Allahın Rızasını Kazanmak İçin Hz Aliyi Öldürmek 2 Bölüm
40 Mealin 38’inde olmadığı halde iki mealde Maide suresinin 55. Ayeti şöyle manalandırılmıştı:
‘’Sizin veliniz evvel Allah, sonra Resulü, sonra o iman etmiş olanlardır ki namaza devam ederler ve rükû’ halinde zekât verirler. ‘’
Evet, rükudayken zekat veren birinden bahsediliyordu bu meallerde. Ancak hemen belirtelim Ahmet Hulusi de Elmalılı Hamdi Yazır da kendi kafalarından uydurmuyorlardı zira bu ‘’ rüku halinde zekat verirler ‘’ olayı Taberi’nin Cami ül Beyan adlı eserinde de Razî’nin Mefâtîhu’i-Ğayb adlı eserinde de ve daha pek çok kaynakta var olan bir şeydi.
O halde gelin bu olayın hikayesini o kaynakların bize aktardığı şekliyle ele alalım.
Bahsini ettiğimiz kaynaklarda Peygamber sahabelerinden Ebuzer, yemin ederek anlatır:
‘’ Bir gün Hz. Ali mescitte namaz kılarken yanına bir yoksul geldi ve Hz. Ali’nin namaz kıldığını gördüğü halde ondan sadaka diledi. Hz. Ali o sırada rükudaydı. Parmağını kaldırdı ve parmağındaki yüzüğü işaret etti. Dilenci, Hz. Ali rükudayken, parmağındaki yüzüğü aldı. Bunu Hz. Peygamber (S.A.S) de görmüştü ve ellerini açıp Allah’a dua etti ‘’ Ey Allah’ım Musa’yı nasıl ki kardeşi Harun ile güçlü kıldıysan beni de Ali ile güçlü kıl’’ dedi. İşte o anda da Maide Suresinin 55. Ayeti ayeti nazil oldu: ‘’Sizin veliniz evvel Allah, sonra Resulü, sonra o iman etmiş olanlardır ki namaza devam ederler ve rükû’ halinde zekât verirler. ‘’
Sizin veliniz---Sizin halifeniz---rüku halinde zekat verir---
Rüku halinde zekat veren Hz. Ali’dir. Sizin veliniz yani halifeniz Hz. Ali’dir.
Evet, Kur’an’ı bir efsane ya da hikayeye dayanarak yorumlayanlara göre( Mesela Abdurrahman İbni Mülcem’e göre) Allah, Kur’an-ı Kerimde açık açık Hz. Ali’nin, Hz. Muhammed’den sonraki halife olduğunu söylemiş olduğu halde Hz. Ali, Amr İbnü’l As’ın teşviki, Muaviye’nin teklifi ile bu halifelik mevzuunun hakemlere tevdi edilmesini kabul etmiş, böylece Allah’ın hükmünden şüpheye düştüğü için kafir olmuştu(hâşâ)
Öte taraftan hakemler olayı halifelik mevzuunu çözeceğine tam tersine iyice çıkmaza sokmuş, İslam dünyası parça parça bölünmüştü.
Evet, hakemler olayına döneceğim tekrar ama şu Abdurrahman İbni Mülcem’i biraz daha tanıyalım.
***
‘’Ey Ali ! Sen her türlü ayıptan ve şüpheden uzaksın. Sen dost ve düşmana cömertsin. Sen Aslan’ın çocuğusun.
Sen eski ve gelecek bütün fenleri bilensin. Cesur ve meşhursun. Ey Peygamber (s.a.s)’in vasisi,seni bu makama Allah-u Teala seçti. Her türlü fazlını Kur’ân’da sana verdi.’’
Hz. Ali’nin yanındaki Müslümanlar, göz yaşları ile dinlemekteydiler bu orta yaşı çoktan aşmış kişinin sözlerini. Bu nasıl bir Ali sevgisi, bu nasıl bir Ehl-i Beyt sevdasıydı böyle? İçlerinden hiç biri Ali’yi bu kadar güzel cümlelerle övemezdi. ‘’ Maşallah, Sühanallah, Barekallah’’ Diyerek ve gıpta ile bakıyorlardı o kişiye. Hz. Ali ise sadece hafifçe tebessüm ediyordu.
Daha sonra hafifçe doğruldu Hz. Ali
‘’Ben sana nasihat ediyorum zahiri dostluktan; Gizlide ise bana düşman olmaktan.’’ Dedi.
Herkes şaşırmıştı. Zira Hz. Ali bu kişiye ‘’ Senin dostluğun sadece görüntü. Sen aslında bana düşmansın’’ Diyordu.
Adam da şaşırmıştı. Ona olan sevgisinden zerre kadar şüphesi yokken nasıl olur da Ali onun için ‘’Sen benim düşmanımsın’’ Derdi.
Hz. Ali elbette ki bir şeyler biliyor, o sebeple böyle konuşuyordu. Çünkü Resulullah hayattayken Ehl-i Beytini
tüm Müslümanlara emanet ettiği halde kendi ölümünden sonra onların başına gelecekleri tek tek söylemişti.
Ali için ‘’ Sakalını senin kanınla ıslatacak’’ Diye tam karşısında oturup şimdi ona methiyeler düzen kişiyi yani Abdurrahman İbni Mülcem’i işaret etmişti.
Abdurrahman İbn-i Mülcem elini alnında gezdirdi. Secde etmekten nasır bağlamıştı alnı. Avuçları, dizleri hep nasır bağlamıştı secde etmekten. Hayretle sordu.
-Ben mi? Ben mi seni öldüreceğim? Bu nasıl olur ya Ali ! Madem ki öyle bir şüphe var, o halde öldür beni.
Abdurrahman İbni Mülcem ‘’ Ya Ali ! Öyle bir şüphe varsa öldür beni’’ Derken gerçekten de son derece samimiydi. Sözlerinde en ufak bir riya yoktu.
Hz. Ali sustu önce
İbn-i Mülcem tekrar etti
- O halde emret de beni öldürsünler.
Sahabeler ayağa kalmışlar onlar da ‘’ Evet. Madem ki sana düşman, madem ki seni öldürecek, o halde ondan önce biz onu öldürelim ‘’ Dediler.
Hz. Ali gayet munis bir edayla:
- Bu mümkün değildir. Dinim cinayetten önce kısasa izin vermez. Benim ilmim senin beni öldüreceğini beyan ediyor. Ama dinin hükümleri zahiri amellerle ilgilidir. Senden henüz bir şey görmediğim için şer’i açıdan sana bir şey yapamam.”
Gerçekten de Hz. Ali, 661 senesinin Ramazan ayının 19. Günü Müslümanlara namaz kıldırmak için mescide giderken ( ya da bazı rivayetlere göre namaz kıldırırken) arkasından ‘’ Hüküm yalnızca Allah’a mahsustur Ya Ali ‘’ diye bir haykırış duydu ve hemen peşinden Abdurrahman İbni Mülcem’in zehirli kılıcı, aynen Hz. Peygamber’in dediği gibi beyaz sakallarını al kana boyamıştı. Sadece iki gün sonra hem bu kılıç darbesinin hem de kılıcın ucuna sürülmüş zehrin etkisiyle hayata gözlerini yumdu.
****
Peki İslam dünyasının parça parça bölünmesine, dolayısıyla da Hz. Ali’nin öldürülmesine sebep olan Hakemler Olayı nasıl bir şeydi?
Onu da gelecek bölümde anlatalım inşallah.
FOTOĞRAF: Hz. Ali, Kufe Mescidindeki bu mihrapta yaralandı, iki gün sonra da şehid oldu.
Allahın Rızasını Kazanmak İçin Hz Aliyi Öldürmek 2 Bölüm başlıklı yazı Sami Biber tarafından
25.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.