ben olsam aslında kıyamazdım onlara hiç.
İlkay’a belki…
İlkay’a belki…
23 Ocak 2026