Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Oysa Engin Denizin Rengi Değil Miydi Mavi

Oysa Engin Denizin Rengi Değil Miydi Mavi

Oysa engin denizin fıtratı değil miydi mavi? 
Neden bu beton basamaklar şimdi göğün matemine boyalı? 
Yaz yağmuru, hoyrat bir veda gibi düşerken eğri taşlara, 
Güneşin süzülen ışığı, o parlak maviye inat 
Daha koyu, daha sağır gölgeler emziriyor 
Küçük elleriyle toprağı dost kılan bir çocuk... 

Islağı kuruya, balçığı rüyaya karıyor sessizce. 
Lüle saçlarına bulaşan çamur, çocukluğun nişanı; 
Yoğurduğu her zerre, 
şekerleme tadında bir hayal krallığı. 
Bir mağaza dolusu oyuncağı var artık 
Sınırı olmayan, kırılmayan 
ve topraktan 

Annesinin şefkatli sularında durulanınca o küçük ten, 
Yorgunluğunu uykunun kadife kollarına emanet eder. 
Ve bir seher vakti, 
hakikatle düşün el sıkıştığı o ince çizgide, 
Mavi gözlerini aralar çocuk; 
Karşısında plastikten değil, 
mucizeden örülmüş bir yüz: 
İlk oyuncak bebek, 
ilk somut rüya.

Bir kelebek havalanır 
göğüs kafesinin tenha bahçelerinde, 
Ruhu özgür, kalbi bir kuş kanadı gibi 
telaşlı ve ürkek. 
Fakat hayat, "paylaşmak" denen o ağır 
ve ince imtihanla gelir; 
Misafirliğin, emanetin ve çocukça mahcubiyetin 
o dar köprüsünde. 
"Geri getirirse..." derken yutkunan bir yürek, 
Düşlerini ödünç verir Nilgün’ün meçhule giden ellerine.

*

Günler geçer, 
bekleyiş bir kor gibi büyür içindeki kuyularda, 
Dünya küçülürken, 
Sevgi’nin gözbebekleri ufka sığmaz olur. 
Kapıya koşar, 
rüzgârda salınan şımarık bir yaprak gibi, 
Umut, bir bayram sabahı kadar taze 
ve maşuktur yüzünde. 
"Bebeğim nerede?" diye sorar; 

Cevap, bir ateşin harlı nefesi gibi 
kül eder bütün mevsimleri
Salça kazanlarının altında can çekişen o kızıl ateş, 
Sadece bir bebeği değil, 
bir çocuğun ilk mutlak inancını yutar. 
"Nasıl?" der Sevgi, 
sadece beş harf, 
bin yıllık bir sükût... 
Nasıl ?

Dili damağına dolanır, 
kelimeler boğazında birer cam kırığı. 
Plastik bir gövde tarlada isli bir duman olup 
göğe savrulurken, 
Sevgi; kaybın o buzul nefesini, 
hayallerin nasıl yitebileceğini öğrenir.

Öğrenir ki; 
bazen gökyüzü alabildiğine mavi kalsa da, 
Yeryüzünde her rüya kendi ateşiyle sınanır. 
Artık ne çamur şekerleme tadındadır 
ne yağmur hoş sedalı...
 
Sevgi, isli bir elin tersiyle 
yüzüne düşen saçlarını iterken, 
Anlar ki; bazı vedaların geri dönüşü, 
bazı gidenlerin yeri yoktur. 

*

Ve o gün, 
merdiven basamaklarındaki gölge 
ebediyen yerleşir gözlerine; 
Sevgi artık sadece bir isim, 
bir çocuk değil, 
Kendi külünden doğamayan, 
kırık bir kanadın sessiz ağıtıdır.

Sevgi kimdir, 
sevgi nedir?
Sevgi kaybetmek nedir, 
yürek nasıl kor olur, 
hayâller nasıl yiter, öğrenecekti. 
Ama o çocuktu işte, 
kaybetmenin soğuk uğultusu, 
kulakları sağır eden bir korkunun çığlığıydı 
belki de…

redfer


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Oysa Engin Denizin Rengi Değil Miydi Mavi

Oysa Engin Denizin Rengi Değil Miydi Mavi

redfer redfer