COĞRAFYA DEĞİL KÜLTÜR KADERDİR.
Son on yılların meşhur
bir cümlesi de biliyorsunuz: “Coğrafya kaderdir.” Cümlesidir. Coğrafya yaşanılan
yerdir, bölgedir. Bu cümleye tamam dersek bazı gerçekleri inkar etmiş olmaz mıyız?
Atalarımız Orta Asya’dan
Anadolu’ya geldiklerinde coğrafya değişti. Ama kimlikleri değişmedi. Anadolu’dan
Avrupa’ya geçtiklerinde coğrafyaları değişti. Ama kimlikleri değişmedi.
Anatolia’ya Anadolu yapan atalarımızın kültürüydü. Mesela atalarımız gerek
Anadolu’da gerekse balkanlarda fethettikleri yerlerde yerli halka katliam
yapmadılar. O tarihlerde Avrupa’da böyle bir gelenek vardı: Savaşla alınan
yerlerdeki insanların canı malı ve ırzı Yöneticiye aitti. Hoca Firuz Bey/Paşa
1392 yılında Vidin kalesini fethetti ve her hangi bir katliam yapmadı. 100
kişilik bir müfreze bırakıp geri döndü. Vidin kalesi Fetret devrinde Macarlar
tarafından alınınca kaledeki müfreze Macarlar tarafından katledildi. 1350- 1400
arasında Avrupa’nın büyük bölümü Osmanlı orduları tarafından fethedilmişti ve yerli
halka hiçbir şekilde katliam yapılmadı. 1820 li yıllardaki bulgar ve yunan
isyanlarında tam bir yıkım ve katliam yaşandı. Atalarımız Müslüman oldukları
için için katledildiler. Arşivler yakıldı. Avrupalılar da kültürlerinin
gereğini yaptılar. Atalarımız o coğrafyanın gereğini yapsalardı bu gün Bulgaristan,
Yunanistan, Sırbistan ve Arnavutluk adında devletler, insanlar ve diller olmazdı.
The Dirty On Clean
kitabının yazarı Catherin Ashenburg’a göre “ Ne yazık ki Müslümanların hamam ve temizlenme geleneği İspanya’da
yerleşemedi. Bunun sebeplerinden biri, İspanyolların Müslümanlardan pek
hoşlanmaması ve onları taklit etmek istememesiydi. Endülüs Emevi devletinin
yıkılmasından sonra İspanya’daki Müslüman hamamlarının tamamı ya yıkıldı veya
kaderine terk edildi.” (Derin Tarih Dergisi
2015)
Hafızamda başka bir konu
daha var. Yıllar önce, çalıştığım köydeki kütüphane de Türk Edebiyatı
dergilerinin birinde okumuştum. Yüz yıllar önce Hollanda’da şöyle bir gelenek
varmış: Eve ağır bir misafir geldiğinde, evin hanımı veya kızları misafire
ikram edilirmiş. Bir gelenek olarak bunu yapmayanlar ayıplanırmış.
Tarihçi Yılmaz Öztuna bir
makalesinde 1919 yılında bir Hollandalı ve bir ingilizin dünya nüfusunun % 10
unu sömürdüğünü yazdı.
Cengiz Han Orta Asyalı’ydı.
Yaşadığı dönemde dünya nüfusunun % 10 unu (40 milyon) katletmişti. Bunların
içinde çok sayıda Müslüman vardı. İlhanlı bürokratı Hamdullah Müstevfiyi
Kazvini’ye göre: “Dünya eğer bin yıl hiç zarar
görmeden kalsa Moğol istilasının zararlarını telafi etmek ve vaziyeti eski
haline getirmek mümkün olmayacaktır.” (Osman Özgüdenli Yedikıta dergisi Mart 2015)
Cengiz
Han’ın torunu Gazan Mahmud Han ise devasa bir külliye inşa ettirmişti. (Şenbi Gazan)
SON SÖZ COĞRAFYA DEĞİL
KÜLTÜR KADERDİR. HERKES KÜLTÜRÜNÜN, TOPLUMSAL HAFIZASININ GEREĞİNİ YAPAR. VESSELAM