Mefâ’îlün / Mefâ’îlün / Mefâ’îlün / Mefâ’îlün
*
Dün akşam tâ seher feryâd edip bî-hâb ü zâr oldum,
Firâkın tîği ey dilber, hayâtım zîr ü zeber eylerdi.
Ayandın her seher vaktinde bir nûrun hayâlinde,
Gönül bir "Lâ-havle" mescididir ki gamla devreylerdi.
Sen ol aslındasın nûrun, biziz gölge bu âlemde,
Ayırmak gölgeyi aslından, ancak cehli teshireylerdi.
Gölge gâh nûra hem-râhtır, gâh onda fenâ bulur,
Visâlin lezzeti her bir vücûdu şems-i enver eylerdi.
Müsebbibdir o nûr elbet, sebepler gölgesidir hep,
Cihânın kaydı "Hakk" derse, ademden halkı zâhir eylerdi.
Vücûdun aynadır Hakka, sebep nûrundadır gizli,
Müsebbib zâtını görmek, silinmiş kalbe seyreylerdi.
Feda olsun bu can yolunda, erisin yokluğa varsın,
Senin ömrün uzadıkça, saâdet mülkü devreylerdi.
Bugün de benden ayrı kalırsan sabrım tükenmiş bil,
Yıkılmış gönlümün hali, cihânı dîde-ter eylerdi.
Tutup nûrun eteğinden çeker Mevlâ’ya ol gölge,
Bu şevk u iştiyâk hali, adem mülkün münevver eylerdi.
Açılmış perde-i hikmet, sebeple nûr bir olmuş,
Bu vahdet aynasın görmek, kederden canı hür eylerdi.
Bu aşkın kıssası bitmez, tükenmez sözle ey cânım,
Gölge nûra kavuşunca, cihân sırrın beyân eylerdi.
Ziyâ-yı rûyun ey mâhım, cihânı rûşen eylerdi,
Dün akşam nâ-bedîd oldun, karanlık canı neylerdi?
Gönül bir siper etmiş rûyunun envârını dâim,
Erir pervâne-veş aşkınla, vuslat mülkü hayreylerdi.
Nere teşrif buyurdun, hangi iklimde otağın var?
Güzellik nerde soyunsa, saâdet orda peyderdi.
Sükût et artık ey âşık, bu nûr-u sırrı fâş etme,
Güneş doğunca zâten gölge aslına ricâ eylerdi.
redfer