Müzmin bir rengim: b/ağrı açık
yaldızlı yollarda değildir de sürgün edildiğim sadece bir Yıldız sadece kaymayı
erteleyen ve debdebeli masallarda değil hayatın gerçekleri ile dans eden…
Kefil olduğum kadar da temiz ruhum:
Kâh askıda ekmek kâh askıda sevgi gel
gör ki bayatlamakta da her biri…
Ah, be muallim bir de azığa aldın mı
o temiz yüreğini…
Hamt ettim.
Sevdim de gel gör ki kimine göre halt
ettim.
Bir sevdim pir sevdim: hayır, hayır,
ben çapkın bir kuş değilim ve insanları ayırt etmeden öyle de kolay sevebilirim
ki…
Raks ettim duygularla:
Kâfir idi çalgısı çıngısı kâfir idi
göğün yerin tek Tanrısı gel gör ki ağzından da düşmez iken Allah ve ne zaman
zikretsem güzellikleri ne zaman dem vursam maneviyattan yana ve işte topa tutmaz
mı beni:
‘’Vay, hocanım yine başladın
bakıyorum destan yazmaya!’’
Şenlikli ruhum çünkü şah damarımla
yaşıyorum beni yaşatanla bana şah damarımdan da yakın olanla.
Belki de dile getiremiyorum bazı
hislerimi çünkü buna mecburum ne de olsa emir büyük yerden.
Şimdi sorsalar bana latife yapıp
yapmadığımı…
Yoksa Latife Hanım mı demeliyim
içimdeki Çalıkuşuna ya da Sindirella pabucunun peşinden de koştu mu…
İyi de benim umurumda bile değil
ayağımdan çıkan ayakkabı.
Umurumda değil şan şöhret.
Umurumda olan şeyler elbet ilk sırada
önceliğim en başta:
Taşıdığım ismim, soyağacım ve iç
güzelliğim.
Elbet sahip olduklarım bunlarla da
sınırlı değil:
Ne aklı evvelim ne de sonradan görme
ve sahip çıktığım kadar da baba yadigârı ilkelerime ve babadan miras ne
kaldıysa maddi manevi anlamda zırnık da koklatmam hani iblise ve eşrafına.
Şimdimle mülayim.
Dünümde iken de ikbalim.
Bense yere göğe sığamam mademki rotam
belli mademki Rabbim bana:
‘’Yürü, kulum’’ dedi.
Hızmam da yok hazırda bir olmazım da
çünkü ben sadece Allah’ımdan istedim bir ömür mademki rızkımı veren de O…
Hidayetin eşiği.
Kimine gör paranın beşiği.
Bense hamt ettiğim kadar yırtıcı bir
kuşum artık ve hangi zalimse üstü örtülü methiyelerini nasıl ki zehirle suladı
büyüttü isyanın ve inkârını ve iftira atmaktan da geri durmadığı kadar…
Makam büyük.
Makam belli.
Radarına girdi mi duyguların hele ki
renkleri kirletmeye de meyletti mi elbet adalet iş başında İlahi Adalet ve
nasıl ki kanunun kestiği parmak acımaz…
Sözcüklerim ne kirli ne kinli ne de
sıradan ne de yalan.
Rengim en baştan belli üstüme
sıçrayan çamur ne ki, elimin kiri sabunla yıkadıktan sonra da çıkıyor mademki…
İçtimada her şey.
İtirazda yalanlar.
İsyanda zalim.
İnkârı ne mümkün ya da itirafı hangi
ağızdan?
Yerin göğün tek Muktediri ve en
Müstesnası iken de yüce Yaratan ve eli işte gözü de oynaşta olmadı mı insanın
hele ki yüreği ile yaşayıp tüm beyni ile de tek tek farkında gerçeklerin ve
sorgularken da sunduğu ne ise yalanların ve insanların…
Ne kayıp.
Ne de geç.
Ne sahte.
Ne de hayal ürünü.
Yaşadığım kadar da yaşattığım
doğruların ve de tüm inancın da Müridi iken elbet pekişen aşkımın tek
kıvılcımından doğan tüm ihtişamı ile gerçeklerin ve hayallerin gerçek olmaya
kanat açtığı o büyülü dünyasında umudun ve en güzelini de sana nasip ederken yüce
Mevla…
O halde!
Korkmuyorum ve ben buradayım:
Kaçmadığım kadar gerçeklerden ve
savunduğum her sözün ve ettiğim her yeminin de arkasındayım mademki insan
olarak geldim dünyaya ve mademki insan kalmaya da baş koydum…
Yazarın
Önceki Yazısı