Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Biz Bu Batının Nesine Özendik Allah Aşkına

Biz Bu Batının Nesine Özendik Allah Aşkına



-Hocaaaaaamm.  Biz  dünyada  o  kadar  çok  devlet  varken  neden  İsviçre’nin  Medeni  Kanununu  örnek  aldık?

-Evladım,  kitabında  yazıyor  ya.  Okumadın  mı?

-Okudum  da  kafam  almadı  hocam.  Bir  de  siz  anlatsanız.

-İyi  anlatayım  madem.  Bu  arada  konuyu  anlamayanlar  iyi  dinlesinler.  Herkes  beni  dinliyor  değil  mi?

-Eveeeetttt.

-Çocuklar  İsviçre  Medeni  Kanunu  Avrupa’daki  Medeni  Kanunların  en  yenisiydi,  en  çağdaşıydı.  Diğer  ülkelerin  medeni  kanunlarındaki eksiklikler  İsviçre  Medeni  kanununda  giderilmişti,  en  önemlisi  de  İsviçre Medeni  Kanunu  Türk  Milletinin  tabiat  ve  şiarına  en  uygun  medeni  kanundu. ( Böyle   ezberlettirilmişti.  Böyle  anlatmalıydık, böyle  anlatıyorduk. )

-Hocaaaaammmmm

-Ne  var  Hüsnü?  Yine  neyi  anlamadın ?

-Hocam,  tabiat  ve  şiar  ne  demek.

‘’  Tabiat  doğa  demekti  de  şiar  neydi ?  Hay  Allah’ım  ya  durdu  kafa.’’ 

-Şeyyy.  Yani  huyuna  suyuna…  Türk  Milletinin  huyuna  suyuna  en  uygun  medeni  kanun  İsviçre  Medeni  Kanunu  olduğu  için  onu  örnek  almışız.

- Hocaaaammmmm

-Buyur  Nihal

-Hocam,  kitapta  diyor  ki  İsviçre  Medeni  Kanununda  kadınlara  oldukça  geniş  haklar  tanınıyordu. 

-Hımmm,  kitap  öyle  diyorsa  öyledir.

-Bunlar  ne  gibi  haklar  hocam?

-Mmmm  muasır  haklar

-Yani?

-Yani  medeni  haklar

-Nasıl  yani?

-Yahu  çağdaş  haklar  işte

-Çağdaş  derken?

-Ohooooo  çağdaşı  da ben  öğreteceksem  yandı  gülüm  keten  helva.  Yani  kızım öncelikle  İsviçre Medeni  Kanununa  sonra da  o  kanundan  ilhamla  bizim yaptığımız  medeni  kanuna  göre  bir  erkek  birden  fazla  kadınla  evlenemiyor.  Yasak. İşte  çağdaşlık  bu.

- Hocaaaaaaam.

-Evet  Seyfettin  söyle.

-Bu  medeni  kanun  bir  erkeğin  birden  fazla  kadınla  aşk  yaşamasını, düzeyli  ve  seviyeli  ilişkiler  kurmasını  da  yasaklıyor  mu?

-Ne  münasebet.  Devlet,  insanların  özel  hayatlarına  karışmaz.

-Hocaaaammmmmm

-Buyur  Sema

-Hocam,  gecen  internette  okudum.  Kadınlara seçme-seçilme hakkı; Fransa’da 1944, Japonya’da 1945, Çin’de 1949, İsviçre’de 1971 yılında  verilmiş.  Türkiye’de  ise  1934’de  verilmiş.

‘’Canın  çıkmasın  e  mi  Sema.  Akranların  internete  oyun  oynamak  ya  da  sevgili  bulmak için  girerken  sen  böyle  konuları  mı  araştırıyorsun?  Sana  ne  ulan  kim  ne  zaman  seçme  ve  seçilme  hakkı  vermiş.’’

-Öyledir  mutlaka  da  sen  nereye  varmak  istiyorsun?

-Hocam,  İsviçre  kadınlara  seçme  ve  seçilme  hakkı  veren  en  son  ülke  iken ve  biz kadınlara  seçme  ve  seçilme  hakkını  İsviçre’den  çok  daha  önce  vermişken nasıl  olmuş  da İsviçre  Medeni  Kanununu  kadınlara  en  fazla  hak  sağlayan  medeni  kanun  olduğu  için  almışız?

‘’Aha  da  sı.tık.  Haydi  şimdi  gel  de  bu  soruya  cevap  ver’’

-Evet, gerçekten  de  biz kadınlara  seçme  ve  seçilme  hakkını  Fransa’dan  da,  İsviçre’den de  önce  vermişsek İsviçre  Medeni Kanununun  neresini  beğenmişiz  de  olduğu  gibi  almışız?

-Hocam  ben  de  onu  soruyorum.  Nesini,  neresini  beğenmişiz?

-Güzel  soru.  Al  sana  bir  proje  ödevi.  Bu  konuyu  araştırıyorsun  ve  gelecek  ders  arkadaşlarına  sunum  yapıyorsun  tamam  mı?

‘’Ulan  bu  proje  olayını  kim  çıkarttıysa  Allah  razı  olsun.  Böyle  ahiret  sorularından  iyi  yırtıyoruz. ‘’

-Hocaaaaaammnmmm.

-Söyle  Avni.

-Hocam,  Kral  neden  çıplak?

-Hangi  kral?  Nerenin  kralı?

-Pardon  hocam  Kral  dedim.  İsviçre’nin  Ant  Dağlarında  yaşayan  Heidi’nin  ayakları  neden  çıplak? 

-Aaaa  öyle  miymiş?  Yüzlerce  kez  seyrettim  o  çizgi  filmi,  hiç  dikkatimi  çekmedi. Ama  o  kızcağızın  kışın  ortasında  bile  hem  de  İsviçre  Ant’larında  hep  kısa  kollu  dolaşması  dikkatimi  çekerdi.

-Hocaaam  şimdi  sen ‘’  Avni,  bu  konuyu  da  sana  proje  ödevi  olarak  verdim ‘’ diye  bana  kakalarsın.  Sen  bana  ödev  olarak  vermeden  önce  ben  sana  ödev  olarak  veriyorum.  Heidi’nin  ayakları  neden  çıplak  ve  biz  İsviçre  Medeni  Kanununun  nesini  kendi  tabiat  ve  şiarımıza  en  uygun  medeni  kanun olarak  görüp kabul  etmişiz?

-Vay  be..  Hocaya  ödev  ha?  Peki  öyle  olsun. Şimdi  zil  çalmak  üzere,  gelecek  hafta  anlatırım.   

****
Ertesi  Hafta.

****

Dersimiz  T.C.İnkılap  Tarihi  ve  Atatürkçülük
Konu:  Türk  Medeni  Kanununun  kabul  edilişi.

- Evet  çocuklar  Bugün  Türk  Medeni  Kanunu  kabul  ederken  neden  İsviçre  Medeni  Kanununu  örnek  aldık  onu  anlatacaktık  değil  mi?  Ana  hatlarıyla  kim  özetler?

-Hocam  ben

-Aferin  Beyza.  Başla  bakalım.

-

*İsviçre  Medeni  Kanunu  Avrupa’daki  en  son  medeni  kanundu  o  sebeple
*İsviçre  Medeni  Kanunu  kadınlara  oldukça  geniş  haklar  tanıyordu. Mesela  artık  kadın da  kocasını  boşayabiliyordu.  Kadın  istediği  işte  çalışabiliyordu. Kadın  da  mirastan  pay  alıyordu.
*İsviçre Medeni Kanunu,  Türk  Milletinin  huyuna  suyuna  en  uygun  medeni  kanundu. (  O  da  benden  duyduklarını, kitabının  yazdıklarını  yani  ezberlediklerini  sayıyor. )

- Hocaaaammmm Heidi’nin  ayakları  neden  çıplak  onu  anlatacaktınız.

-Heidi’nin  ayakları  çıplaktır  çünkü

Avrupa’nın  en  çağdaş,  en  medeni  ülkesi(!)  olan  İsviçre’de  1981 yılına  kadar 
boşanan ailelerin çocukları, yoksul ailelerin çocukları, yetim veya öksüz çocuklar, anne veya babası cezaevine girmiş çocuklar  ve suç işlemiş çocuklar,  kiliseler  tarafından  toplanıyor,  yine  kiliseler  tarafından özelliklere  çiftliklere  dağıtılıyor  ve  buralarda  boğaz  tokluğuna  hayvan  gibi  çalıştırılıyorlardı.  İşin  ironik  tarafı  da  bu  çocuklara  ‘’Kurtarılmış  çocuklar’’  denmesiydi. 

Bu  çocukların   diğer  çocuklardan  ayırt  edilmesi  için yaz  kış  ayakkabısız  dolaşırlardı.  Heidi’nin  yazarı  Johanna  Spyri  işte  bu  soruna  dikkat  çekmek  istemiş  ama ne  yazık  ki  öldüğü  1901  tarihinde 
 Verdingkinder  yani  ‘’Sözleşmeli  Çocuk  ‘’  Uygulaması  halen  devam  etmekte  ve  İsviçre  bizzat  kendi  vatandaşları  olan  14  yaş  altı  bir  takım  çocuklara  köle  muamelesi  yapmaktaydı.

Bu  çocukların  işkenceden  cinsel  istismara  kadar  her  türlü  kötü  muameleye  uğradıklarını  da  ayrıca  söylemeliyim.

- Hocaaaaaam

- Buyur  Hülya

-Peki aynı  yıllarda  Osmanlı Devleti’nde 
boşanan ailelerin çocukları, yoksul ailelerin çocukları, yetim veya öksüz çocuklar, anne veya babası cezaevine girmiş çocuklar  ve suç işlemiş çocuklara  nasıl  davranılıyordu?

-İsviçre  1912  Yılında Medeni  Kanununu  yapıp  ama  aynı  anda kendi çocuklarına  köle muamelesi yaparken,  Osmanlı  Devleti  1914  yılından  başlayarak  memleketin  pek  çok  yerinde  Dar’ül  Eytamlar  (  Yetimler  Evi )  kurdurdu  ve buralarda  bahsini  ettiğin  çocuklara barınma, beslenme ve  okuma imkanı  sağladı.  Ayrıca  çok  daha  önce  1863’de  Darü’şşafaka adlı parasız  yatılı  okul kurulmuştu  ve  çocuklara  hizmet  ediyordu.


-Batı’nın  en  medeni  devleti  İsviçre’yse  en  medeni  olmayan  devleti  nasıldır  hocam?

- Anlatayım  Mustafa: En  medeni  olmayanı,  adına  din  savaşı  der,  Haçlı  Seferi  der,  gelir  Antakya  önlerine  Müslüman  öldürür,  daha  sonra  aç  kalır;  öldürdüğü  Müslümanları  pişirir  yer.   

-Eeee  o  zaman  biz  bu  yamyamların,  bu  çocuk düşmanlarının  nesine  özenmiş  de  onların  medeni  kanununu  almışız.

-Çocuklar !  Onların  medeni  kanunlarını  olduğu  gibi  almadık  ki.  Üzerinde  pek  çok  değişiklik  yapıp  kendimize  göre düzenledik.

‘’  Yok,  şimdi  desem  ki  İsviçre  Medeni  Kanunu  forma  forma  Fransızca  bilen  milletvekillerine  verildi,  onlar  da  bildikleri  Fransızcalarıyla  okuyup  Türkçeye  çevirdiler,  daha  sonra  da  üzerinde  ciddi  bir  tartışma  olmadan  olduğu  gibi  kabul  edildi’’,  evet  adeta  yangından  mal  kaçırırcasına  kabul  edildiğini söylesem al  başına  belayı.  Vallahi  bin  tane  soru  sorarlar.  Hangi  birine  cevap  verirsin?

Evet  o  gün  yani  17  Şubat  1926’da  Adliye  Vekili  Mahmut  Esat  Bozkurt  aynen  şöyle  diyordu:

‘’
Arkadaşlar! Dokuz yüz küsur maddeyi ihtiva eden kanun-u medenimizin( medeni  kanunumuzun )  en mühim aksamını(  kısımlarını )  bilhassa aile teşkilâtı, tesisat faslı, miras mesaili ve aynî haklar teşkil etmektedir’’

900  Küsur  madde…

Geleceğin  İçişleri  Bakanı Şükrü  Kaya ‘’  Adliye  encümeni  Medeni  Kanunumuzu  uzun  uzun  inceledi.  Ayrıca tek  tek  maddeler  üzerinde  konuşmaya  gerek  yok ‘’ mealinde  bir  konuşma  yapınca  bahsi  geçen  900  küsur  madde  üzerinde  tek  tek  tartışma,  görüş  bildirimi  filan  olmadı  hepsi  için  birden  ‘’  Kabul  edenler-  reddedenler’’  dendi;  cem-i  cümle kanun,  cemi-i cümle  mebuslar  tarafından  kabul  edildi.

Mebuslarımız  yani  milletimizin  vekilleri  Heidi’nin  ayaklarını  çıplak  bırakan İsviçre’nin  nesini  beğenmişti  de  onun  medeni  kanununu  örnek  almıştı?  İşte  bunu ben  hiç  bir  zaman  anlayamadığım  için  öğrencilerime  de  anlatamadım. 

 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 14
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Biz Bu Batının Nesine Özendik Allah Aşkına

Biz Bu Batının Nesine Özendik Allah Aşkına

Sami  Biber Sami Biber